Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/2876 E. 2026/2960 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2876
- Karar No
- 2026/2960
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıf.) SAYISI : 2016/420 E., 2025/113 K.
Dairemizin 05.03.2026 tarihli, 2025/1896 E., 2026/851 K. sayılı bozma kararına karşı asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... Konut Yapı Kooperatifi vekilince karar düzeltme talebinde bulunulmuş olmakla; yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA 1. Asıl davada davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ve ek sözleşmeler gereğince 108 daire yapılarak 48 dairenin arsa sahibine, 60 dairenin müvekkili kooperatife kalmasının kararlaştırıldığını, arsa sahibine bırakılacak dairelerden 32 tanesinin yüklenici tarafından 16 tanesinin ise, arsa sahibi kooperatif tarafından yapımının üstlenildiğini, her iki inşaatın da 16 dairenin bitim tarihinde bitmesinin kararlaştırılmasına rağmen, davalının inşaatların süresinde teslim edilmediği gerekçesiyle sözleşmeyi feshettiğini, Aydın 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2000/288 D. İş sayılı kararı ile inşaatların davalı kooperatife teslim edildiğini, yine Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2000/993 Esas sayılı dosyası ile açılan dava ve karşı davanın yargılaması sonunda, 14.10.2002 tarihli karar ile inşaatların müvekkilince yapılmak üzere davacı müvekkiline teslimine karar verildiğini, kararın 15.10.2004 tarihinde kesinleştiğini, ancak daha önce verilen tedbir kararı gereğince inşaatların müvekkilince yapılmasının mümkün olmadığını, bu arada davalı arsa sahibi kooperatif tarafından inşaatın bitirilmiş olması nedeniyle, arsa sahibi inşaatları müvekkiline teslim edemediğinden davalının temerrüde düştüğünü, 2000/993 Esas sayılı dosyada alınan 30.04.2002 tarihli bilirkişi raporuna göre, davacı kooperatifin yapması gereken 48 dairelik inşaatta %82,75'lik imalat gerçekleştirildiğinden müvekkiline verilecek 60 daireden %82,75 oran karşılığında 49,65 dairenin müvekkiline verilmesi gerektiğini, ayrıca davalıya teslim edilen malzemelerin kullanılamayacak durumda olduğunu, bu süre içinde inşaat ruhsatının iptal edilmesi nedeniyle yeniden inşaat ruhsatı alınması gerektiğini, inşaata başlanamadığını ve bu arada maliyetlerin arttığını ileri sürerek, haklı sebeplerle sözleşmenin feshine, taşınmazdaki davalı kooperatif adına olan 49,65 dairelik arsa payının iptali ile davacı kooperatif adına tesciline, 31.120,95 TL malzeme gideri, 105.000,00 TL inşaat ruhsatı yenileme gideri, 5.000,00 TL inşaat maliyet farkı olmak üzere toplam 141.120,95 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı arsa sahibi vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ve ek sözleşmeler gereği yapılacak bloklardan davacıya 48 daire teslim edilmesi, ancak bunun 32 adetinin davalı kooperatifçe, kalan 16 dairenin ise davacı tarafından yapılmasının kararlaştırıldığını, inşaatta toplam 22,5 ay gecikme olduğunu, gecikme nedeniyle inşaat maliyetinden kaynaklanan zararlarının olduğunu, eksik ve ayıplı işler bulunduğunu, balkonlardaki eksik ve hatalı imalat nedeniyle bağımsız bölümlerde değer kaybı olduğunu, proje tadilatı yapılması nedeniyle masraf yaptıklarını, ayrıca inşaattaki davalıya ait bir kısım malzemenin korunması amacıyla 2 yıl boyunca çalıştırılan bekçiye ödeme yapıldığını ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL kira tazminatı, 10.000,00 TL inşaat maliyetine ilişkin zarar, 12.344,62 TL balkonların desteklenmesi için yapılan masraf, 32.000,00 TL hatalı balkon imalatı nedeniyle değer kaybı ve 3.250,00 TL plan tadilat projesi ve belediye cezası ile 10.000,00 TL bekçi masrafının yasal faizleriyle birlikte davalı kooperatiften tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Asıl davada davalı arsa sahibi vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen 24.02.1999 tarihli ek sözleşme gereğince davacı tarafından yapılacak 32 dairenin 10.06.1999 tarihinde bitirilmesi gerekirken bitirilmediğinden, davacının hak talebinde bulunamayacağını, ancak Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2000/993 Esas sayılı dosyasında müvekkili tarafından başka yükleniciye yaptırılan inşaatlar da dahil edilerek inşaatların %82,75 oranında tamamlandığına ilişkin rapor üzerine verilen kararın kesinleşmesi nedeniyle, müvekkilinin arsa payına ilişkin talebi yerine getirmeye