Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/365 E. 2026/535 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/365
Karar No
2026/535
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1180 E., 2025/1579 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/1137 E., 2022/698 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı kooperatifin üyesi olduklarını, kooperatifin toplam 14 üyesinin olduğunu, davacılar haricindeki 12 üyenin bağımsız bölüm inşaatlarının tamamlandığını ve noter huzurunda çekilen kura ile evlerini teslim aldıklarını, sadece 12 adet bağımsız bölüm yapılarak tamamlandığından çektikleri boş oy (kura) nedeniyle herhangi bir kazanımlarının olmadığını, kooperatifin bitirilen ve hak sahibi üyelere teslim edilen 12 adet arsa ve üzerinde bitirilmiş 12 adet bağımsız bölüm haricinde halen boş olarak mevcudiyetini korumakta olan parselleri olduğunu, 1 41... ve 3 nolu parsellere müvekkilleri adına da bağımsız bölüm yapılması kararlaştırılmışken iken bu güne kadar hiçbir şekilde inşaat faaliyetine başlanmadığını, 1 41... ve 3 parseller ayrık tutularak kooperatife ait ve boş arsa olan 1 41... , 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11 nolu parsellerin satılarak paraya çevrilmesinin genel kurul toplantısında kararlaştırıldığını, bu taşınmazlara ilişkin satış yetkisinin mahkemece kendilerine verilmesini, 14... ve 3 parseller üzerinde 3.kişi sıfatına sahip müteahhitlere söz konusu bağımsız bölümlerin yapılıp kullanılacak hale getirilmeleri niteliklerini haiz olarak inşaatların başlanıp bitirilmesi konusunda tam yetki verilmesini, satış yetkisi istenen gayrimenkullerin satış bedellerinin mevcut imalatı tamamlamaya yetmemesi durumunda kooperatif tüzel kişiliğinden ve rücuen diğer üyelerden üyelik payları nispetinde ayrı ayrı tahsiline karar verilmesini ayrıca ıslah dilekçesi ile kura tarihindeki dubleks bir evin bedelinin faizi ile birlikte hesaplanarak her bir davacı için ayrı ayrı 150.000,00 TL tahsisi gereken dubleks ev bedelinin davalıdan tahsili yönünde davanın alacak davası olarak ıslah edildiği belirtilerek davanın kabulünü talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep sonucuna bakıldığında kooperatif genel kurul ve yönetim kurulu yetkilerinin kendilerine verilmesini talep etmiş olduklarını, bu yetkilerin üyelere veya 3.kişilere devredilebileceğine ilişkin yasal düzenleme olmadığını, kooperatifin üyelerinden herhangi birine genel kurul ya da yönetim kurulunun tekelinde olan yetkilerin mahkeme aracılığı ile üyeye tanınmasını düzenleyen herhangi bir mevzuatın söz konusu olmadığını, noter huzurunda çekilen kura sonucu boş ev çeken davacıların kooperatife ait 1 41... ve 3 no'lu parsellerde bağımsız bölüm tamamlandıktan taraflarına teslim edileceğini ancak bu parsellere bağımsız bölüm yapılmadan önce gerekli olan istinat duvarı (taş duvar hafriyat) yapılmasının gerektiğini, kooperatifçe bu bağımsız bölümlerin plan ve projelerinin hazırlanmış olduğunu, inşaatın tamamlanabilmesi için gereken paranın kasada olmadığını, 28.06.2017 tarihli genel kurul kararında davacıların kooperatife olan borçlarını ödemeleri halinde evlerin yapılacağının karara bağlandığını, davacı üyelerin ödeme yapmadıklarını, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama sırasında davacıların 12/06/2018 tarihli yönetim kurulu kararı ile kooperatif ortaklığından çıkarıldığı ve çıkarma kararının kesinleştiği, davacıların 24.09.2019 tarihli dilekçeleri ile davanın konusunun alacak davası olarak ıslah ettikleri yönünde ıslah dilekçesi sunulduğu, davacılar vekilince sunulan 30.09.2020 tarihli ıslah dilekçesini açıklama dilekçesi ile kura tarihindeki dupleks bir evin bedeli ve faizini talep ettiklerini, kuranın