Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/404 E. 2025/4494 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/404
- Karar No
- 2025/4494
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/12 E., 2024/602 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 05.08.2014 tarihinde “E-fatura yazılım lisansı ve işbirliği sözleşmesi” imzalandığını, sözleşme uyarınca öngörülen platform ve donanım üzerinde gerekli sistem ve yazılımın kullanım lisansının davalı şirkete verildiğini ve dava dışı ... İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin adresindeki ... Veri Merkezi bünyesinde bulunan sunuculara (server’lara) kurulumun eksiksiz olarak yapıldığını, akabinde sunucuların davalının kullanımına açıldığını, davalı şirketin sözleşme çerçevesinde kullanım lisansına sahip olduğu bu yazılıma dayanarak Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan “...” yetkisi aldığını ve bu yetkinin 21.11.2014'de Gelir İdaresi Başkanlığının internet sayfasında yayınlandığını, davacı tarafından yazılımın serverlara yüklenerek kullanıma hazır hale getirilmesine, kurumsal kimlik uygulamaları yapılmasına ve sözleşme çerçevesinde davalıya lisans verilmesine rağmen davalının faturaları iade ettiğini ve sözleşmede yer alan ve davacıya ödenmesi gereken bedelleri ödemediğini, bu nedenle davalı aleyhine dört ayrı icra takibi başlattıklarını, davalının takiplere haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini belirterek, icra takiplerine yapılan itirazın iptâline ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının edimini eksiksiz ifa etmiş olması ve sözleşmenin 10. maddesinde öngörülen bedellere hak kazanması için 5. maddede öngörülen unsurların tamamını yerine getirmesi gerektiğini, oysa davacının yüklenicinin yükümlülüklerinin yazılı olduğu 5. maddedeki edimlerin hiçbirini yerine getirmediğini, eğer davacı bunların tamamını yerine getirdiğini ileri sürüyorsa, bu iddiasını somut delillerle ispat etmek zorunda olduğunu, davacının yükümlülüğünün eseri ... sistemine kurmaktan ibaret olmadığını, kurduğu sistemin davalıya çalışır olarak sözleşmede kararlaştırılan diğer özelliklerle birlikte teslim etmek olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 19.04.2018 tarihli ve 2017/368 Esas, 2018/367 Karar sayılı kararı ile, hükme esas alınan 19.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda “davacı tarafın iddialarında teknik yönden haklı bulunmadığından söz edilmesinin güç göründüğü” belirtilerek davacının asıl alacak ve işlemiş faiz dahil 1.445.201,78 TL alacaklı olduğu sonucuna varılmış ve davanın kabulü ile, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle İstanbul 37. İcra Dairesinin 2015/23743 Esas sayılı takip dosyasında 290.297,76 TL asıl alacak ile 16.235,60 TL işlemiş faiz olmak üzere 306.533,36 TL, İstanbul 37 İcra Dairesinin 2015/23744 Esas sayılı takip dosyasında 775.557,95 TL asıl alacak ile 29.830,08Tl işlemiş faiz olmak üzere 805.388,03 TL, İstanbul 37 İcra Dairesinin 2015/34138 Esas sayılı takip dosyasında 273.854,40 TL asıl alacak ile 2.738,55 TL işlemiş faiz olmak üzere 276.592,95 TL, İstanbul 37. İcra Dairesinin 2015/34139 Esas sayılı takip dosyasında 56.126,18 TL asıl alacak ile 561,26 TL işlemiş faiz olmak üzere 56.687,44 TL'nin neticeten tüm icra dosyaları yönünden 1.395.836,29 TL asıl alacak 49.365,49 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 1.445.201,78 TL alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki itirazın iptaline,davalı tarafın likit olan alacak nedeniyle alacağın %20'ye tekabül eden 289.040,40 TL icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Mahkemenin 19.04.2018 tarihli kararının süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 01.10.2020 tarihli ve 2020/1623 Esas, 2020/2638 Karar sayılı ilâmı ile,"... sözleşmesinde yüklenicinin iş bedeline hak kazanabilmesi için eseri sözleşme ve ekleri, fen ve tekniği ile iş sahibinin ondan beklediği amaca uygun olarak yapması ve teslim etmesi gerekir.Yüklenicinin sözleşme hükümlerine göre işi tamamlayıp bedeline hak kazanıp kazanmadığının tespiti ve miktarı ihtilaf teknik içerikli olduğundan teknik bilirkişi incelemesine bağlıdır. Mahkemece de bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi kurulundan 19.12.2017 