Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1446 E. 2025/2608 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1446
Karar No
2025/2608
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1926 E., 2025/190 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2009/744 E., 2020/161 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmalı, davalı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararın niteliğinin duruşma istenebilecek davalardan olmadığı anlaşılmıştır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma isteğinin mahiyetten reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı yüklenici şirket arasında ülkeninin güney ve güneybatı bölgelerine doğal gaz sağlamak amaçlı 4 adet dağıtım ve bağlantı hattı sözleşmesi imzalandığını, davalının gerekli proje yönetimini gösterememesi ve iş programına uymaması nedeniyle sözleşmelerin feshedildiğini ve teminat mektuplarının irat kaydedildiğini, yönetim kurulunun 12.01.2005 tarihinde Harita ve Kamulaştırma, Basınç Düşürme Ölçüm İstasyonları siparişe bağlanmış çelik hat boruları, tüm vanalarla kalan işlerin davalının anlaştığı alt taşeronlara tamamlatılmasına karar verildiğini, müvekkili idarenin zemin etütleri yapımı nedeniyle 33.250,-TL ve 6.881.730.39 USD + KDV zararının oluştuğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 33.250,00 TL ve 6.881.730,39 USD + KDV'nin ödeme tarihlerinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.07.2013 gün ve 2012/4 Esas, 2013/343 Karar sayılı kararı ile davalı yüklenici şirketin iflasına karar verildiğini, müvekkili alacağının iflas masasına kaydı için başvurulduğunu, iflas idaresince Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava konusu yapılan 21.959.713,41 TL'nin ihtilaflı alacak olarak kaydedildiğini, 13.979.196,98 TL'nin ise reddedildiğini ileri sürerek, toplam 35.938.910,39 TL'nin davalı şirketin iflas masasına imtiyazlı alacak olarak sıra cetvelinin üçüncü sırasında kaydedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin ana maddesi olan çelik boruların fiyatının 2004 yılında öngörülemeyecek derecede arttığını, talep edilen fiyat farkının davacı tarafından kabul edilmediğini, müvekkilinin zor duruma düşmesi sonucu sözleşmenin feshi aşamasına gelindiğini, ikmal işini yapan firmalara daha yüksek bedel ödendiğini, tazminat ödenmesine karar verilmesi durumunda hakkaniyete uygun bedel hesaplanması gerektiğini, davacının kayıtlarına göre zarar hesabının kabul edilemeyeceğini, eksik işlerin birim fiyatlarında diğer işlere ait fiyatlarla karşılaştırılması gerektiğini, ayrıca kamulaştırmanın sözleşme feshedilmemiş olsa dahi aynı bedel ile yapılacağını, davacının bu hususta zararının oluşmayacağını, davacının tüm işçilik alacağı, icra takibine konu alacaklarını ve teminat mektuplarının tahsil edildiğini, tarafların mahsuplaştıklarını belirterek davanın reddini istemiştir.

