Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2026/6384 E. 2026/5064 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/6384
Karar No
2026/5064
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2026/212 E., 2026/192 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/67 E., 2025/392 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin, 31.07.2019 tarihinde yurt dışı borçlanma talebinde bulunduğunu, borçlanma tarihinde ..'da bulunması ve ay sonuna kadar da burada olacağı içn talep dilekçesinde borç bildirim adresi olarak hem Türkiye, hem de yurt dışı adreslerini yazdığını, davalı Kurumun 2019/8 ay sonuna kadar borç bildirimini yapmadığını, davacının da izninin bitmesi nedeniyle yurt dışına çıktığını, 2020 yılı içinde tekrar Türkiye'ye gelerek borç bildiriminin kendisine yapılmadığını davalı Kuruma ilettiğini, kendisinin ..'ya yönlendirildiğini, davacıya borç bildirim yazısının 16.10.2020 tarihinde müracaat ettiğinde tebliğ edildiğini, tahakkuk eden borç tutarı 146.685, TL.nin 26.10.2020 tarihinde ödendiğini, 27.10.2020 tarihinde yaşlılık aylığı talebinde bulunduğunu, bu talebin 10.12.2020 tarihli Kurum yazısı ile borç bildiriminin 31.12.2019 tarihinde yapıldığı PTT'ce bekleme süresinin bitimi nedeniyle iade edildiği borçlanmanın süresinde ödenmediğinden iptal edildiğinin bildirildiğini, emsal içtihatlarda da sürenin başlaması için tebliğin zorunlu olduğunu, belirterek davacının 11.07.2019 tarihli yurt dışı borçlanmasının geçerli olduğunun ve borçlanma karşılığı ödemenin süresinde olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi ile Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı tarafın 4/1-a sigortalısı olduğunu, borçlanma bildiriminin davacının beyan ettiği yurtiçi adresine yapıldığını, davacının yurtdışı borçlanma talebinin kabul edildiğini, fakat süresinde ödeme yapılmadığı için geçersiz sayıldığını, davacı vekilinin iddialarının hukuken dayanaksız bulunduğunu, davacının borçlanma işlemine yürürlükte olan 2011/48 sayılı genelgenin ilgili hükümlerinin uygulandığını, yurtdışı borçlanma talebinin reddine karar verilen davacının davadan önce kuruma yaptığı yeni bir borçlanma müracaatı olmadığını, beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile dava dilekçesinin geçerli bir borçlanma başvurusu olduğunun kabulü ile dava tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat kapsamında, davacının 4/1-b sigortalılık ve 16.06.2021 tarihinde geçerli ve yine davacı tarafından seçilecek asgari ya da azami prime esas günlük kazanç miktarı üzerinden borçlanabileceğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Temyiz eden davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; yurt dışı borçlanma tahakkuk cetvelinin davacının bildirdiği adrese usulüne uygun tebliğe çıkarıldığını ancak iade geldiğini, davacının bu aşamadan sonra mevzuatta öngörülen makul süreler içerisinde kuruma müracaat etmediğini ve borçlanma işleminin takipsiz bırakıldığını ileri sürmüştür. 3201 sayılı Kanun uyarınca borçlanma hakkından yararlanmanın tek yolunun Kuruma geçerli bir müracaat olduğunu, dava dilekçesinin borçlanma başvurusu olarak kabul edilmesinin kanuna aykırı olduğunu savunan Kurum vekili; ayrıca Kurumun işlemleri yasal mevzuata uygun olduğundan ve davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden, müvekkil Kurum aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını ve davanın reddini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali ile 31.07.2019 tarihi itibari ile yapılan borçlanma başvurusunun geçerli olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2026/6384, K. 2026/5064, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2026-6384-e-2026-5064-k-fbf3e5fe8361