çalıştığından bu husustaki talebin yersiz olduğunu, yükleniciye çekilen ihtarlar ile inşaatın hızlandırılarak en son 15.02.2000 tarihine kadar teslim edilmesinin istendiğini, yeterli çalışma yapılmadığından inşaatların mahkeme kararı ile müvekkiline teslim edildiğini, buna rağmen davacının fesih ve tazminat isteğinin haksız olduğunu, inşaatlara başlanamamasının davacının kusurundan kaynaklandığını, malzemeleri teslim alması hususunda davacıya ihtarlar gönderilmesine rağmen davacının malzemelerin kendisine ait olmadığını bildirdiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davalı yüklenici vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen sözleşmeler gereği müvekkilinin yapmakla yükümlü olduğu 32 dairenin bitim tarihinin, davacı tarafından yapılacak 16 daire ile aynı tarih olarak belirlenmesine rağmen, davacı arsa sahibinin inşaatların süresinde teslim edilmediğinden bahisle akdi feshettiğini, Aydın 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/288 D.İş sayılı dosyası ile taşınmazların davacıya teslimine karar verildiğini, çekişmenin önlenmesi için açılan Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kesinleşen 2000/993 Esas, 2002/921 Karar sayılı kararı ile davanın reddine, inşaatların yapımının yüklenici kooperatif tarafından gerçekleştirilmesi için yükleniciye teslimine karar verilerek kesinleştiğini, söz konusu dosyada 48 dairelik inşaat yönünden % 82,75 oranında imalat yapıldığının belirlendiğini, davacının kira tazminatı istemesine rağmen, Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kesinleşen 2000/993 Esas, 2002/921 Karar sayılı ilâmında müvekkilinin edimlerini yerine getirdiği için kooperatifin fesih isteminin yerinde görülmediğini, bu nedenle kira tazminatı istenemeyeceğini, inşaatları müvekkiline teslim eden mahkeme kararına rağmen davacının inşaatların yapımına izin vermeyerek kendilerini zarara uğrattığını, bu nedenle bu aşamada yapılan inşaatların bedelinin istenemeyeceğini, balkonlardaki çatlama hususundaki açıklamaları kabul etmediklerini, işi sağlam olarak yaptıklarından iyileştirme bedeli talebini kabul etmediklerini, bunun açık ayıp olup, süresinde bildirilmediğini, davacının inşaat alanının güvenliği için tuttuğu bekçinin giderlerinin kendilerinden istenemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.05.2010 tarihli kararıyla, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMAVE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Mahkemenin 05.05.2010 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 30.12.2011 tarihli ilâmıyla,"Taraflar arasında 31.12.1996 tarihli asıl, 02.04.19 97... .02.1999 tarihli ek sözleşmeler ile kat karşılığı inşaat yapımı kararlaştırılmıştır. Sözleşmelere konu olan taşınmazlar tapuda davalı kooperatif adına kayıtlı olan Aydın ili Merkez ilçesi 1. Bölge Bucağı ... Mahallesi mevkiinde kâin 7 20... , 65 70... ve 7 20... parsel nolu taşınmazlardır. Sözü edilen bu taşınmazlar ifraz ve tevhit sebebiyle kapatılmış 19 23... parsel ve 65 70... parsel olarak davalı kooperatif adına kat irtifakı tesis edilerek tescil edilmiştir. Mahkemece tapu iptâli ve tescil kararı verilirken sadece sözleşmeye konu olan taşınmazlardan sözedilmesi ve ifraz-tevhid sonucu oluşan taşınmazların hangileri olduğu belirtilmeksizin taşınmazda 49,65 dairelik arsa payının davalı kooperatif adına olan tapu kaydının iptâli ile davacı kooperatif adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi infazı kabil olmayan bir karar niteliğindedir. Hüküm fıkrasında infazı kabil olacak şekilde hüküm oluşturulması HMK'nın 297. maddesi hükmü gereğidir. Bu itibarla hüküm fıkrasında tevhidle oluşan taşınmazların ada ve parsel numaraları açıkca zikredilerek ve davacı kooperatif adına tesciline karar verilen 49,65 adet dairenin hangi parselde yer aldığı, tescil edilen bağımsız bölümlerin numaraları ve arsa payları da gösterilmek suretiyle, infazı kabil olacak şekilde hüküm kurulması gerekirken, bu husus nazara alınmayarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır" gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2.Mahkemenin 23.01.2015 tarihli kararıyla; bozmaya uyularak, davanın kısmen kabulü ile A, B, C, D, E, F, G, H, I, İ bloklarda 6'şar adet bağımsız bölümlere ait tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, davacının tazminat taleplerinin reddine, taraflar arasındaki sözleşmenin fesholunduğunun tespitine karar verilmiştir.
