Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1095 E. 2026/712 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1095
Karar No
2026/712
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1898 E., 2025/65 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/268 E., 2020/258 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; .......... Bölgesi Tahkim Mahkemesi tarafından davalıdan olan alacağının tahsiline ilişkin verilen 20.09.20 17... .02.2018 tarihli kararların tenfizini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; tenfiz şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 24.06.2020 tarihli kararı ile ülkeler arası karşılıklılık bulunduğu ve tenfiz şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 24.06.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 01.03.2023 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan kabulü ile kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında karar verilmesi ve ülkeler arası karşılıklılık bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 24.06.2020 tarihli kararının süresi içinde davacı vekil tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacının tenfizini istediği kararın Rusya Federasyonu Sverdllovsk Bölgesi Tahkim Mahkemesi tarafından verildiği, tenfiz şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilirken, hakem kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin 1958 tarihli New York Konvansiyonu'na göre değerlendirme yapılıp karar verilmesi gerektiği,1958 tarihli New York Konvansiyonu incelendiğinde ise ülkemizin 1992 yılında taraf olduğu, Rusya Federasyonu'nun ise 1960 yılında taraf olduğu anlaşılmakla, iki ülke arasında karşılıklılık esasının bulunduğunun kabulü ile işin esasına girilerek tenfiz şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile karşılılık esasının bulunduğu ve tenfiz şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde: a. Ülkeler arası karşılıklılık esasının oluşmadığını, b. Tahkim yargılamasında adil yargılanma ilkesine aykırı olarak yargılama yapıldığını, c.Mahkemece nispi vekalet ücreti ve harca hükmedildiğini, maktu olması gerektiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, yabancı tahkim mahkemesi kararının tenfizi istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, yabancı hakem kararlarının tenfiziyle ilgili 5718 sayılı ...........un; 60, 61... . maddelerinde harçla ilgili hüküm bulunmadığı, bu konuda, Harçlar Kanunu'nun 3. maddesinin son cümlesinde infazla ilgili şerhlerden kararın mahiyetine göre, karar ve ilam harcı alınacağı, öte yandan Ülkemizin tarafı olduğu...........Sözleşmesi'nin 3. maddesinde ise, yabancı hakem kararlarının tenfizinde tek sınırlamanın “millî hakem kararlarından daha yüksek adlî harçlar alınamayacağı” hükme bağlandığı, kural olarak her adli hizmetin harca tabi olduğu, harç alınmaması için Kanunda açıkça istisna veya muafiyetin belirtilmiş olması ve Harç.K.m.3 ile New York Sözleşmesi'nin 3. maddesi dikkate alınarak yabancı hakem kararlarının tenfizinde kararının mahiyetine göre, nispi karar ve ilam harcı alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2026 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

(Muhalif) (Muhalif)

