Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3260 E. 2026/511 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3260
- Karar No
- 2026/511
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/315 E., 2025/805 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/932 E., 2023/65 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın ödenmemesi nedeniyle davalı hakkında başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durdurulduğunu ileri sürerek, takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkâr tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından satılan makinenin ayıplı olduğunu, makinenin kabulü yapılıp devreye alınmadığından bakiye %30'luk kısmın ödemesinin muaccel olmadığını, talep olunan faizin hukuken mevzuata aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 24.01.2023 tarihli kararı ile eserin davalıya teslim edildiğinin sabit olduğu, davalının ayıp iddiasını ispat edemediği, alacağın likit olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, icra inkâr tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 24.01.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 14.09.2023 tarihli kararı ile dava dilekçesinde davacı olarak; .............. Vergi Dairesi Vergi No: 3...3 olarak gösterildiği, dosyada mevcut ......... Vergi Dairesi yazı cevabından, vergi numarasının adi ortaklığa ait olduğu, yine ............. Noterliği'nce düzenlenen ... yevmiye no.lu vekaletnamenin de ortaklık adına ortaklığı temsilen verildiği, ortaklar adına ayrı ayrı verilmediği, icra takibinin de aynı vekaletname ile başlatıldığı adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından ve ortaklar mecburi dava arkadaşı durumunda olduğundan davanın tüm ortaklar tarafından birlikte açılması gerektiği, mahkemece aktif dava ehliyeti bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken esastan incelenerek davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan kabulü ile kararın kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında karar verilerek davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 14.09.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, takip talebi ve avukata verilen vekaletnamede adi ortaklığı oluşturan her iki gerçek kişinin isimlerinin mevcut olması, keza dava dilekçesinde adi ortaklığı oluşturan iki kişinin adının bulunması, infaza konu olacak İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm kısmında "...takibin devamına" karar verilmiş olması birlikte değerlendirildiğinde ortakların isim ve soy isimleri yazıldıktan sonra "adi ortaklığı" uzantısı nedeniyle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin aşırı şekilcilik olacağı zira icra takibi ve davada adi ortaklığı oluşturan her iki ortak takip alacaklısının davacı olarak birlikte hareket ettiği ve her ikisinin de birlikte vekalet verdiği, bu durumda adi ortakların isim ve soy isimlerinden sonra "adi ortaklığı" uzantısı, dikkate alınmayacak bir uzantı kabul edilerek istinaf isteminin esastan incelenmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın dayanağı olan icra takibinin dava açıldıktan sonra iptal edilmiş olduğundan davanın konusuz kaldığı, davacının takibinin usule uygun olmadığından davalının takibe itirazında haklı olduğu, yargılama giderlerinden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; verilen kararın gerekçesinde davacının takibi usule uygun olmadığından davalının takibe itirazında haklı olduğunun belirtilmesine rağmen yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden davalının sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesine dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemesince itirazın iptali davasının dayanağı olan icra takibinin dava açıldıktan sonra iptal edilmiş olması nedeniyle dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri başlıklı 331/1. maddesi "Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder" şeklinde düzenlenmiştir. Hükme göre davanın açıldığı tarihte haksız olduğu tespit edilen taraf yargılama giderini ve bu kapsamda vekalet ücretini ödemekle yükümlü olacaktır.
Bölge Adliye Mahkemesince; davalı takip borçlusu ...........Kauçuk Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin şikayeti üzerine Bursa 6. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 14.03.2023 tarih, 2023/179-2023/518 sayılı kararı ile davanın dayanağı olan Bursa 12. İcra Dairesi'nin 2020/7407 takip sayılı dosyasında, takibin iptaline karar verilip kararın kesinleştiği, bu nedenle davacının takibinin usule uygun olmadığından davalının takibe itirazında haklı olduğunun tespit edilmesine rağmen yargılama giderlerinden davalı sorumlu tutulmuştur. Bu kapsamda davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediği anlaşılmış olup, davacı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi gerekirken, yargılama giderinin ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK'nın 370/2 ve 370/4 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin ve hüküm kısmının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının 4, 9, 11 numaralı bentlerinin hükümden çıkarılmasına, yerlerine 4. bent olarak “4-Davacı tarafından yapılan toplam 443,00 TL yargılama giderinin davacının üzerinde bırakılmasına" ibarelerinin yazılmasına, 9. bent olarak “9-Temyiz Kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan 220 TL yargılama gideri ile 1.330,20 TL temyiz başvuru harcı olmak üzere toplam 1.550,20 TL temyiz yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına ”ibarelerinin yazılmasına, 11. bent olarak “11-Yargıtay bozma sonrası yargılamada davacı vekili aracılığıyla ile temsil edildiğinden 03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren AAÜT'nin 2. maddesi uyarınca 16.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine" ibarelerinin yazılmasına, gerekçe yerine de yukarıdaki gerekçe yazılmak suretiyle karar ve gerekçenin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.