Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3476 E. 2026/1277 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3476
- Karar No
- 2026/1277
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/736 E., 2025/792 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/109 E., 2022/296 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada taraf vekillerince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili Avukat ... ile asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında anahtar teslimi inşaat yapımına ilişkin 07.03.2016 tarihli sözleşme düzenlendiğini, davalı yüklenicinin sözleşmede kararlaştırılan sürede işi teslim etmediğini, yapılan imalatta bir takım eksik ve ayıplı işler bulunduğunu, davalı yüklenici tarafından inşaat sahasına getirildiği halde imalatta kullanılmayan bazı malzemelerin satın alınan firmalara iadesi gerektiğini, malzeme ve işçilik faturalarının müvekkiline ibraz edilmediğini, bunların piyasa fiyatlarına uygun olup olmadığının tespiti gerektiğini, ayırca işin bu kadar gecikmesi nedeniyle müvekkilinin manevi zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, geç teslim nedeniyle 2.000,00 TL cezai şart, mahrum kalınan kira kaybı nedeniyle 1.000,00 TL, davalının edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle müvekkili tarafından yapılan harcamalar için 1.000,00 TL, müvekkiline fatura edilen malzemelerin fatura bedellerinin piyasa rayicinin üzerinde olması nedeniyle 500,00 TL, imalatta kullanılmayan malzemelerin satın alınan firmalara iadesi için gerekli nakliye ve işçilik bedelleri için 500,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi tazminatın ve 5.000,00 TL manevi zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen sözleşme kapsamındaki tüm edimlerini yerine getirmiş olmasına rağmen, davalı iş sahibinin iş bedelini tamamen ödemediğini, müvekkilinin 463.412,62 TL tutarındaki bakiye iş bedeli alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı iş sahibinin ithal asansör talep etmesi nedeniyle iş programının geciktiğini, yine bina ruhsatı konut olarak alındığı halde iş sahibinin iş yeri olarak kiralamak istemesi nedeniyle de iskân belgesi alınmasının geciktiğini, sözleşmenin 9. maddesi uyarınca bu gecikmelerin iş süresine ilave edilmesi gerektiğini, müvekkili yüklenici sözleşmeden kaynaklan tüm edimleri yerine getirmiş ve iskân ruhsatını almış olmasına rağmen, iş bedelinin tamamen ödenmediğini, iskândan önce binanın teslim edildiğini, iş sahibinin kiralık ilanları verdiğini, binada eksik ve ayıplı imalat bulunmadığını, iddia edilen ayıplar açık ayıp olup ihbar yükümlülüğünün süresinde yerine getirilmediğini, bina temizliği yapılmasının iş sahibinin sorumluluğunda olduğunu, iş sahasındaki tuğlaların alınmasına davacının müsaade etmediğini savunarak, asıl davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; asıl dava dilekçesinde de belirttikleri üzere, yüklenicinin süresinde eseri teslim etmediğini, pek çok eksik ve ayıplı imalat bulunduğunu, inşaat sahasında kullanılmayan malzemeyi kaldırmadığını, üçüncü kişilerden alınan mal ve hizmetlerin piyasa fiyatlarının üzerinde olup olmadığının tespiti gerektiğini savunarak, birleşen davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davalı yüklenicinin işi sözleşmede kararlaştırılan sürede teslim etmediği, işin teslimini 3 ay 12 gün geciktiği, sözleşmede hem cezai şart hem de gecikme tazminatı istenebileceği düzenlenmediğinden ve cezayı aşan zarar oluştuğu da ispat edilemediğinden, asıl davada davacı iş sahibinin taleple bağlı kalınarak 2.000,00 TL cezai şart talep edebileceği, sair maddi zarar iddialarının ve manevi tazminat talebinin yerinde görülmediği, birleşen davada davacı yüklenicinin bakiye iş bedeli alacağının işlemiş faizi ile birlikte 455.927,65 TL olarak tespit edildiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile 2.000,00 TL gecikme tazminatının davalıdan tahsiline, sair maddi tazminat taleplerinin ve manevi tazminat talebinin reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile davalının işlemiş faizi ile birlikte toplam 455.927,65 TL alacağa karşı yapmış olduğu itirazın iptaline, icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davada davacı-birleşen davada davalı iş sahibi vekili temyiz dilekçesinde;