tarihli rapor alınmıştır. Davalı vekili tarafından alınan bilirkişi raporuna ayrıntılı ve gerekçeli olarak itiraz edilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 266/1 maddesinde; “Mahkeme çözümü hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.” denildikten sonra devam eden maddelerde bilirkişi incelemesi ile ilgili prosedür düzenlenmiş, bilirkişi raporuna itiraz başlıklı 281. maddesinde bilirkişi raporuna itiraz üzerine yapılacak işlemler gösterilmiştir. Söz konusu maddenin 2. bendinde itiraz üzerine veya kendiliğinden mahkemenin, bilirkişi raporundaki eksiklik veya belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da isteyebileceği, 3. bendinde de mahkemenin, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme yaptırabileceği belirtilmiştir. Mahkemece yukarıda da değinildiği gibi bilirkişi raporuna davalı vekili tarafından itiraz edilmesine rağmen ek rapor veya yeniden rapor alınması yönüne gidilmemiştir. Bu durumda mahkemece davalı iş sahibi tarafından, yüklenicinin edimini sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmediği, özellikle sözleşmenin 5. maddesinde gösterilen yükümlülüklerin hiçbirinin ifa edilmediği, bu nedenle bedele hak kazanılmadığı ve alınan bilirkişi kurulu raporunda bu hususun incelenmediği savunulduğundan ve davacı vekilince, düzenlenen bilirkişi raporuna ayrıntılı ve teknik içerikli olarak itiraz edildiğinden 6100 sayılı HMK’nın 281/2. maddesi hükmünce itirazları karşılayacak biçimde ve delil olarak dosyaya sunulan tespit dosyaları ile e-mail yazışmaları da incelenip değerlendirilerek gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alınıp sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, sözleşmenin 10.5 maddesinde davalının kendisine faturaların ulaşmasından itibaren 10 gün içerisinde davacıya ödeme yapacağı, yine 10.10 maddesinde ise sözleşme ile belirlenen ödemelerin gecikmesi halinde, ödenmesi gereken bedel üzerinden aylık %1 gecikme faizi uygulanacağı kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin 10.10 maddesinde akdi faiz kararlaştırılmış olup, fatura tarihlerinden önce miktarı belirtilmiş bir alacağı içerir ihtarname gönderilerek davalı temerrüde düşürülmemiştir. Bu durumda sözleşmenin 10.5 maddesi uyarınca davalıya faturaların ulaştığı tarihler araştırılıp bu tarihlere ilave edilecek 10 günlük sürenin sonundan (faturaların davalıya ulaştığı tarihin belirlenememesi halinde davalının faturaları iade ettiği yazı veya ihtarname tarihinin en geç faturaların davalıya ulaştığı tarih kabul edilerek yazı veya ihtarname tarihine eklenecek 10 günlük sürenin sonundan) itibaren kabul edilecek alacak miktarı üzerinden takip tarihine kadar sözleşmenin 10.10 maddesi uyarınca, bilirkişilerden alınacak ek raporla bilirkişilere işlemiş faiz hesabı yaptırılarak işlemiş faiz yönünden karar verilmesi gerekirken “faturanın davalı tarafa tebliğ edildiğinin tartışmasız olduğu, bu kapsamda davacı tarafın faiz talebinin yerinde olduğu” gerekçesiyle eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi de yanlış olmuştur.
Bunların dışında; itirazın iptâli davasında İcra İflas Kanunu'nun 67/II maddesi hükmünce borçlunun icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için alacağın likit ve borçlunun itirazının da haksız olması gerekir. Somut olayda davalı işlemiş faize itirazında haklı olduğu gibi asıl alacağın varlığı ile miktarı yapılacak yargılama ve alınacak bilirkişi raporu ile saptanacağından alacak likit de değildir. Bu halde, koşulları oluşmayan icra inkâr tazminatı isteminin reddi yerine kabulü de usul ve yasaya aykırı olmuştur" gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacı ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak yaptırılması gereken kayıt ve tasdiklerin süresinde yapıldığı ve davacı defterlerine göre, davacının toplam 6.203.690,08 TL davalı şirketten verdiği hizmet karşılığında kestiği faturalar nedeniyle alacaklı olduğu, davalı tarafından yapılan ödemelerin toplam 286.446,18 TL olup, işbu ödemelerin davacı defterlerinde kayıtlı olduğu ve buna göre davacının henüz davalıdan tahsil etmediği fatura bedelinin toplam 5.777,346,79 TL olduğu, mahkemece bozmadan sonra alınan 23.12.2021 günlü bilirkişi raporuna ekli 1 nolu tablo ve 22.12.2022 günlü yine ek 1 nolu