Birleşen davada davalı iflas idaresi vekili cevap dilekçesinde; İİK.235/1 maddesi uyarınca davanın 15 günlük hak düşürücü sürüde açılmadığını, asıl davada dava konusu yapılan miktar 21.959.113,41 TL'lik kısım yönünden davacı alacağının ihtilaflı alacak olarak kaydedildiğini, fazla kısmın reddedildiğini, sözleşmenin nasıl feshedildiği, alacağın var olup olmadığı, yargılama ve bilirkişi incelemesi yapılmasını gerektirdiğinden iflas idaresi kararının usul ve yasaya aykırı olmadığını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının projede kullanılacak çelik boru fiyatlarının aşırı yükselmesi sebebiyle fiyat farkı ve uyarlama talebiyle açtığı davaların reddedildiği ve Yargıtay'ca onanarak kararların kesinleştiği, davalının mali acz içinde olması nedeniyle işe devam etmediği ve iş programını gerçekleştiremediği, bu nedenle davacı BOTAŞ'ın haklı sebeplerle sözleşmeyi feshettiği, gerek 4735 sayılı yasanın 20.maddesi, gerek sözleşmenin 26.maddesi ile eki yapım işleri genel şartnamesinin 48.maddesi ve gerekse de sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan BK.'nın 108.maddesi uyarınca davacı kurumun haklı fesih nedeniyle uğradığı menfi zararı talep edebileceği, yasa ve YİGŞ'e göre yapılan hesaplamada davacının menfi zararının 4.285.516,12 USD ve ayrıca davacının zemin etüdü yapımı için dava dışı firmaya ödediği 33.250,00 TL olduğu, yargılama aşamasında davalı iflas ettiğinden davaya kayıt-kabul davası olarak devam edildiği, iflas tarihine kadar hesaplanan faizin 690.682,34 USD olduğu, davacı birleşen davada 4646 sayılı Yasanın 12/g maddesi gereğince BOTAŞ'ın doğal gazla ilgili alacakları hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanacağı gerekçesiyle alacağın 3. sıraya kaydını talep etmiş ise de dava konusu alacak doğalgaz satışı ile ilgili olmayıp eser sözleşmesinden kaynaklanmış olduğundan bu kapsamda imtiyazlı alacaklar statüsünde olmadığı, davacı alacağının dördüncü sırada kaydı gerektiği gerekçesiyle iflas tarihi itibariyle hesaplanan menfi zarar ve işlemiş faiz tutarı toplamı olan 9.307.239,41 TL'nin davalı müflis şirketin iflas masasına kayıt-kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen dosya yönünden subut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl davada davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporlarının yeterli olmadığını, itirazları karşılamadığını, raporlarda imza eksikliklerinin bulunduğunu, raporlarda belirtilen tutarla gerekçeli kararda hükmedilen tutar arasında 450.000,00 TL gibi bir fark bulunduğunu, bu hesap hatasının giderilmesinin gerektiğini, birleşen davanın gerekçesiz biçimde reddedildiğini oysa işin davalı tarafından bitirilmemesi nedeniyle müvekkilinin müşterilerine gaz satamadığını ve toplamda 10.505.073 TL zarara uğradığını, bunun iflas masasına kaydının gerektiğini, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu'nun 12/g maddesi uyarınca müvekkilinin doğal gaz ile ilgili tüm alacaklarına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağını ve alacağın iflas sıra cetvelinde üçüncü sırada olması gerektiğini, asıl ve birleşen davaya ilişkin taleplerin Katma Değer Vergisi dahil talepler olmasına rağmen ilk derece mahkemesi kararında ve karara esas alınan bilirkişi rapor ve ek raporlarında itirazlarına ve harcı da yatırılmış olmasına rağmen KDV taleplerine ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını, raporda menfi zarar olarak hesaplanan tutarın dahi KDV'si ve KDV'sine işleyen faizinin hesaplanmasının ihmal edildiğini, yine zemin etüdü bedeli olan 33.250,00 TL'nin iflas tarihine kadar işlemiş faizinin unutulduğunu, kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir.

Asıl davada davalı vekili temyiz dilekçesinde: mahkemece hükme esas alınan raporlarda bir kısım çelişkilerin bulunduğu fakat bunların giderilmediğini, menfi zarar isteminin yerinde olmadığını, bunun hesaplama yönteminin de Yargıtay uygulamasına aykırı olduğunu kaçırılan fırsatın hesaplanmadığını, ikinci sözleşmenin koşullarının değerlendirilmediğini, davacının, dava dışı ikinci yükleniciye kalan işin verildiği ikinci sözleşmenin makul süre içerisinde yapılıp yapılmadığının ve bu suretle davacı tarafın zararın artmasına neden olup olmadığı hususunun araştırılmadığını, ikinci en avantajlı teklifi veren işletmenini keşif özeti ile müvekkili şirketin keşif özetinin aynı olmadığı açık iken ikinci en avantajlı teklifin hesaplamada dikkate alınmasının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin tamamlamadığı imalat miktarı, birim fiyatlar ile ikmal işleri miktarının uyumsuz olduğunu bu nedenle ilk sözleşmeye dahil olmayan bir imalatın ikinci sözleşme kapsamına dahil edilip edilmediğinin belirlenmesi, imalatların konusu ve niteliklerinin farklı olup olmadığının tespit edilmesi gerekirken bunların yapılmadığını, ikmal ihalesinde, ihale şartlarını etkileyecek şartlar olduğu, İkinci teklif ile ikmal ihalesindeki tekliflerin arasında önemli derece fark olduğu, bu yönüyle ikmal ihalesinin eşit ve makul şartlar da gerçekleştirilmediği veya ilk ihalede ikinci teklif verenlerin teklif birim fiyatlarının piyasa fiyatlarını yansıtmadığı hususlarının saptandığı buna rağmen doğrudan ikinci ihale rakamlarının hesaplamada dikkate alınmasının hatalı olduğunu kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada davacı alacağının iflas masasına kayıt kabul istemine ilişkindir.