a. Yer teslim tarihine göre inşaatın en geç 20.12.2016 tarihinde teslim edilmesi gerektiğini, iskân ruhsatının 05.04.2017 tarihinde alındığını, 05.12.2017 tarihinde yaptırdıkları delil tespitinde inşaat seviyesinin %63,56 olduğunun tespit edildiğini, mahkemece gecikme tazminatı alacakları yönünden denetime elverişli rapor alınmadan taleple bağlı kalındığı belirtilerek 2.000,00 TL gecikme tazminatına hükmedildiğini, alacağın ne kadar olduğunun kesin olarak tespit edilmediğini,
b. Maddi tazminat isteminin reddinin hatalı olduğunu, yaptırdıkları delil tespitinde eksik imalatın %36,44 olarak tespit edildiğini, inşaatın tamamlanması için müvekkilince bir hayli masraf yapıldığını,
c. Manevi tazminat talebinin reddinin de hatalı olduğunu,
d. Bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu, bilirkişilerin eser sözleşmesinde uzman olmadıklarını,
c. Müvekkili tarafından yükleniciye yapılan ödemenin toplam 1.250.000,00 TL olduğunu, mahkemece hatalı olarak ödemenin 910.000,00 TL olduğunun kabul edildiğini, ödemelere ilişkin tüm dekontların dosyaya sunulduğunu, bilirkişi tarafından inşaat maliyet oranının 1.362.842,46 TL olarak tespit edildiğini, delil tespit dosyasındaki rapora göre yüklenicinin yaptığı imalatın %63,56 seviyesinde olduğunu, buna göre hak ettiği bedelin 866.222,66 TL olduğunu, müvekkili tarafından yükleniciye fazlasıyla ödeme yapıldığını, boçlu değil bilakis yükleniciden alacaklı olduğunu beyan etmektedir.
2. Asıl davada davalı-birleşen davada davacı yüklenici vekili temyiz dilekçesinde;
a. Binanın iskân ruhsatı alınmadan önce Ocak 2017 tarihinde davacının vekili Hakkı Yücesan'a teslim edildiğini, davacının hemen kiralık ilanları verdiğini,
b. İş sahibinin binayı iş yeri olarak kiralamak istemesi nedeniyle vize onaylarının geciktiğini ve buna bağlı olarak iskân ruhsatının geç alındığını, yapı denetim seviye tespit tutanaklarına göre 2016 yılı Aralık ayında inşaatın seviyesinin %95 olduğunu, iş sahibinin binayı iş yeri olarak kullanmak istemesi nedeniyle kendisinin yaptırdığı imalatların sorumluluğunu müvekkiline yıkmak istediğini, davacının talep ettiği asansör imalatı nedeniyle işin uzadığını, sözleşmenin 9. maddesi uyarınca bu sürelerin iş süresine ilave edilmesi gerektiğini, asıl davada hükmedilen cezai şartın hukuka aykırı olduğunu, yer teslim tutanağına göre gecikmenin 3 ay 12 gün değil 3 ay olduğunu,
c. Birleşen davada davalı iş sahibinin 12.04.2017 tarihli faturaya sekiz gün içinde itiraz etmediğini, inşaat maliyetinin hatalı hesaplandığını,
d. Takip miktarı üzerinden karar verilmemesi ve icra inkâr tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, davanın fatura bedeli üzerinden kabul edilmesi gerektiğini, sekiz yıldır süren yargılama nedeniyle değeri kalmayan alacak için icra inkâr tazminatına da hükmedilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada bedel karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı cezai şart ile maddi ve manevi tazminat istemlerine; birleşen davada ise aynı sözleşmeye dayalı bakiye iş bedeli alacağının tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
1. Asıl davada verilen karara yönelik taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Taraflar arasındaki sözleşme uyarınca, binanın yer teslim tarihi olan 20.04.2016 tarihinden itibaren 8 ay içinde teslim edilmesi gerekmekte olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edilen proje dışı yapılan imalatlardan kaynaklı 15 günlük sürenin de ilavesiyle, binanın teslim edilmesi gereken tarihin 23.12.2016 tarihi olarak belirlenmesi ve bu tarihten, iskan ruhsatının alındığı 05.04.2017 tarihine kadar geçen süre için gecikme nedeniyle asıl davada davacı iş sahibi yararına, taleple bağlı kalınarak cezai şarta hükmedilmesi yerinde olmuştur.