KARŞI OY YAZISI Yabancı hakem kararlarının tenfizi 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 60... . maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 60/1. madde hükmüne göre; kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan yabancı hakem kararları tenfiz edilebilir. Tenfiz davalarında alınacak harç için ise bu Kanunda düzenleme bulunmadığından 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine bakmak gerekir. Yabancı mahkeme ilamları yönünden 492 sayılı Kanunun 4. maddesinde; "Yabancı bir mahkeme tarafından verilen ilamların tenfizi için açılacak davalardan, bu ilamlarda hükmolunmuş şeyin değeri, nevi ve mahiyetine göre (1) sayılı tarife gereğince harç alınır." düzenlemesi bulunmaktadır. Bu hüküm yabancı mahkeme ilamları ile ilgili olup yabancı hakem kararlarının tenfizi için açık bir düzenlemeyi içermemektedir. Burada yabancı hakem kararının tenfizi için harç düzenlenmemiş olsa da Harçlar Kanunu 3. maddesinin 2. fıkrasında yabancı hakem kararları için de aynı suretle harç alınacağı 1. fıkraya atıf yapılmak suretiyle düzenlendiğinden, bu hüküm gereğince yabancı hakem kararının tenfizi davalarında da karar ve ilam harcı alınması gerektiği anlaşılmaktadır. Kanun hükmü açıkça tenfiz kelimesini kullanmamış ise de yabancı hakem kararının infazı, aksine özel bir düzenleme olmadıkça ancak tenfiz kararıyla mümkün olacağına göre yabancı hakem kararı nedeniyle 3/2. maddede alınması gerektiği düzenlenen harcın da bu kararın tenfizi davası nedeniyle alınacak harç olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Bu durumda yabancı hakem kararının tenfizi davasında harç alınmasının kanuni dayanağı, Harçlar Kanunu 3. madde hükmü olup alınacak harç miktarı konusunda maddenin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir. Zira konuyu düzenleyen 2. fıkra, öncesi 1. fıkraya göre harç alınacağını hükme bağlamıştır. Hükümde; hakem kararlarının infazı lazım geldiğine dair mahkeme başkanı veya hakim tarafından verilen şerhlerden, hakem kararının mahiyetine göre, karar ve ilam harcı alınacağı (md 3/1), yabancı hakem kararları ile, kanun gereğince tahkim yolu ile halli mecburi olan davalardan da aynı suretle harç alınacağı (md. 3/2) düzenlemesi bulunmaktadır. Buna bağlı olarak öncelikle hakem kararları nedeniyle alınacak harç miktarının belirlenmesi ve yabancı hakem kararının tenfizi davasında da aynı miktarda olmak üzere harç alınması gerekir. Hakem kararlarının infazı lazım geldiğine dair şerh verilmesi iç tahkim kuralları yönünden 1086 sayılı HUMK'nun 536. maddesinde icra edilebilirlik şerhi olarak düzenlenmiş idi. Harçlar Kanununda sözü edilen harç da bu şerh nedeniyle alınmakta ve Harçlar Kanunu tarifesi uygulandığından değere bağlı verilen kararlarda nispi harç alınmakta idi. Ancak 6100 sayılı HMK ya bu madde alınmamıştır. Bunun alınmamış olma nedeni de hakem kararının iptali davasının düzenlenmiş olması ve bu davanın reddi ile hakem kararının usulüne uygun olduğu belirlenmiş olacağından yeniden yargısal bir karar olarak icra edilebilirlik şerhi aranmasına gerek kalmamış olmasıdır. İç tahkim yönünden icra edilebilirlik şerhi kalktığına göre artık tahkim yargılaması yönünden alınacak harcın hakem kararının iptali davasında alınacak harç kadar olduğunun olduğunun kabulü gerekir. Hakem kararının iptali davasında mahkemenin inceleyeceği hususlar usuli nedenlerle sınırlı olup işin maddi hukuk boyutuyla esası ve miktarın doğruluğu incelenmediğinden buna bağlı olarak maktu karar ilam harcına tabi olduğunun kabulü gerekmektedir.. Kaldı ki bir an için incelenen kararın değere bağlı olduğu düşünülse bile Harçlar Kanununa ek tarifeye bakıldığında dahi farklı bir sonuca varılmamaktadır. Şöyle ki; Karar ve ilam harcı, yargı harçlarının düzenlendiği Harçlar Kanuna ek 1 sayılı tarifeye göre belirlenecektir. Tarifede karar ve ilam harcı, A/III. madde 1. fıkrada nispi harç, A/III. madde 2. fıkrada ise maktu harç olmak üzere düzenlenmiştir. Nispi harçta genel kural A/III. maddenin 1. fıkrası (a) bendinde; konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68,31 olarak düzenlenmiştir. Genel kural bu şekilde olmakla birlikte hükmün devamında "Tahkim yargılamasında bu bent hükümlerine göre harç alınmaz" düzenlemesi ile bu hükme bir istisna