1-Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin ve asıl davada davalı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazları bakımından; davacı iş sahibi ile yüklenici müflis şirket arasında ..Dağıtım Bağlantı Hattı Projesi, ... Dağıtım Bağlantı Hattı Projesi, .. Dağıtım Bağlantı Hattı ... Dağıtım Bağlantı Hattı Projesi yapımı konusunda 08.03.2004 tarihinde 4 ayrı eser sözleşmesi imzalanmış, iş sahibi sözleşmeleri haklı olarak feshetmiş ve haklı fesih nedeniyle uğradığı menfi zararlarını talep etmiştir. Davacı iş sahibi, iş tamamlanmadan sözleşmeyi haklı olarak feshettiğinden kesin teminatı gelir kaydetmekte ve iş genel hükümlerine göre tasfiye edileceğinden zararını istemekte haklıdır. Burada istenebilecek zarar sözleşmenin feshedildiği tarihte yürürlükte bulunan, 818 sayılı BK'nın 108. maddesi gereğince olumsuz (menfi) zarardır. Sözleşmenin ifa edileceğine güvenmekten doğan zarar olarak tanımlanabilecek menfi zarar kapsamına sözleşmenin kurulması ve işin görülmesi için yapılan masraflar ile daha elverişli koşullarda sözleşme yapma fırsatının kaçırılmış olmasından kaynaklanan zarar girer. Sözleşmede bu halde hesaplamanın nasıl yapılacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Yargıtay uygulamalarında menfi zararın yüklenicinin yapmadığı ve fesih tarihi itibariyle kalan iş ve imalâtın ilk ihalede yükleniciden sonraki en düşük teklifi veren teklif sahibine verilmesi halinde ödenmesi gereken bedel (kaçırılan fırsat) bulunup, kalan işin fesih tarihinden itibaren makul süre içinde ve aynı koşullarda başka bir yükleniciye verilmesi halinde ödenecek bedel hesaplattırıldıktan sonra bulunacak rakam ile kaçırılan fırsat olarak ifade edilen ilk ihalede yükleniciden sonra en düşük fiyatı veren teklif sahibinin verdiği fiyat arasındaki fark ile bu farka ikinci ihalenin yapılması için gerekli masraflar eklenerek hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. Ayrıca 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 22. maddesinin ikinci fıkrasında kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların alındığı tarihten gelir kaydedileceği tarihe kadar Devlet İstatistik Enstitüsü'nce yayımlanan aylık toptan eşya fiyat endeksine göre güncelleneceği, güncellenen tutar ile kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların tutarı oranındaki farkın yükleniciden tahsil edileceği hükmü getirilmiştir. Ayrıca aynı Kanun'un 12. maddesinde fiyat farkı olarak ödenecek bedelin %6'sı oranında ek kesin teminat alınacağı da düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemece uzman bilirkişi kurulundan ilk ihalede fesih tarihi itibariyle yapılmayan işlerin oranını sözleşmesi feshedilen davalı yükleniciye en yakın düşük teklifi yapan teklif sahibinin teklif ettiği bedele uygulayarak kalan iş bedelinin teklif sahibinin fiyatlarıyla bedeli (kaçırılan fırsat), fesihten sonra yapılan 2. ihale ve sözleşmenin kalan imalâtla sınırlı olup olmadığı, makul süre içerisinde ve feshedilen sözleşmedeki koşullarla yapılıp yapılmadığı, makul sürede ve aynı koşullarda olması halinde 2. ihale sonucu imzalanan sözleşme bedeli ile kaçırılan fırsat olarak ifade edilen ilk ihalede en yakın teklif sahibinin teklif bedeli arasındaki farkın, 2. ihalenin makul süre içinde aynı koşullarla yapılmadığının kabulü halinde makul süre içinde ve aynı koşullarla ikinci ihalenin yapılmış olması halinde ödenecek tamamlama bedeli belirlenip buna göre kaçırılan fırsat olarak menfi zarar ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 22/II ve 12. maddesi gereğince isteyebileceği güncelleme farkı ve ek kesin teminat bedeli de eklenerek davacının isteyebileceği zarar miktarının belirlenmesi gerekir.

Somut olayda asıl davada davacı iş sahibi ilave KDV ödediğini belirtmesine rağmen dosya kapsamında alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında bilirkişilerce yapılan hesaplamalara KDV’nin dahil edilip edilmediğinin anlaşılamadığı ve bu yöndeki davacı itirazlarının karşılanmadan karar verildiği, öte yandan yargılama aşamasında davalı yüklenici hakkında iflas kararı verilmiş olduğu, asıl davanın kayıt kabul davasına dönüştüğü, İİK 195 gereğince asıl alacağa iflas tarihine kadar işlemiş faiz dahil edilerek iflas masasına kayıt kabul kararı verilmesi gerektiği, bu bağlamda bilirkişilerce davacının 4.285.516,12 USD menfi zarar alacağı için 690.682,34 USD faiz hesaplanmış ise de zemin etüt bedeli alacağı olan 33.250,00 TL’lik alacağına iflas tarihine kadar faiz işletilip işletilmediğinin açık olmadığı, hususları da dikkate alınarak mahkemece yeniden oluşturulacak uzman bilirkişi heyetince yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda davacının menfi zararının hesaplanarak iflas tarihine kadar işlemiş faiz de dahil edilerek belirlenen davacı alacağının iflas masasına kayıt kabulüne karar verilmesi gerekirken denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

2. Birleşen dava yönünden ise asıl davada talep edilen meblağ bakımından derdestlik nedeniyle usulden ret kararı verilmesi gerekirken, birleşen davanın esastan reddine karar verilmesi de hatalı olmuştur.

Kararın, belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde taraflara iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.06. 2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/1446, K. 2025/2608, T. 30.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-1446-e-2025-2608-k-fa6e4ba9a4a1