Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/2731 E. 2025/3977 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2731
Karar No
2025/3977
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/742 E., 2025/970 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar .... ve .... A.Ş. ile ... ve ... A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü :

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı borçlunun 3. kişiden alacağı olan 1.128.720,52 TL için İstanbul Anadolu 25. İcra Dairesi dosyasında sıra cetveli düzenlendiğini, müvekkili ihtiyati haciz kararına istinaden icra takibi yaptığından sıra cetvelinin müvekkili takip dosyasından yapılması gerektiğini, sıra cetvelinde 1. ve 3. sırada yer alan alacaklıların gönderdiği ödeme emrinin şirket çalışanı olmayan kişiye yapıldığını, 2. sıra alacaklısı dosyasında ise haciz müzekkeresi ve birinci haciz ihbarnamesi tebliğini yapan ismin bulunmadığını, tebligatların yok hükmünde olduğunu, tüm alacağın birinci sıraya ödenmesinin kanuna aykırı olduğunu, sıra cetveli kararının gerekçesinde İİK’nın 100. maddesindeki şartlara değinilmiş ise de sıra cetvelindeki alacakların bu şartları sağlamadığını, müvekkili takibinin kesinleşme süresi dikkate alındığında hacze iştirak ve garameten paylaşım yapılması gerektiğini ileri sürerek, sıra cetvelinde müvekkilinin 1. sıraya alınmasına, diğer alacaklıların sıraya dahil edilme ihtimali olursa müvekkilinin garameten paylaşıma dahil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... ve ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacı ihtiyati haczi kesinleşme tarihi müvekkili şirket haczinin kesinleşmesinden sonra olduğundan hacze iştirak koşullarının oluşmadığını, ödeme emri tebliğ usulsüzlüğünün kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

2. Davalı .... ve .... Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; ihbarname tebliğinin usulüne uygun olduğunu, kaldı ki ihbarnamenin tebliğ edildiği şirket çalışanı tarafından ihbarnamenin tebellüğ edildiğine dair icra dosyasına beyanda bulunulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 3. Davalı.... ve ... İn. San. Tic. Ltd. Şti. vekili, davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça davalıların sıra cetvelindeki alacaklarının hem sırasına hem de esasına itiraz edildiği, öncelikle sıraya ilişkin şikayetin değerlendirileceği, 1. sırada yer alan alacaklı şirketin ödeme emri tebliğinde tebliğin yapıldığı şirket çalışanının şirket yetkilisinden sonra gelen kişi olup olmadığı araştırılmadan Tebligat Kanunun 12. ve 13. maddesi ile Yönetmeliğini 21. maddesine aykırı şekilde tebligat yapıldığı, bu sebeple yapılan ödeme emri tebliğinin usulsüz olduğu, anılan takip dosyasında asıl borçluya usulüne uygun yapılmış ödeme emri tebliğinden söz edilemeyeceğinden takibin kesinleşmediği, davalının sıra cetvelinde yer alamayacağı gerekçesiyle, 08.02.2017 tarihli sıra cetvelinin iptaline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... A.Ş. vekili ile .... ve .... Tic. A.Ş. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı ... ve ... A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; a.Davacının icra takibine taraf olmaması nedeniyle ödeme emirlerinin tebliğinin usulsüz olduğunu ileri süremeyeceğini, kaldı ki ödeme emri tebliğinde de herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını beyan etmektedir.

2.Davalı .... ve .... Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının taraf olmadığı dosyada tebligat usulsüzlüğünü ileri süremeyeceğini, ancak borçlu tarafından ileri sürülebileceğini, b. Davacı talebinin sıra cetvelinin iptali değil 1. sıraya alınma ya da garameten paylaşım yapılması olduğundan taleple bağlılık ilkesine aykırı karar verildiğini, c. Bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere 1. sıra alacaklısına 45.680,16 TL ödeme yapıldıktan sonra müvekkiline ödeme yapılması gerektiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sıra cetvelinin iptali istemine ilişkin şikayettir. 1-Talep sıra cetveline yönelik şikayet (İİK.m.142/3) olduğundan görevli mahkeme icra hukuk mahkemesi olmasına rağmen HMK'nın 353/1-a-3 ve 362/1-c bentleri gereğince görev hususu kesinleştiğinden bu husus temyiz incelemesi dışında tutulmuştur.