Asıl davada davacı iş sahibi vekili temyiz dilekçesinde, 05.12.2017 tarihinde yaptırılan delil tespiti üzerine alınan rapora dayalı olarak imalat seviyesinin %63,56 düzeyinde kaldığını beyan etmiş ise de iskan ruhsatının bu tarihten çok önce 05.04.2017 tarihinde alınmış olmasına ve yine iş sahibi vekili tarafından dosyaya sunulan 26.11.2019 tarihli dilekçede, binanın 01.08.2017 tarihinde kiraya verildiğinin beyan edilmiş olmasına göre bu temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Asıl davada temyizen incelenen karar, bu açıklamalara, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, taraf vekillerince, asıl davada verilen karara karşı, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Birleşen davada verilen karara yönelik temyiz itirazlarına gelince;
a) Birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden;
Hükme esas alınan 05.01.2022 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda, birleşen davada davalı iş sahibi tarafından, davacı yüklenici şirkete yapılan ödemelerden 01.07.2016 tarihli 50.000,00 TL, 10.11.2016 tarihli 45.000,00 TL, 20.01.2017 tarihli 100.000,00 TL miktarlı adi yazılı belgeye dayalı ödemeler, davacı yüklenici şirkete yapılmadığı belirtilerek, borç hesabında dikkate alınmamış ise de söz konusu belgelerde imzası bulunan ...’in, dosya arasında bulunan .... Noterliği’nden 02.04.2015 tarih ve ... yevmiye no ile tasdikli imza sirkülerinden, davacı yüklenici şirketin müdürü olduğu anlaşılmış olup, adi yazılı belgelerde bulunan imzaların da inkâr edilmemiş olmasına göre şirket müdürüne yapılan ödemelerin davacı yüklenici şirkete yapılmış olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda, toplam 195.000,00 TL tutarındaki bu ödemelerin de davacı yüklenici şirket alacağından mahsubu gerekirken, yanılgılı gerekçe ile bu ödemelerin hesaba dahil edilmemesi doğru olmamıştır.
b) Birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Birleşen davaya konu icra takibi, taraflar arasındaki eser sözleşmesi uyarınca düzenlenen faturaya dayanmakta olup, takip konusu alacak, taraflar açısından bilinebilir, hesap edilebilir, belirlenebilir yani likit alacak niteliğindedir. Mahkemece, dava konusu alacağın bu niteliği gözetilerek, 2004 sayılı İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, davalı borçlunun itirazında haksızlığına karar verilen tutar üzerinden davacı lehine %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde yanılgılı gerekçe ile bu yöndeki istemin reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle; taraf vekillerinin asıl davada verilen hükme yönelik yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile asıl davada usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
(2-a) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının, (2-b) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının, birleşen davada taraflar yararına BOZULMASINA,
Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan asıl ve birleşen davada taraflar yararına takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, taraflardan karşılıklı alınarak birbirlerine verilmesine,
Peşin alınan temyiz harçlarının istek hâlinde asıl ve birleşen davada taraflara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.