Mahkemenin 23.01.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi'nin 28.01.2016 tarihli ilâmıyla, "...Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin yukarıda anılan bozma ilamında; mahkeme kararının hüküm fıkrasında tevhit ile oluşturulan taşınmazların ada ve parsel numaraları açıkça zikredilerek ve davacı kooperatif adına tesciline karar verilen 49,65 adet dairenin hangi parselde yer aldığı, tescil edilen bağımsız bölümlerin numaraları ve arsa payları da gösterilmek suretiyle, infazı kabil olacak şekilde hüküm kurulması gereğine değinilmesine rağmen, mahkemece verilen hükmün infazının halen mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında mahkemece alınan 31.07.2013 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, 65 70... parselde 10 blokta 60 dairenin mevcut olduğu, her bir dairenin arsa payının 2/120 olması gerekirken, 8 blokta 48 daire ve her dairenin 2/96 payının bulunduğu, hatalı olan bu gösterimin vaziyet planına uygunluğu denetlenmeden tapu müdürlüğünce hatalı tescil yapıldığı, yine 19 23... parselde 8 blokta 48 daire ve her dairenin 2/96 payı bulunması gerekirken 10 blokta 60 daire ve her dairenin 2/120 payı bulunduğu, tapu müdürlüğünce de bu şekilde kaydedildiği belirtilmiştir. Bu durumda, mahkemece verilen kararın tapu kayıtları ve vaziyet planı ile uyuşmadığı, infazının mümkün olmadığı görülmektedir. Mahkemece verilen hükmün, sözleşmeye, mahallindeki duruma, dosya kapsamına ve onaylı projesi ile vaziyet planlarına uygun olması, tereddüt uyandırmayıp, infazının mümkün olması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, gerektiğinde mahallinde yeniden keşif yapılarak, bozma ilamında belirtilen ilkeler, sözleşme hükümleri, onaylı proje ve vaziyet planları, davacının talepleri de gözetilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde verilen karar doğru olmamıştır" gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
3. Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, asıl dava bakımından, sözleşmeye konu taşınmazda toplam 108 adet daire yapılmasının ve bunlardan 60 adetinin davacıya, 48 adedinin davalıya verileceğinin kararlaştırıldığı, davalıya verilecek olan taşınmazların bir kısmının davacı imalatı, bir kısmının davalı imalatı ile tamamlandığı ve 48 adet dairenin tapularının kat irtifakının 65 70... nolu parselde oluşturulduğu, ancak karar tarihi itibari ile 65 70... parsel üzerindeki kat mülkiyetinin terkin edildiği, halihazırda taşınmaz üzerinde dairelerin mevcut olduğu, fakat kat irtifakının olmadığı, davacı yükleniciye verilecek meskenlerin davacı tarafça yapılmadığı, davacıya verilmesi gereken 60 daireye denk gelen meskenlerin 19 23... nolu parsel üzerine tekabül ettiği, fakat bu parselin de karar tarihi itibari ile arsa vasfında olduğu, davacının 19 23... nolu parselin tescilini istemekte haklı olduğu, Yargıtay'ın hükmün infaza elverişli olması gerektiği yönündeki bozma ilamları da göz önüne alındığında, 19 23... parsel sayılı taşınmazın hali hazırda arsa vasfında olduğu, üzerinde kat mülkiyeti tesis edilmediği anlaşıldığından, Aydın ili ... ilçesi ... Mahallesi 19 23... parsel sayılı taşınmazın davalı ... Konut Yapı Kooperatifi adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi gerektiği, Aydın ili ... ilçesi ... Mahallesi 65 70... parsel sayılı taşınmaz yönünden ise, 09.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda 65 70... parsel sayılı taşınmaz üzerinde 8 blok 48 daire yapıldığı, bu dairelerin davalı ...'in hissesine düşen daireler olduğu ve yine bu dairelerde halihazırda davalı ... Konut Yapı Kooperatifinin üyelerinin oturduğu, bu bağlamda taşınmazın üzerinde kat mülkiyeti de tesis edilmediğinden taşınmazın bir kısmının tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi halinde üst arza tabi olduğundan halihazırda taşınmazlarda oturan ve tapu kaydına güvenerek hak iktisap eden dava dışı 3. şahısların (davalı kooperatif üyelerinin) hak kayıplarının olacağı ve bu durumun da sosyal sorunlara yol açacağı, menfaatler dengesi gözetildiğinde davacının 65 70... parsel sayılı taşınmaza ilişkin