Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1338 E. 2026/2275 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1338
- Karar No
- 2026/2275
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1709 E., 2025/163 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Edirne 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/237 E., 2021/111 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında ... ... İpsala Sedde ve Drenaj Kanalları ikmali işinin davalı tarafından yapılması için 24.01.2013 tarihinde sözleşme imzalandığını, yüklenicinin mücbir sebepler dışında, ihale dokümanı ve sözleşme hükümlerine uygun olarak taahhüdünü yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin 24.05.2018 tarih ve 869904 sayılı olur ile feshedildiğini, feshin sonucu olarak kanunun emrettiği yaptırımlardan olan kesin teminatın gelir kaydedilmesi ile ilgili olarak, davacı idare kayıtlarında yer alan 100.000,00 TL tutarlı süresiz teminat mektubunun 12.06.2018 tarihinde gelir kaydedildiğini, 2.300.00,00 TL bedelli teminat mektubunun ise yapılan ihtarlara rağmen yenilenmediğinden hükümsüz kaldığını ve irat kaydedilemediğini, irat kaydedilmesi gereken kesin teminat tutarının 767.866,42 TL'lik kısmının işe ait kesin hesaptan mahsup edildiğini ve 767.866,42 TL'nin 13.06.2019 tarihinde irat kaydedildiğini belirterek; taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmiş olması nedeniyle 4735 sayılı Yasa'nın 22. maddesi çerçevesinde; 08.10.2013 tarihinde davacı idare kayıtlarına alınan ve 12.06.2018 tarihinde irat kaydedilen 100.000,00 TL tutarındaki kesin teminat mektubunun kayıt tarihi ile irat kaydedildiği tarihe kadar aylık TEFE ve aylık yurt içi ÜFE'ye göre güncellenerek bulunan tutarı 167.732,45 TL ile irat kaydedilen tutar olan 100.000,00 TL arasındaki farktan oluşan 67.732,45 TL'ye 12.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve süresi geçmiş olması nedeniyle gelir kaydedilmeyen 2.300.000,00 TL tutarlı kesin teminat mektubunun Muhasebe Müdürlüğü kaydına alındığı 24.01.2013 tarihinden kesin hakediş alacağının irat kaydedildiği 13.06.2019 tarihine kadar aylık TEFE ve aylık yurt içi ÜFE'ye göre güncellenerek bulunan tutarı olan 5.077.038,95 TL ile irat kaydedilen tutar olan 767.866,42 TL arasındaki farktan oluşan 4.309.172,53 TL'ye 13.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizin davalı firmadan tahsili ile davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı DSİ'nin davalının kesin hakedişindeki alacağını, kesin teminat yerine sayma konusunda yetkisi olmadığını, işin sözleşme bedelinin 37.850.000,55 TL olduğunu ancak davacı DSİ'nin bu sözleşmeyi 24.05.2018 tarih-369904 sayılı bildirimi ile tek taraflı olarak feshettiğini, sözleşmenin 10. maddesinde yüklenicinin DSİ'ye 2.300.000,00 TL kesin teminat mektubu verdiğinin yazılı olduğunu, teminat mektubunun geçerlilik süresinin sonu 31.01.2016 tarihi olup, teminat mektubunun süresinin dolması ve hükümsüz hale gelmesine rağmen, hükümsüz hale gelmesinden 2 yıl 4 ay sonra sözleşmeyi tek yanlı fesheden DSİ'nin olmayan bir teminat mektubunu nakte çevirmeye ve irad kaydetmeye karar vermesinin sözleşme düzenlemesine aykırı olduğunu, 100.000,00 TL bedelli süresiz teminat mektubunun nakde çevrilmesinin de kanuna aykırı olduğunu, çünkü sözleşme kesin teminat mektubunun zaten 2.300.000,00 TL olduğunu, bundan bahisle 100.000,00 TL'lik süresiz teminat mektubunun kesin