Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/2802 E. 2026/1977 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2802
- Karar No
- 2026/1977
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/343 E., 2025/639 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı kurum arasında kentsel dönüşüm projesi kapsamında yol, içme suyu, kanalizasyon ve yağmur suyu inşaatı işinin yapımı konusunda sözleşme imzalandığını, sözleşmenin imzalanmasından 15 gün sonra yer teslimi yapıldığını, ancak çalışma alanında bulunan evlerin boşaltılmadığını, halen vatandaşlarca ikamet edildiğini, bu hususun davalı idareye bildirildiğini, mülkiyet sorunları ile ilgili bu problemin çözümlenmediğini, işin süresinin bittiğini, sonrasında davalı tarafından sözleşmenin haksız fesih edildiğini ileri sürerek, sözleşmenin haksız feshedildiğinin tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili şirketin sözleşmenin imzalanması, şantiye kurulması ve sözleşme konusu işle ilgili yaptığı harcamalara ilişkin 167.989,90 TL tutarındaki menfi zarar ve 5.000,00 TL kâr kaybı olmak üzere 172.989,90 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, 30.09.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile 141.394,84 TL fiili zarar ve 268.169,52 TL kâr kaybı olmak üzere toplam 409.564,36 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile müvekkili banka arasında imzalanan ek protokol kapsamında riskli bölgelerin kamulaştırılması ve bu sürece ilişkin terk, mülkiyet sorunları ile ilgili iş ve işlemlerinin bakanlıkça yürütülmesi gerektiğini, yazışmalara rağmen bir gelişme sağlanamadığını, müvekkili bankanın özen borcunu yerine getirdiğini, davacı ile yapılan sözleşme kapsamında işe ilişkin sürenin 24.12.2016’da bittiğini, bir imalat yapılmasının mümkün olmadığını, davacının talebinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davanın Çevre ve Şehircilik Bakanlığına ihbar edilmesini gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.12.2020 tarihli kararıyla; davacı yüklenici ile davalı iş sahibi arasında imzalanan sözleşme ve ek protokol gereği riskli bölgelerin kamulaştırılması ve bu sürece ilişkin terk ve mülkiyet sorunlarının davalı iş sahibi tarafından yerine getirilmediği, sözleşmeye ilişkin sürenin bittiği, bir imalat yapılmasının mümkün olmadığı, davalı tarafça sözleşmenin mücbir sebep iddiası ile fesih edildiği, ancak mücbir sebep şartlarının olmadığı, BK 485 maddesi gereğince eserin tamamlanmasının iş sahibi ile ilgili beklenmedik olay dolayısı ile imkansızlaşması halinde hem giderlerini, hemde iş sahibinin kusurlu olması halinde tazminat isteyebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 141.394,84 TL menfi zarar (genel gider) 127.205,16 TL kâr kaybı olmak üzere 268.600,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 30.12.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 06.06.2023 tarih, 2021/981 Esas, 2023/670 Karar sayılı kararı ile TBK'nın 480 (BK. 325 m). maddesi kapsamında kesinti yöntemi ile davacının talep edebileceği mahrum kalınan kâr kaybının sözleşme bedelinin %9,2'si olarak kabul edildiği ve bu bedelden davacı yüklenicinin iş yapmaktan kaçınarak mahrum kaldığı kazanç olan 2/3 oranın da hesaplanan mahrum kalınan kâr oranından düşülmesi gerektiği kabul edilerek, davacı tarafça bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde bu oran ve belirlemelere de açıkça karşı çıkılmadığı, bu halde davacının kâr kaybı olarak talep edebileceği bedelin 205.926,66 TL olarak kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise sair istinaf nedenlerinin reddi ile davacı vekilinin mahrum kalınan kâr talebi yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 141.394,84 TL menfi zarar ile 205.926,66 TL kâr kaybı olmak üzere toplam 347.321,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 06.06.2023 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 04.12.2024 tarihli, 2023/3206 Esas, 2024/4563 Karar sayılı kararıyla iş sahibinin sözleşmeyi haksız feshetmesi nedeniyle yüklenici müspet zararı istediğinden artık menfi zararı isteyemeyeceği, müspet zarar, akdin ifası sonucu elde edilecek olumlu zarar olup, bunun için diğer maliyet girdilerinin, kısaca menfi zararın da, yapılması zorunlu olduğundan, müspet zararla birlikte menfi zararın istenemeyeceğinin tabi olduğu, bu durumda menfi zarara ilişkin talebin reddi gerekirken müspet zararla birlikte menfi zararın da kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak müspet zarar, akdin ifası sonucu elde edilecek olumlu zarar olup, bunun için diğer maliyet girdilerinin, kısaca menfi zararın da, yapılması zorunlu olduğundan, müspet zararla birlikte menfi zararın istenemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 205.926,66 TL kâr kaybının dava tarihi olan 31.12.2018 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının menfi zarara ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu sözleşme hükümleri ve Yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde, müvekkili şirketin kâr kaybının; sözleşmenin imzalandığı tarihteki bedel üzerinden değil, tasfiye tarihindeki güncel sözleşme bedeli üzerinden hesaplanması gerektiğini, kamu ihale sözleşmesinin davalı idarece kusurlu olarak feshedildiğini, bu durumun mücbir sebep olarak nitelendirilemeyeceğini ve müvekkili şirkete kusur yüklenemeyeceği de gözetilerek, bilirkişi raporları ile tespit edilen ve 30.09.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile talep edilen 141.394,84 TL menfi zarar ile 268.169,52 TL müspet zarar (kâr kaybı) olmak üzere toplam 409.564,36 TL tazminatın davalı idareden tahsiline karar verilmesi gerekmekte iken, Bölge Adliye Mahkemesince menfi zarar isteminin reddi ile müspet zarar isteminin kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın bozulması gerektiğini beyan etmektedir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kâr kaybının sözleşmeden haksız olarak dönen taraftan istenebilecek bir zarar türü olduğunu, müvekkili bankadan kâr kaybı istenilmesinin olanaklı olmadığını, sözleşmenin feshine ilişkin olarak müvekkili bankaya atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, sözleşmenin ifasına engel olan koşulların müvekkilinin kontrol ve müdahale alanı dışında gerçekleştiğini, müvekkili bankanın kanunla kendisine verilen görev kapsamında, dava dışı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının talebi doğrultusunda ihaleye çıktığını; yine tasfiye işlemleri sırasında da, mali bakımdan da söz sahibi olan Bakanlık'ın talebi doğrultusunda işlem tesis ettiğini, kanunla verilen bir görevin ifası sırasında, kendi iradesi dışındaki sebeplerden dolayı ve kusuru bulunmaksızın sözleşme koşullarının yerine getirilememesinden müvekkilinin sorumlu tutulmasının hakkaniyetle bağdaşmadığını, kararın bozulması gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle menfi zarar ve müspet zarar istemlerine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı harçların temyiz eden taraflardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.