ayrı bir dava açmak suretiyle tazminat talep edebileceği, bu nedenle işbu parsel yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulduğu, davacının malzeme bedeli talebinde haklı olmadığı, usulüne uygun olarak davalı tarafça temerrüde düşürüldüğü, ihtara rağmen malzemelerin inşaat alanından davacı tarafça alınmadığı, bu yüzden malzeme bedeline yönelik talebinin reddine karar verildiği, taraflar arasındaki akdin fesholduğu, davacının yeniden ruhsat alması için herhangi bir masraf yapmadığı, fesih halinde menfi zararların istenebileceği, sözleşmeden kaynaklanmayan olumsuz zararın oluşmadığı, bu nedenle yeniden ruhsat alınmasına yönelik tazminat taleplerinin reddine karar verildiği, davacının kendi eylemi ile kusurlu hareket ettiği, kooperatif olarak genel kurullarında davaya konu 19 23... parselde inşaatların yapılması hususunda bir karar almadığı, sözleşmeye göre de kendisine verilmesi kararlaştırılan meskenleri de yapmadığı, hala taşınmazda mesken bulunmadığı, bu yüzden yapılmayan inşaattan dolayı maliyet farkı isteyemeyeceği, bu nedenle maliyet farkı talebinin reddine karar verildiği belirtilerek, asıl davada, davanın kısmen kabulü ile dava konusu Aydın ili ... ilçesi ... Mahallesi 19 23... parsel sayılı taşınmazın davalı ... Konut Yapı Kooperatifi adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu Aydın ili ... ilçesi ... Mahallesi 65 70... parsel sayılı taşınmaz yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacı ... Konut Yapı Kooperatifinin maddi tazminat ve diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Birleşen dava bakımından ise, davalının sözleşme gereğince yapılmasını üstlendiği inşaatın balkonlarını hatalı yaptığı, davacı tarafından balkonlara güçlendirme yapıldığı, güçlendirme için ödenen 12.344,62 TL'nin kusurlu davalıdan tahsilinin gerektiği, bunun dışındaki davacı taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 12.344,62 TL'nin dava tarihi olan 19.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte birleşen dosya davalısı ... Konut Yapı Kooperatifinden alınarak davacı ... Konut Yapı Kooperatifine ödenmesine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı-birleşen dava davalı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 2025/1896 Esas, 2026/851 Karar, 05.03.2026 tarihli kararı ile temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; asıl davada davacı-birleşen davada davalı yüklenici vekilinin birleşen davaya yönelik tüm, asıl dava yönünden ise aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının yerinde görülmediği, asıl dava yönünden diğer temyiz itirazlarına ilişkin olarak da; mahkemece asıl davada verilen karar ile sözleşmenin ileriye etkili feshi sonucu sözleşme ilişkisi tasfiye edilmiş olup, mahkemece, 1,65 adet daire yönünden ayrı bir dava açılmak suretiyle tazminat talep edilebileceği gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, tapu iptali ve tescile karar verilemeyen 1,65 adet daire yönünden, tasfiyenin 1,65 adet dairenin bedeli belirlenerek, bu bedelin davacı kooperatife ödenmesi yoluyla yapılması adalet ve hakkaniyet ilkeleri ile tasfiyenin amacına uygun olacağı, bu durumda, mahkemece konusunda uzman bilirkişiden 1,65 adet dairenin karar tarihine en yakın tarihteki güncel rayiç değerinin belirlenmesi için rapor alınması ve belirlenen değerin davalı arsa sahibinden tahsiline karar verilmesi gerektiği belirtilerek, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Sebepleri Davacı vekili karar düzeltme dilekçesinde; bozma ilamının 1. bendindeki tespitlerin hatalı olduğunu, önceki bozma ilamlarında “diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına” karar verildiğini, müvekkilinin kusursuz olduğunun kesinleşen haksız ihtiyati tedbir, haksız fesih ve kesinleşen ileriye etkili fesih ile ilgili temyiz taleplerini karşılayan belirleme ve değerlendirme yapılmaması nedeniyle hukuk kurallarına uyulmadığını, 2.bentteki bozma nedeninin hukuka aykırı ve hatalı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmenin feshi, tapu iptali ve tescil ile tazminat ve alacak istemlerine ilişkindir.