yapıldığı tarihte her bir dubleks evin bedelinin 150.000,00 TL olduğunu, bu nedenle davacılar adına ayrı ayrı davayı 150.000,00 TL alacak olarak ıslah ettikleri yönünde beyanda bulunduğu, çıkarılan kooperatif üyesi olmayan davacılara ödediği sermaye bedellerinin iade sorumluluğu bulunduğu, ancak davacıların ıslah dilekçesi ile bu yönde bir talebinin olmadığı, diğer üyelere verilen evin rayiç değerini talep hakkının kendisine ev verilmeyen ya da teslim edilmeyen ortaklara ait olduğu, ıslah dilekçesi ile talep ettikleri kooperatif üyesi ortaklara verilen evin kura tarihi itibariyle rayiç değerini ise Kooperatifler Kanun'un 17. maddesi gereğince Anasözleşmede bu yönde bir hakkın olduğuna ilişkin bir hüküm bulunması halinde talep edebileceği, davalı kooperatifin ana sözleşmesinin 15. maddesinde devir dışında ortaklığı sona erenlerin neleri talep edebileceğinin açıkça belirtildiği, davalı kooperatif üyeliğinden çıkarılan davacıların, kooperatif üyesi ortağın talep edebileceği diğer ortaklara verilen evin rayiç değerini talep edemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile verilen kararın kaldırılmasına ve davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı olduğu, her bir davacının davası bağımsızlığını koruduğu, davacıların her ikisinin de davası reddedildiği nazara alınarak davalı lehine her bir davacı yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmolunması gerektiği gerekçesiyle davalı lehine her iki davacı yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili davacılar adına ayrı ayrı sunduğu temyiz dilekçelerinde; a.Davanın açıldığı tarihte davacıların aktif ehliyeti olduğunu, kendilerinden kaynaklanmayan sebeplerle kooperatifin eylemi neticesinde üyelikten ihraç edildiklerini o sebeple verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, b.İstinaf ilamında emsal yapılan Yargıtay 23. Hukuk Dairesi kararlarına bakıldığında davanın kooperatif üyeliğinin tespiti davası olduğu, dosya münderecatının temyize konu dava gerekçesi ve münderecatıyla uyuşmadığı, kooperatif üyeliğinde ihraç edilen ve ihracının kesinleştiği anlaşılan davacının çıkma alacağının talep edildiği, yeniden üyelik başvurusu ve kabulünün olmadığı ve sair gerekçeler yansıtıldığı ancak hiçbir şekilde mahkemenin davanın reddi kararına esaslı delil olabilecek şekilde aktif dava husumet ehliyetinin varlığıyla ilgili net bir tespit yapılmadığını, c.İstinafın hukuki nitelendirmesinin yanlış olduğunu, davanın üyelik nedeniyle konut veya ayni hak talebine ilişkin olmadığını, üyelik süresinde doğmuş, teslimin imkansız hale gelmesi nedeniyle paraya dönüşmüş alacak talebi olduğunu, hukuki nitelendirmenin bozma nedeni olduğunu, d.Üyelikten çıkarılmış olmanın üyelikte ... hakları sona erdirmeyeceğini, e.Islah dilekçesi esas alınmadan karar verildiğini, f.Çıkarma kararının hukuka uygunluğunun incelenmediğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kooperatif üyeliğinden ihraç edilen davacıların kendilerine teslimi gereken konutlar karşılığı tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre ve özellikle kooperatif üyesi olan davacılar hakkında ihraç kararları verilmiş olması ve ihraç kararlarının kesinleşmesi ile kooperatif üyeliği sıfatlarının kaybedilmesi sonrasında Kooperatifler Kanunu 17. maddesi ve Anasözleşmenin 15. maddesi uyarınca üyelikten çıkarılan davacı kooperatif ortaklarının çıkma payına ilişkin alacak ve haklarını talep etmeleri mümkün olmasına göre verilen karar usul ve kanuna uygun olup, davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine , Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2026/365, K. 2026/535, T. 16.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2026-365-e-2026-535-k-e76d17b10c1b