Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/3654 E. 2025/3138 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3654
- Karar No
- 2025/3138
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/197 E., 2024/1540 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/9 E., 2023/891 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili avukat ... ile davalı vekili avukat ...’un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasında düzenlenen 07.08.2017 tarihli sözleşme ile müvekkilinin sözleşme eki teknik şartnamelere göre davalı kooperatife ait 13 villanın tamamlama işini üstlendiğini, iş bedeli olarak davalı kooperatife ait 2830 parselde kayıtlı taşınmazın bedelsiz olarak müvekkiline verileceğinin kabul edildiğini, işin tamamlanarak geçici kabule hazır edildiğinin davalı kooperatife 21.12.2020 tarihli noter ihtarı ile bildirildiğini, müvekkilinin bu ihtardan sonra da yapmayı taahhüt ettiği işlere ilave imalâtlar yaptığını, yapılan işlerin Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2021/73 D. İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, düzenlenen rapora göre sözleşme ve teknik şartnameler kapsamında yapılan işler tutarının 9.920.519,99 TL; sözleşme ve teknik şartnamelerde belirlenenlerden fazla yapılan imalâtlara ilişkin tutarın ise 526.468,21 TL olduğunu belirterek; taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 9.2. maddesi gereğince davalıya ait olup, müvekkiline devri taahhüt edilen 2830 parselin tapusunun iptali ile müvekkili adına kayıt ve tescilini; terditli olarak taleplerinin uygun görülmemesi, taşınmazın davalı adına kayıtlı olamaması ya da tapunun devrine engel bulunması halinde 2830 parselin dava tarihindeki değerinin müvekkiline ödenmesini; yine terditli olarak yukarıdaki taleplerinin uygun görülmemesi halinde inşaat sözleşmesi gereğince davacı tarafından yapılan iş bedellerinin mahkemece yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesiyle belirlenerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla kısmi olarak şimdilik 500.000,00 TL’nin işleyecek ticari faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; taraflar arasında düzenlenen 07.08.2017 tarihli sözleşme ile davacı şirketin, 240 gün içerisinde yarım kalan inşaatı projeye uygun olacak şekilde tamamlayacağını kabul ve taahhüt ettiğini, işin kararlaştırılan sürede tamamlanamaması nedeniyle müvekkilinin 13.03.2019 tarihli noter ihtarı ile sözleşmenin 25.2. maddesi gereğince gecikme cezası uygulanacağını ve aykırılıkların devamı halinde sözleşmenin feshedileceğini ihtar ettiğini, taraflarca son olarak 15.06.2019 tarihli protokol mahiyetinde mutabakatname düzenlenerek davacıya 01.10.2019 tarihine kadar süre verildiğini, davacı tarafından edimlerinin yerine getirilmemesi nedeniyle 18.06.2020 tarihli noter ihtarı ile mutabakata varılan şartlarda edimlerin yerine getirilmemesi halinde cezai şart hükümlerinin uygulanacağının ve sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edildiğini, 17.08.2020 tarihinde davacı tarafından verilen "Taahhütname" ile sözleşmeye konu işin 31.10.2020 tarihinde bitirileceği ve teslim edileceğinin taahhüt edildiğini, taahhütnamenin son günü olan 31.10.2020 tarihinde yapılan tespitlerde inşaatın bitmediğinin ve pek çok eksik iş bulunduğunun tespit edildiğini, 12.11.2020 tarihinde müvekkili kooperatifin yönetim kurulu ve davacı şirket yetkilisi tarafından inşaatın incelendiğini ve inşaatın taahhüt edildiği gibi bitirilemediğinin tespit edildiğini, bunun akabinde kooperatif yönetim kurulunun 12.11.2020 tarihli ve 7 sayılı kararı ile sözleşme ve sözleşmeye dayalı ikame edilen protokol, mutabakatname ve taahhütnamelerin feshine karar verdiğini, fesih iradesinin davacıya 13.11.2020 tarihli noter ihtarı ile bildirildiğini, davacı tarafından gönderilen 21.12.2020 tarihli noter ihtarında feshin kabul edilmediğinin bildirildiğini, feshin akabinde kooperatif tarafından Muğla Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/56 D. İş sayılı