1.Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre davacı-birleşen davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirisine uymayan diğer karar düzeltme itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dairemiz 30.12.20 11... .01.2016 tarihli bozma ilamlarında; mahkeme kararının bozulmasını gerektiren husus açıklandıktan sonra bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığı belirtilerek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Son bozma ilamı ile bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; asıl davada davacı-birleşen davada davalı yüklenici vekilinin birleşen davaya yönelik tüm, asıl dava yönünden ise aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının yerinde görülmediği, 1,65 adet dairenin karar tarihine en yakın tarihteki güncel rayiç değerinin belirlenmesi için rapor alınması ve belirlenen değerin davalı arsa sahibinden tahsiline karar verilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiş olup bu durumda, asıl ve birleşen davalarla ilgili olarak önceki bozma ilamları uyarınca usuli kazanılmış hakka ilişkin herhangi bir husus bulunmadığı, bu defa yapılan incelemede anlaşılmakla; davacı-birleşen dava davalı vekilinin diğer karar düzeltme isteminin kabulüne karar verilerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
3. Asıl ve birleşen davalarla ilgili olarak Dairemizce daha önce yapılan incelemeler sonucu verilen bozma ilamları uyarınca usuli kazanılmış hakka ilişkin herhangi bir husus bulunmadığı anlaşılmış olup, asıl ve birleşen dosya ile ilgili temyiz istemlerine ilişkin olarak her iki dosyanın da bir bütün olarak ele alınması ve esas yönünden yapılan inceleme sonucunda; temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı-birleşen davalı vekilinin asıl davaya ilişkin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Diğer temyiz itirazlarının incelenmesi neticesinde; mahkemece davacı kooperatife verilmesi gereken 1,65 adet daire yönünden, "bu dairelerde halihazırda davalı ... Konut Yapı Kooperatifinin üyelerinin oturduğu, bu bağlamda taşınmazın üzerinde kat mülkiyeti de tesis edilmediğinden taşınmazın bir kısmının tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi halinde, üst arza tabi olduğundan halihazırda taşınmazlarda oturan ve tapu kaydına güvenerek hak iktisap eden dava dışı 3. şahısların (davalı kooperatif üyelerinin) hak kayıplarının olacağı ve bu durumun da sosyal sorunlara yol açacağı, menfaatler dengesi gözetildiğinde davacının 65 70... parsel sayılı taşınmaza ilişkin ayrı bir dava açmak suretiyle tazminat talep edebileceği" gerekçesiyle 1,65 adet dairenin verilmesi gereken 65 70... parsel sayılı taşınmaz yönünden "karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir. Asıl davada verilen karar ile sözleşmenin ileriye etkili feshi sonucu sözleşme ilişkisi tasfiye edilmiş olup, mahkemece, 1,65 adet daire yönünden ayrı bir dava açılmak suretiyle tazminat talep edilebileceği gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Tapu iptali ve tescile karar verilemeyen 1,65 adet daire yönünden, tasfiyenin 1,65 adet dairenin bedeli belirlenerek, bu bedelin davacı kooperatife ödenmesi yoluyla yapılması adalet ve hakkaniyet ilkeleri ile tasfiyenin amacına uygun olacaktır.
Bu durumda, mahkemece konusunda uzman bilirkişiden 1,65 adet dairenin karar tarihine en yakın tarihteki güncel rayiç değerinin belirlenmesi için rapor alınması ve belirlenen değerin davalı arsa sahibinden tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
5. Birleşen davaya yönelik yapılan incelemede; temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı-birleşen dava davalı vekilince birleşen davaya ilişkin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR 1. Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı-birleşen davalı vekilinin diğer karar düzeltme itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı-birleşen dava davalı vekilinin karar düzeltme isteminin KABULÜ ile Dairemizin 2025/1896 Esas, 2026/851 Karar, 05.03.2026 tarihli ilamının KALDIRILMASINA, 3. Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı-birleşen dava davalı vekilinin asıl davaya ilişkin diğer temyiz itirazlarının reddine,
4. Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (4) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle asıl davaya ilişkin mahkeme kararının BOZULMASINA,
5. Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (5) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı-birleşen dava davalı vekilinin birleşen davaya ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile birleşen davaya ilişkin mahkeme kararının ONANMASINA,
Birleşen dava yönünden fazla yatırılan harç ile peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde davacı-birleşen davada davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.