teminat mektubu olmaması nedeniyle irat olarak kaydedilemeyeceğini ve 2.300.000,00 TL bedelli kesin teminat mektubunun da irat kaydı süresi geçmiş olması nedeniyle irat olarak kaydedilemeyeceğini, Devlet İstatistik Enstitüsü'nce yayınlanan aylık TEFE'ye göre güncellenerek bulunan tutar olan 167.732,45 TL ile irad kaydedilen 100.000,00 TL arasındaki farktan oluşan 67.732,45 TL'ye 12.06.2018 tarihinden itibaren faiz talebinin hukuki olmadığını, ayrıca davacının avans faizini başlattığı tarihte davalının temerrüde düşmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte DSİ'nin ancak dava tarihinden itibaren müddeahibe faiz talep edebileceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin 10.1.2. maddesine göre davalı yüklenici tarafından Halk Bankasına ait 23.01.2013 tarih ve 04 53... 9 numaralı, 2.300.000,00 TL bedelli, 31.01.2016 tarihine kadar geçerli teminat mektubunun davacı İdareye verildiği, daha sonra yüklenici tarafından ...na ait 03.10.2013 tarihli, 100.000,00 TL bedelli ve süresiz kesin teminat mektubunun davacı idareye sunulduğu, sözleşmeye göre işin bitim tarihinin 07.08.2016 tarihi olmasına rağmen, 24.05.2018 tarihinde işin halen bitirilmediğinin sabit olduğu, davacı idarenin şartnamede belirtilen 15 gün süreli ihtarnameyi davalıya çektiği ve işin bitirilememesi durumunun devam etmesi üzerine 24.05.2018 tarihinde İdarenin sözleşmeyi feshettiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, işin bitim tarihinin 07.08.2016 olmasına rağmen 24.05.2018 tarihinde halen bitirilmediğinin sabit olup, feshin haklı olduğu ve işi süresi içinde tamamlamayan davalı yüklenicinin bu konuda kusurunun bulunduğu ayrıca YİGŞ'nin 47. maddesi, Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 20. maddesine göre ve dolayısıyla yukarıda bahsi geçen hüküm ile birlikte değerlendirildiğinde teminat mektubunun ve ek teminat mektubunun gelir kaydedilmesi şartlarının oluştuğu kanaatine varıldığı, yine 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun 22/2. maddesinde ise; bu Kanun'un 19, 20... . maddelerine göre sözleşmenin feshedilmesi halinde kesin teminat ve varsa ek kesin teminatlar, alındığı tarihten gelir kaydedileceği tarihe kadar Devlet İstatistik Enstitüsü’nce yayımlanan aylık toptan eşya fiyat endeksine göre güncelleneceği, güncellenen tutar ile kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların tutarı arasındaki farkın yükleniciden tahsil edileceği hükmüne yer verildiği, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 09.07.2012 tarih, 2011/4306 E., 2012/5195 K. sayılı ilamının da bu doğrultuda olduğu, davalı yüklenici tarafından iş sahibi davacıya verilen teminat mektuplarının verildiği tarihten gelir kaydedileceği 24.05.2018 fesih tarihine kadar Devlet İstatistik Enstitüsü’nce yayımlanan aylık toptan eşya fiyat endeksine göre güncellenmiş değerinin de hüküm altına alınması gerektiği, bilirkişiden alınan ek raporda davalı yüklenici tarafından iş sahibi davacıya 24.01.2013 tarihinde verilen 2.300.000,00 TL tutarlı kesin teminat mektubunun verildiği tarihten 24.05.2018 fesih tarihine kadar TÜİK tarafından yayımlanan Yİ-ÜFE'ye göre güncellenmiş değerinin 3.944.500,00 TL, davalı yüklenici tarafından iş sahibi davacıya 08.10.2013 tarihinde verilen 100.000,00 TL tutarlı kesin teminat mektubunun verildiği tarihten 24.05.2018 fesih tarihine kadar TÜİK tarafından yayımlanan Yİ-ÜFE'ye göre güncellenmiş değerinin 