dosyasında yaptırılan delil tespiti sonrasında düzenlenen raporda, talep tarihi itibariyle sözleşmeye aykırı ve ayıplı işlerin giderilme maliyetlerinin inşaat ve elektrik imalâtları olarak toplam 872.393,00 TL olarak hesaplandığını, davacı yüklenici TBK’nın 97. maddesine göre öncelikli edimini yerine getirmediğinden alacak talep edemeyeceğini, tapu iptali tescil talebinin şartlarının oluşmadığını, imalât bedeli hesaplanırken eksik ve ayıplı işlerin yine, sözleşme ileri etkili feshedildiğinden sözleşme ayakta iken oluşan gecikme cezasının da dikkate alınması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın eser sözleşmesine dayanan tapu iptali tescil yada alacak talebine ilişkin olduğu, alınan bilirkişi raporlarına göre davacı yüklenicinin 2012 yılından önceki yüklenici döneminde yapılan işlerin dışında, sözleşme kapsamında üstlendiği bölümdeki işin tamamına göre % 79,60 oranında imalât yaptığı, bu fiziki gerçekleşme oranına göre hak edilen bedelin 3.680.442,05 TL olduğu, bu miktardan ayıplı iş bedeli olan 93.480,80 TL düşüldüğünde (3.680.442,05 TL-93.480,80 TL), sözleşme gereği hak ettiği götürü bedelin 3.586.961,25 TL olduğu, yine alınan teknik bilirkişi raporlarına göre, sözleşme kapsamı dışında kalan fazla işlerin bedelinin imalâtın yapıldığı tarihteki serbest piyasa rayiçlerine göre KDV ve yüklenici kârı dahil 1.637.679,38 TL olduğu, buna göre davacıya ödenmesi gereken toplam bedelin (3.586.961,25 TL+1.637.679,38 TL)=5.224.640,63 TL olduğu, mahkemece alınan mali müşavir bilirkişi raporuna göre davalı işveren tarafından davacı yükleniciye yapılan 479.083,30 TL ödeme düşüldüğünde davacıya ödenmesi gereken toplam bedelin (5.224.640,63 TL- 479.083,30 TL)=4.745.557,33 TL olduğu, Buna göre davacı tarafın terditli taleplerinden; 1)-Davacı yüklenicinin sözleşme gereğince edimlerini tam olarak yerine getirmediği, sözleşme gereğince yapılması gereken ancak yapılmayan eksik iş bedellerinin 851.077,15 TL olduğu, yapılan % 79,60 iş oranına göre sözleşmenin 6. maddesi gereğince taşınmazın kendisine bedelsiz devrini talep edemeyeceğinden davaya konu 1378 ada, 1 parsel (yenileme öncesi 2830 parsel)in davacı adına tapuya tescili talebinin reddine, 2)-Davacı yüklenici sözleşme gereğince edimlerini tam olarak yerine getirmediğinden ve sözleşmenin götürü bedel olarak düzenlenmesi nedeniyle taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerini talep edemeyeceğinden, davaya konu 1378 ada, 1 parsel (yenileme öncesi 2830 parsel)in rayiç değerinin ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesi ile ilgili talebinin reddine, 3)-Davacı yüklenicinin sözleşme gereğince gerçekleştirilen imalâta göre hakettiği iş bedeli ve sözleşme kapsamı dışında kalan fazla işler nedeniyle talep edebileceği 4.745.557,35 TL'den taleple bağlı kalınarak 500.000,00 TL'nin dava tarihi olan 03.09.2021 tarihinden itibaren değişken oranlı avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının bakiye 4.245.557,35 TL alacağı yönünden haklarının saklı tutulmasına, yine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 05.10.2015 tarihli ve 2015/13594 Esas-2015/17453 Karar sayılı ilamında da değinildiği üzere, terditli davalarda terditli taleplerden reddedilen talep için ayrıca harç alınmayacağı, vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilmeyeceği gerekçesiyle, davacı tarafından terditli olarak açılan davada red edilen kısımlar yönünden davacı aleyhine herhangi bir harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1-Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.Davanın HMK’nın 111. maddesine göre terditli olarak ikâme edildiğini ve terditli olarak tüm talepleri açısından harç yatırıldığını, tüm terditli talepleri yönünden dava değeri olan 9.200.000,00 TL üzerinden eksik harç ikmal edilmişken terditli taleplerinden üçüncüsü açısından ıslahla artırılmadığı gerekçesi ile 500.000,00 TL üzerinden verilen kabul kararının usul ve yasaya uygun olmadığını, b.Alacağın dava tarihi itibariyle ulaştığı miktarın