Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3126 E. 2026/796 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3126
- Karar No
- 2026/796
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/321 E., 2025/698 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/590 E., 2022/458 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davalı vekili Avukat ... geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı taşeron ile davalı iş sahibi arasında 22.05.2020 tarihli inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeden kaynaklı cari hesap bakiyesinin davalı yanca ödenmemesi üzerine başlattıkları icra takibinin haksız itiraz neticesinde durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20 icra inkâr tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının işleri süresinde bitiremediğini, yapılan alüminyum imalatların kusurlu ve ayıplı olduğunu, bir çok hatalı işlem olduğu için iş sahibinin kabul etmediğini, alçı ve sıva işlerinin yeterli kalitede olmadığını, boya işlerinin, alçıpan panel işleri, paslanmaz işleri, seramik kaplama işleri, parke işleri, cam bölücüleri, sabit mobilya işleri, hareketli mobilya işlerinin hatalı, eksik ve ayıplı yapıldığını, davacı şirketin sahayı terk ettikten sonra müvekkili şirketin kalan işleri tamamlamak için başka bir firma ile anlaştığını, davacının bıraktığı kusurlu işleri tamamlamak için 90.000,00 TL ücret ödediğini, davacının işi zamanında teslim etmemesi üzerine, işveren şirketin müvekkili şirketine 17.000,00 TL tutarında ceza kestiğini, toplam sözleşme bedelinin 358.000,00 TL olduğunu ve davacıya 304.450,44 TL ödeme yapıldığını, kalan bedelin hatalı işler ve işin zamanında tamamlanmamasından doğan zarar nedeniyle ödenmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, davacı tarafından eksik olduğu belirtilen bir kısım işin dava dışı şirketlere gördürülmesinden önce sözleşme gereği muhatabı durumundaki işi gören davacıya ihbar ve ihtarda bulunduğuna dair dosyada bilgi-belge bulunmadığı, sözleşme gereği yapılacak işlerin eksik, ayıplı veya kusurlu olduğunun tespiti halinde davacıya bildiriminin yapılması ve işin yapılmaması durumunda ancak davalının bu yola başvurmasının mümkün olduğu, bu yapılırken de sözleşmede belirtilen işler kapsamı itibarıyla eksik işlerin gördürülmesinin gerektiği, davacının bu yola başvurmaksızın, hangi işlerin eksik ve kusurlu olduğu tespit ettirilmeksizin ve ofis masası, tabela ve isimlik yapımı, cam filmi yapımı ve malzeme hizmet bedeli gibi bir kısmı sözleşme konusunu ilgilendirmeyen işlere dayalı olarak sunduğu fatura içeriklerine mahkemece itibar olunmadığı, bunlardan sadece davacı tarafından da 25.05.2022 tarihli beyan dilekçesinde kabul edildiği anlaşılan 15.08.2020 tarihli ve 736,60 TL tutarlı, 31.08.2020 tarihli ve 147,32 TL tutarlı faturalardaki parke işlerinin davacı alacağından mahsup edileceği, davacı ve davalı arasındaki sözleşmeden daha büyük bir alanın yapım işine ilişkin olarak düzenlendiği anlaşılan davalı ile dava dışı işveren ... A.Ş. arasındaki sözleşme gereğince belirlenen işin gecikmesi ve bir kısım malzemenin iade edilmesinde davacının kusuru bulunmadığından ve/veya ispatlanamadığından dosyada bulunan ibranamede belirtilen davalı alacağından yapılan kesintinin davacıya yansıtılamayacağı, davacı tarafından yapılan ve ayıp, kusur veya eksik bildiriminde bulunulmayan 440,749,89 TL tutarlı iş bedelinden davacının kabulünde olan 883,92 TL'nin mahsubu sonucu davacının dava konusu sözleşme gereğince yaptığı iş karşılığı olan ve ödenmeyen 135.415,57 TL asıl alacağı ile dava öncesi 126.299,45 TL'nin tahsili için davacı tarafından noter marifetiyle davalıya gönderilen ihtarnamenin tebliğ tarihi ve verilen süre sonucu davalının temerrüde düştüğü 22.09.2020 tarihi ile takip tarihi arası işleyen 311,42 TL işlemiş yasal faiz alacağının davalıdan tahsilinin mümkün olduğu belirtilerek, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; BS mutabakatının davacı tarafın taahhütlerinin eksiksiz olarak yerine getirildiğini ispatlayan bir belge olmadığını, 03.09.2020 tarihli ihtarnamede işlerin süresinde ve sözleşme şartlarına uygun şekilde tam ve eksiksiz şekilde yapılmadığının açıkça belirtildiğini, dava dışı iş sahibi ile imzalanan ibranamenin işlerin gecikmeli ve kusurlu yapıldığını, eksiklerin üçüncü şirketlere yaptırılmak zorunda kalındığını ortaya koyduğunu, sunulan yazışma içerikleri ile gecikmenin davacıdan kaynaklandığının sabit olduğunu, ayıp ihbarı hususunun mahkemece re'sen dikkate alınamayacağını, kaldı ki ayıp ihbarı niteliğindeki beyanlarının zaten davacı yanın kabulünde olduğunu, öte yandan yine ayıp ihbarı mahiyetinde olmak üzere delil tespiti yaptırdıklarını, eksik işler hakkında ihbar yükümlülüğü bulunmadığını, üçüncü kişiye yaptırılan işler bedelinin davacı alacağından mahsubu gerektiğini, tanıklarının dinlenmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Sonuç Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ... sözleşmesinden kaynaklı iş bedeli alacağının tahsili istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.