162.800,00 TL olduğunun belirlendiği, 2.300.000,00 TL tutarlı kesin teminat mektubunun süresinin dolması nedeniyle bu mektuba istinaden davacı idarece teminat mektubunun irad kaydedilemeyip, bu alacağa istinaden kesin hakedişten sadece 767.866,42 TL irad kaydedildiği hususunda dosya kapsamında ihtilaf bulunmadığı , bu bağlamda 2.300.000,00 TL tutarlı kesin teminat mektubunun güncellenmiş değeri olan 3.944.500,00 TL'den 767.866,42 TL'nin mahsubu ile bu mektup nedeni ile 3.176.633,58 TL davacı idarenin davalı yükleniciden alacaklı olduğu, yine 100.000,00 TL tutarlı kesin teminat mektubunun verildiği tarihten 24.05.2018 fesih tarihine kadar TÜİK tarafından yayımlanan Yİ-ÜFE'ye göre güncellenmiş değeri 162.800,00 TL olup, 100.000,00 TL'nin irad kaydedildiği dikkate alınarak 162.800,00 TL – 100.000,00 TL = 62.800,00 TL fark bedeli kadar iş bu teminat mektubu nedeniyle de davacı İdarenin davalı yükleniciden alacaklı olduğu, buradan hareketle taraflar arasındaki sözleşmeyi haklı olarak fesheden ve teminat mektuplarını irad kaydedebilecek davacı İdarenin her iki teminat mektubu nedeniyle davalı yükleniciden 3.176.633,58 TL + 62.800,00 TL =3.239.433,58 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 3.239.433,58 TL'nin dava tarihi olan 18.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki taleplerini belirttikten sonra, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarına itirazlarında belirtildiği üzere, güncelleme geçerlilik süresi dolduğu için irat kaydedilemeyen teminat mektubunun güncelleme hesabının, 2019 yılı Haziran ayına göre yapılması gerektiğini beyan etmektedir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Sözleşme maddesine göre istenen miktarda teminat mektubu DSİ'ye verilmiş olduğuna göre 03.10.2013 tarihli 100.000,00 TL bedelli teminat mektubunun nakde çevrilip irad kaydedilmesi ve üstelik güncellemeye tâbi tutulmasının sözleşmeye aykırı olduğunu, diğer yandan; 100.000,00 TL'lik teminat mektubunun nakde çevrilmesi ve güncellenmeye tâbi tutulmasının doğru olduğu farz edilse bile o zaman 2.300.000,00 TL'ye değil, 2.200.000,00 TL'ye (kabul anlamına gelmemek kaydı ile) güncellenme uygulanması gerekebileceğini, b. Kesin hakedişe göre müvekkilince yapılan işin bedelinin % 4,35' ininin üzerinde bir oranın ödenmemiş olduğunu, iş sahibi davacı iş bedelinin bir kısmını ödememiş iken fesihte haklı olma sebebinin anlaşılamadığını, teminat mektuplarının nakde çevrilebilmesinin ön şartı olan feshin haklı olup olmadığının hiç araştırılmadığını, c. Halk Bankası'nın 23.01.2013 tarih-04 53... 9 no'lu 2.300.000,00 TL bedelli banka teminat mektubunun banka garantisinin düşerek geçersiz hale gelmesinde müvekkilin kusuru olmadığı gibi, mevcut olmayan bir kesin teminatın irad kaydedilmesi ve güncellenmesinin de mümkün olmadığını, davacının, kesin hakedişteki müvekkil alacağını kesin teminat yerine sayma konusunda sözleşmeye göre yetkisi de olmadığını, kesin teminatın geçerlilik süresi sözleşme ile sınırlandığına ve bu konuda sözleşme tadilatı bulunmadığına göre DSİ'nin bu mektup açısından güncelleme talep hakkının da düştüğünü beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinin haklı feshi nedeniyle irat kaydedilemeyen teminat mektubu ve güncelleme bedeli ile irat kaydedilen teminat mektubunun güncelleme bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı HMK'nın 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.