belirlenerek işleyecek ticari faiziyle birlikte ödenmesini talep ettiklerini, davalı kendi edimlerini yerine getirmeyerek gecikmeye neden olduğundan sözleşme tarihindeki değerler üzerinden karar verilmesinin davacıyı cezalandırıcı nitelikte olduğunu, zira davacıya taahhüt edilen taşınmazın, edimin ifa zamanındaki değeri olan taşınmaz mülkiyeti olduğunu, c.Davacı alacağının, iş bedeli olan dava konusu taşınmazın en azından davacının edimlerini ifa iddiasıyla dava açtığı tarihteki değeri (9.200.000,00 TL) üzerinden bitirme oranı (%79,60) olmak üzere 7.323.200,00 TL kabulü ile avans faiziyle birlikte, ayrıca fazla imalât metrajları ile sözleşme gereği taahhüt edilen paraların da dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, d.Müvekkili tarafından ihtar edilmesine rağmen davalı kooperatifin alması gereken izinleri geç aldığını, onaylı son projeleri sunmadığını ve ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, hukuken kendi edimini hem parasal hem de hukuki işlemler bakımından ifa etmemiş olanın, karşı edimin ifasını talep etmesinin mümkün olmadığını, e.Davacının edimlerini davalının kusuru nedeniyle yerine getiremediğini, müvekkilinin haklı nedenlerle yapamadığı (%20,40) oranında iş miktarının iki katına yakın (yaklaşık %40) oranında metraj farkı ve ilave iş yaptığı gözönünde bulundurulduğunda artık sözleşmenin ifa edilmediğinin ileri sürülmesinin TMK'nın 2. maddesine aykırı olduğunu, taahhüt edilen iş miktarından daha fazlası yapıldığına göre tapu devrinin gerçekleştirilmemesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, f.Kendi edimlerini ifa etmeyen davalının sözleşmeyi feshetme hakkı olmadığını, davalı kendi kusurlu hareketleriyle sözleşmenin gerçekleşememesine neden olmuşken, Mahkemenin haksız şekilde taşınmazın mülkiyetinin davalıda kalmasına imkân sağladığını, g.İyiniyetle sözleşmeyi ifa gayretinde bulunan, davalıdan kaynaklanan nedenlerle sözleşmeye ifa edemeyen müvekkiline, yargılamanın devamı sırasında Menteşe Belediyesi'ne onaylanmak üzere verilen mekanik ve elektrik projelerinin onaylanarak kendisine süre verilmesi talebinin reddi yoluna gidilmesinin de hukuka uygun olmadığını, h.Dava harç ve yargılama giderlerinin de eksik ve yanlış değerlendirildiğini beyan etmektedir.
2-Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.Sözleşmeye göre öncelikli edim davacıda olup, davacı edimini ifa etmediğinden ileri sürdükleri ödemezlik def’inin kabul edilmesi gerektiğini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise ayıplı imalât bedelleri nispetinde iş bedelinden indirim yapılması gerektiğini, ayrıca sözleşme ileri etkili feshedildiğinden sözleşmenin ayakta bulunduğu dönemde taraflarca kararlaştırılan gecikme cezası ve cezai şart bedellerinin de takdir edilecek hakediş ücretinden indirilmesi gerektiğini, b.Mahkemece hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini, kök rapora itirazlarında da belirttikleri kalemlerle ilgili hatalı rapor düzenlendiğini, bu iddialarının temelinde dosyaya delil olarak sunulan Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/7 Esas sayılı dosyasında alınan raporların bulunduğunu, c. Davalı şirket tarafından, hukuka ve hakkaniyete aykırı olacak şekilde, dava konusu inşaatta yapılan işler listesinin afaki olacak şekilde şişirildiğini ve gerçekleri yansıtmayan, yerinde yapılmayan birçok iş kalemi imalâtın yapılmış gibi gösterildiğini, gerçek imalâtların ihale tarihi itibariyle piyasa rayiçlerine göre bedelinin belirlenerek; yanlış yapılıp da sökülmesi gereken ve yeniden yapılması gereken imalâtların da bugünün fiyatları ile hesaplanması gerektiğini, bilirkişi raporuna itirazları doğrultusunda yeniden rapor düzenlenmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde alacak istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir 2. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; Taraflar arasında düzenlenen 07.08.2017 tarihli "S.S. Dinlen Yapı Kooperatifi Tamamlama İşine Ait Sözleşme" başlıklı sözleşme niteliği itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi olup, davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Bu sözleşme ile davacı yüklenici, davalı iş sahibi kooperatife ait 13 adet villanın yükleniciye verilmiş olan "Yapılacak İşler Listesi" ve Muğla Belediyesi'nce onaylanmış projesine uygun olarak anahtar teslimi tamamlama işini üstlenmiştir. İşin bedeli ise, sözleşmenin 6. maddesinde; her üyeden alınacak olan 125.000,00 TL katkı payı ve 2830 sayılı parselin davacı yükleniciye bedelsiz teslimi olarak kabul edilmiştir. Maddede iş bedeli olarak davacıya verilmesi kararlaştırılan taşınmaza herhangi bir bedel takdir edilmemiştir. Taraflar arasında düzenlenen sözleşme davalı iş sahibi tarafından 12.11.2020 tarihinde feshedilmiş, 13.11.2020 tarihli noter ihtarı ile de fesih iradesi davacı yükleniciye iletilmiş olup, akdi ilişkinin fesih tarihine göre tasfiyesinin yapılması gerekir. Mahkemece, sözleşme kapsamında yapılacak işler bedelinin, taşınmazın fesih tarihindeki değeri ile 13 kooperatif üyesinden toplanacak olan 125.000,00'er (toplam 1.625.000,00 TL) TL'nin toplamı olarak kabulü gerekirken, taşınmazın sözleşme tarihindeki değeri esas alınarak iş bedeli belirlenmesi doğru olmamıştır.
3.Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre götürü bedelli sözleşmelerde yüklenicinin hakettiği iş bedeli veya iş sahibinin yaptığı fazla ödeme; fiziki oran yöntemi olarak adlandırılan, eksik ve kusurlar da dikkate alınıp düşülmek suretiyle, gerçekleştirilen imalâtın işin tamamına göre fiziki oranının tespiti ile bu oranın götürü bedele uygulanması suretiyle hesaplanması, sözleşme dışı fazla imalât varsa bu imalâtların bedeli yapıldığı yıl serbest piyasa rayiçlerine göre belirlenerek (serbest piyasa rayiçlerine yüklenici kârı ve KDV'nin dahil olduğu da gözetilmek suretiyle) ve bulunacak bu miktardan kanıtlanan ödemelerin düşülmesi suretiyle belirlenir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda işin gerçekleşme oranı %79,60 olarak tespit edilmiştir. Bu orana, eksik ve ayıplı işler dikkate alınarak ulaşıldığı (eksik işler: %18,40 + ayıplı işler: %2,00 =%20,40) anlaşılmakta olup, davacı yüklenicinin iş bedeli belirlenirken, ayıplı iş bedeli olarak kabul edilen 98.480,80 TL'nin ayrıca düşülmesi de doğru olmamıştır.
4.Yine her ne kadar mahkemece davacı yüklenicinin terditli taleplerinden sözleşme gereğince gerçekleştirilen imalâta göre hakettiği iş bedeli ve sözleşme kapsamı dışında kalan fazla işler nedeniyle talep edebileceği 4.745.557,35 TL'den taleple bağlı kalınarak 500.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmişse de; mahkemenin 22.06.2022 tarihli duruşmada verilen ara kararı ile dava değeri 9.200.000,00 TL kabul edilerek harç tamamlama işlemi yapıldığı, davacı tarafça bu dava değeri üzerinden peşin karar harcı yatırıldığı anlaşılmış olup, terditli olarak açılan davalarda her bir talep yönünden ayrı ayrı harç yatırılması gerekmeyip, davacı tarafça 9.200.000,00 TL yönünden harç tamamlama işlemi yapılmış olmakla, her bir terditli talebin bu miktar üzerinden değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile 500.000,00 TL üzerinden kabul kararı verilmesi de doğru olmamıştır.
Bu açıklamalar kapsamında mahkemece yapılacak iş, hükme esas alınan bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişi heyetinden yukarıdaki açıklamalar kapsamında taraf ve Yargıtay denetimine açık rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi olup, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile verilen kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR 1-Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin bir kısım temyiz itirazlarının REDDİNE, 2-Yukarıda 2., 3. ve 4. bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesine karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3-İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 4-Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan davacı yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.