getirilmiştir. Bu istisna 2016 yılında 6728 sayılı Kanunun 36. maddesi ile yapılan değişiklik ile tarifede yer almıştır. Öncesinde ise 2014 yılında 6518 sayılı Kanunun 9. maddesi ile yapılan değişiklik ile getirilmiş olan "tahkim yargılamasında bu bende göre hesaplanan harcın yüzde elli oranında uygulanacağı düzenlemesi bulunmakta idi. 2014 değişikliği öncesi ise bir istisna düzenlemesi olmadığından tahkim yargılaması için icra edilebilirlik şerhi sırasında alınacak harç da diğer davalarda olduğu gibi binde 68,31 oranında harç alınması şeklinde idi. Hükümde 6728 sayılı Kanunun 36. maddesi ile yapılan değişikliğin madde gerekçesinde yapılan düzenlemeyle tahkim müessesenin etkinleştirilmesi ve mahkemelerin yükünün azaltılmasının amaçlandığı belirtilmiştir. 2016 yılında yapılan değişiklik ile tahkim yargılamasında nispi harç alınmayacağı düzenlenmiş ise de maktu harç maddesinde böyle bir istisnaya yer verilmemiştir. Zira tarifede yer alan A/III. maddenin 2. fıkrasında, 1 inci fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik mercilerinin 1 inci fıkra dışında kalan kararlarında maktu harç alınacağı böyle bir istisnaya yer verilmeksizin düzenlenmiştir. Tahkim yargılamasında 1. fıkraya göre nispi harç alınamadığı için 2. fıkraya göre maktu harç alınacağı şeklinde düzenleme yapıldığı her iki fıkranın birlikte değerlendirilmesinden açıkça anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle HMK'da düzenlenen iç tahkime tabi tahkim yargılaması bakımından alınması gereken harç, maktu harç olduğundan bu hükme atıf yapan "yabancı hakem kararları için de aynı suretle harç alınacağı" düzenlemesi nedeniyle bu kararların tenfizi davalarında alınması gereken karar ve ilam harcı da aynı olmak üzere maktu harç olacaktır. 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu yönünden icra edilebilirlik şerhi kalkmamış ve uygulanmakta ve Kanunun 15/B-1 maddesinde icra edilebilirlik şerhinden harç alınmayacağı düzenlenmiş ise de Harçlar Kanunun yollama yaptığı tahkim yargılaması iç tahkim kurallarını ifade etmektedir. 4686 sayılı kanun hükmüne dayanılarak hiç harç alınmayacağı sonucuna da varılamaz. Bu durumda, Harçlar Kanunu tahkim yargılaması bakımından alınması gereken karar ve ilam harcını maktu olarak düzenlendiğine göre yabancı hakem kararının tenfizi davasında alınması gereken karar ve ilam harcı da aynı miktar olmak üzere maktu harç olmalıdır. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde dava hakem kararının tenfizine ilişkin olup dava kabul edilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere karar ve ilam harcının maktu olarak 615,40 TL alınması gerekirken mahkemece 21.458,55 TL nispi karar ve ilam harcı için peşin alınan 44,40 TL peşin ve 5.320,24 TL tamamlama harcı toplamı 5.364,65 TL'nin mahsubu ile noksan olan 16.093,91 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Bu nedenle hükmün bozulması gerekir ise de bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK 370/2. madde gereğince bölge adliye mahkemesi kararının düzeltilerek onanması mümkündür. Diğer yönlerden temyiz itirazlarının reddi gerektiği için çoğunluk görüşüne katılmakta ise de davalının maktu harç alınması gerektiğine ilişkin temyiz itirazı kabul edilerek maktu harç miktarına göre alınması ve iadesi gereken harçlar konusunda düzeltilerek onama kararı verilmesi ve buna bağlı olarak davalının yatırdığı temyiz harçları iade edilerek temyiz karar ve ilam harcı alınmaması gerektiği görüşünde olduğumuzdan, temyiz itirazları tümüyle reddedilerek hükmün onanması ve nispi temyiz karar ve ilam harcı alınması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/1095, K. 2026/712, T. 25.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-1095-e-2026-712-k-eb151ff39cf9