tabloda, ve 23.07.2024 tarihli bilirkişi raporunda bozma doğrultusunda yapılan hesaplamalarda dava konusu İstanbul 37. İcra Dairesinin 4 takip dosyasında davacının talep edebileceği asıl alacak ve takip tarihine kadar sözleşmenin 10.5.mad. gereğince davalının faturaların kendisine ulaşmasından itibaren 10 gün içinde ödeme yapacağına ilişkin düzenleme ile, yine 10.10.maddesi gereğince ödemelerin gecikmesi halinde aylık % 1 gecikme faizi uygulanacağına ilişkin düzenlemeler doğrultusunda faturanın davalıya tebliğ edildiği ve dosyadaki deliller ile davacı tarafından teslim alındığının kabul edildiği tarihlerden itibaren icra takip tarihine kadar işleyecek faiz miktarının bozmadan sonra alınan her üç raporda usulüne uygun olarak belirlendiği, işbu 4 icra takibinde asıl alacak toplam 1.395.836,29 TL ve işlemiş faiz 26.678,99 TL olmak üzere toplam 1.422.515,28 TL davacının talep edebileceği alacağın belirlendiği, özellikle raporların tamamında belirlendiği gibi, davalının süresinde verilen hizmetin eksik ve ayıplı verildiğine ilişkin bir bildirim yapmadığı gibi, davalıya Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından özel entegratörlük lisansı verildiği, hosting hizmetinin de ... üzerinden alınarak yine davalının kullanımına hazır hale getirildiği, böylece dava konusu faturalara yönelik hizmetin davalıya verildiğini tespit eden bilirkişi raporlarının dosya kapsamındaki deliller ile uyumlu olduğu ve yazılımın ayıpsız ve eksiksiz olarak (süresinde de yapılmış bir eksik veya ayıp ihbarı bulunmadığından) verildiği, gerekçesiyle, "davanın kısmen kabulü ile;
Davacının davalıdan takip tarihi itibariyle İstanbul 37. İcra Dairesinin 2015/23743 Esas sayılı takip dosyasında 290.297,76 TL asıl alacak ile 7.563,95 TL işlemiş faiz olmak üzere 297.861,71 TL,
İstanbul 37. İcra Dairesinin 2015/23744 Esas sayılı takip dosyasında 775.557,95 TL asıl alacak ile 17.355,15 TL işlemiş faiz olmak üzere 792.913,10 TL,
İstanbul 37. İcra Dairesinin 2015/34138 Esas sayılı takip dosyasında 273.854,40 TL asıl alacak ile 1.460,55 TL işlemiş faiz olmak üzere 275.314,95 TL,
İstanbul 37. İcra Dairesinin 2015/34139 Esas sayılı takip dosyasında 56.126,18 TL asıl alacak ile 299,34 TL işlemiş faiz olmak üzere 56.425,52 TL olmak üzere; tüm icra dosyaları yönünden 1.395.836,29 TL asıl alacak 26.678,99 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 1.422.515,28 TL alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki itirazın iptaline, her bir icra dosyasında takibin yukarıda belirlenen miktar üzerinden takip talepnamesindeki diğer koşullarla birlikte devamına, dava konusu alacağın tespiti yargılamayı gerektirdiğinden koşulları oluşmayan icra inkâr tazminatı isteminin İİK 67. maddesi gereğince reddine, davalı yanın kötüniyet tazminatı isteminin, davacı alacaklının takibi sırf haksız ve kötüniyetli olarak davalıyı zarara uğratmak kastıyla yaptığı ispat edilemediğinden koşulları oluşmadığından reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a.Mahkeme kararında, karara karşı başvuru yapılacak kanun yolunun hatalı gösterildiğini,
b.Yargıtay bozma ilamında yer alan, teknik inceleme yapılması gerektiği yönündeki gerekçelerin hükme esas alınan bilirkişi raporunda karşılanmadığını,
c.Davacı tarafından sözleşmesel yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, davacının, davasını ispat edemediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer verilen e-posta yazışmalarının da davacının hizmeti sözleşmede belirtildiği şekilde tam ve eksiksiz ifa ettiğinin ispatı için yeterli olmadığını,
d.Fatura konusu hizmetin gereği gibi ifa edildiğine dair ispat yükünü yerine getirmeyen davacının, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddedilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili için yapılan dört ayrı icra takibine vaki itirazın iptâli, takiplerin devamı ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun olaya uygun ve içerik itibariyle yeterli ve inandırıcı olduğu, yine, bilirkişi raporunda davacı yüklenici tarafından sözleşmenin 5. maddesinde gösterilen yükümlülüklerin ifa edildiğinin tespit edildiği anlaşılmakla; davalı vekilice temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı harcın temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.