2-Müşteki borçlunun alacaklı olduğu icra dosyasında 06.01.2017 tarihinde ihtiyati haciz koyduğunu, 08.02.2017 tarihli sıra cetveline de kendisine pay ayrılmadığını belirterek öncelikle kendisinin birinci sırada olması gerektiğini, aksi halde hacze garameten iştirak etmesi gerektiğini belirterek sıra cetvelinin iptalini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi, sıra cetvelindeki 1. sırada yer verilen alacaklı ... .... A.Ş.'nin ödeme emrinin usulsüz tebliğ ediliğini, bu alacaklının takibinin kesinleşmediğini ve geçerli haczinin bulunmadığını belirterek sıra cetvelinin iptaline karar vermiştir. Tebligat Kanunu'nun 32. maddesinde, tebligat usulsüz yapılmış olsa bile, muhatap tebligattan haberdar olmuşsa usulsüz tebligatın geçerli hale geleceği hükme bağlanmıştır. Somut olayda ... ... A.Ş.'nin takibinde muhatap takip borçlusudur. Borçlunun tebligatın usulsüzlüğü ile ilgili şikayeti veya iddiası bulunmadığına göre tebligattan haberdar olduğu dolayısıyla söz konusu tebligatın geçersizliğinin üçüncü kişi müştekinin ileri sürmesinin mümkün olamayacağı, dolayısıyla bu gerekçeyle sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi isabetli görülmemiştir.

Öte yandan sıra cetvelinde ilk kesin haczin 12.01.2017 tarihi itibariyle ... ... A.Ş.'ye ait olduğu, müştekinin ihtiyati haczinin ise ilk haciz tarihinden önce 06.01.2017 tarihi olduğu bu durumda, somut olayda müşteki tarafça karşı tarafın alacaklı olduğu icra dosyasından yapılan tebligatların usulsüz olduğundan bahisle takibin kesinleşmediği iddia edilmiş ise de; yukarıda yer alan açıklama doğrultusunda, borçlunun tebligata muttali olmadığı yönünde bir iddia veya bu yönde yapılmış bir şikayet bulunmadığı dosya kapsamı ile sabittir. Bu itibarla ödeme emri tebliğinin TK'nın 32. maddesi gereğince geçerli olduğu ve haczin kesinleşmiş olduğu nazara alındığında karşı taraf alacaklı ... ve ... A.Ş. pay ayrılmasında usul ve yasaya aykırı yön bulunmadığı halde aksi düşünce ve yanılgılı gerekçelerle karar verilmesi doğru görülmemiştir.

İcra dosyasındaki paranın haciz nedeniyle mahcuz paranın ilk haciz konulan dosyaya intikali anına kadar müştekinin ihtiyati haczi kesin hacze dönüşmediğinden, ancak İİK.m.100 şartları çerçevesinde hacze iştirak edebilecektir. (İİK.m.268)

Mahkemece, yapılacak iş; İİK.m.100 koşullarının müşteki açısından gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılarak, 100. madde koşulları yoksa, hukuki menfaat yokluğu nedeniyle şikayetin reddine, anılan koşullar varsa müştekinin garameten hacze iştirak edeceği belirtilerek sıra cetvelinin iptaline karar vermekten ibarettir. Bu nedenlerle, kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR Yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harçların istek hâlinde temyiz eden davalılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/2731, K. 2025/3977, T. 20.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-2731-e-2025-3977-k-bf92ea869f79