Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/2758 E. 2025/3562 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2758
Karar No
2025/3562
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1977 E., 2024/1082 K. BİRLEŞEN İZMİR 11. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NİN 2013/402 ESAS SAYILI DOSYASI BİRLEŞEN İZMİR 12. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NİN 2013/485 ESAS SAYILI DOSYASI İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/80 E., 2022/334 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleşen 2013/485 E. sayılı dosya yönünden taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili birleşen 2013/485 E. sayılı davada dava dilekçesinde; taraflar arasında, .... Yaya Alt Geçidi'nin davacı şirket tarafından yapımına ilişkin 10.12.2012 tarihinde imzalanan sözleşmenin davalı idare tarafından 02.08.2013 tarihinde feshedildiğini, sözleşme kapsamında davacı tarafından yapılan kanal deplase ve palplanş imalâtlarının bedelleri ile kanal kazı, beton boru ile yastıklama, kanalizasyon rögar ve baca kazı dolgu ve yastıklama ile zemin kotu arasındaki dolgu, kanalizasyon hattında derinlik ve su zammı imalâtlarına ilişkin bedellerin ödenmediğini, fore kazık imalât bedelinin eksik ödendiğini, fore kazıkların sağlam zemine soketlenmemesi nedeniyle dökülen betonların önemli bir kısmının çamur tabakası içine dağıldığını ve önemli ölçüde beton zayiatı oluştuğunu ayrıca 06.07.2013 tarihinde bitirilmesi gereken işe ilişkin TCDD'den hat içi çalışma izninin 07.06.2013 tarihinde alınabilmiş olması nedeniyle işin tamamın gerçekleştirilebileceği sürede sadece 1/3'ünün gerçekleştirilebildiğini ve bu sebeple ek masraflar yapılmak zorunda kalındığını, bu kapsamda kontrolörlüğe tahsis edilen aracın dört aylık amortisman ve akaryakıt gideri ile şoför maaşının, şantiye şefi ile şantiye elemanlarının dört aylık bürüt maaşları ile şantiyedeki konteynerlerin kira bedeli ile şantiye elektrik ve su giderlerinin, iş makinelerinin dört aylık kira bedelleri ile iş makinesi personelinin dört aylık bürüt ücretinin davacıya ödenmesi gerektiğini, işin projesinin uygulanabilir olmadığına ilişkin hazırlanan raporlar için ödenen ücretlerin, teminat mektubu komisyon bedelinin, davacıya ait makinelerin şantiye sahasından çıkarılması sırasında verilmiş olan zararın karşılanması gerektiğini, ayrıca davacının sözleşmeden elde edeceği kardan mahrum kaldığını ileri sürerek belirlendiğinde arttırılmak üzere alacak ve zararları için şimdilik 100.000,00 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili birleşen 2013/485 E. sayılı davada cevap dilekçesinde; davacının işin ifası sırasında sürekli olarak iş programının gerisinde kaldığını, sözleşme ve şartname hükümleri uyarınca işin ifa edilmesi hususunda davacıya sürekli uyarı yazıları gönderildiğini, davacının projenin uygulanmaz olduğundan bahisle işi sürüncemede bıraktığını, şantiye sahasında bulundurması gereken teknik elemanları uyarılara rağmen bulundurmadığını, davacıya süre uzatımı verilmesine rağmen işi devam ettirmemek adına hukuki girişimlerde bulunması idareyi yıpratıcı, işin yapılmasını engelleyici tutum sergilemesi nedeniyle sözleşmenin 02.08.2023 tarihinde haklı olarak feshedildiğini, sahada yapılan tüm imalâtların bedelinin davacıya yükleniciye ödendiğini, sözleşmenin feshine davacının kusurlu davranışları sebebiyet verdiğinden tazminat talep etme hakkının olmadığını, işin kalan kısmının 13.11.2013 tarihinde başka bir firmaya ihale edildiğini ve firma tarafından mevcut projeye göre işin yapıldığını, davacının iddia ettiği hususların hiç birinin gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yüklenicinin proje hakkındaki itirazlarını ve değişiklik önerilerini davalı İdareye bildirmesi ve İdarenin de projeci ile yüklenicinin yaptığı müracaatları görüşmesine rağmen 14.05.20 13... .06.2013 tarihinde davacıya gönderilen yazılarla projecinin işe esas revize projesiyle işe devam edilmesi aksi halde sözleşmenin feshedileceğinin davacıya bildirildiği ancak davacı yüklenicinin revize proje ile işi tamamlamaktan haksız yere kaçındığı, bilirkişi raporlarında projenin revize edilmesi sonucunda uygulamaya uygun hâle getirildiğinin ve projenin uygulanmasındaki sorumluluğun davalı idarede olduğunun belirtildiği, Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin 14/3. maddesi uyarınca yüklenicinin itirazlarını bildirme süresinin işyeri tesliminden itibaren 15 gün olduğu ve bu sürede itirazların davalı idareye yazılı olarak bildirilmesi gerektiği, yüklenicinin itirazlarına rağmen idarenin işi kendi istediği gibi yaptırması hâlinde yüklenicinin sorumluluğunun ortadan kalkacağı, yüklenicinin bu 15 günlük süreye uymadan sözleşmenin bitim süresine yakın zamanda bu şekilde projenin uygun olmadığından bahisle yapım işini ertelemesinin haklı olmadığı, alt yapıya yönelik iş ve işlemlerin de idare tarafından iş aksatılmadan yerine getirilmiş olduğu idarenin sözleşmeyi, revize projeye göre yapması hususunda birden fazla kez bildirimde bulunması ve davacı yüklenicinin taleplerini reddettiğini bildirerek sorumluluğu sözleşme hükümlerine göre üzerine almasına rağmen yüklenicinin hâlen işi tamamlamayıp projedeki aykırılıklara dayanması ve böylelikle işi geciktirmesi nedeniyle yapılan fesih işleminin haklı olduğu, davacının sadece ödenemeyen 84.391,50 TL hakediş alacağını talep edebileceği gerekçesiyle birleşen 2013/485 E. sayılı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen 2013/485 E. sayılı dosyası yönünden taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili birleşen 2013/485 E. sayılı davaya yönelik temyiz dilekçesinde; davacı yüklenicinin defalarca projelerin hatalı olduğu ve uygulanabilir olmadığı hususunda davalı idareye başvurduğunu ancak davalı idarenin geri dönüş sağlamadığını, sözleşmenin yapılması sırasında davacıya teslim edilmesi gereken proje ve statik hesapların teslim edilmediğini, 19.12.2013 tarihinde yer teslimi yapılırken de sadece projelerin teslim edildiğini, statik hesaplamalar ile jetgrout elemanlara ait raporların teslim edilen CD içinde yer almadığını, bu hesaplamalar olmadan projelerin doğruluğunu tahlil etmenin mümkün olmadığını, teslim yapılmadığından 15 günlük sürede itiraz edilmediğine ilişkin mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığını, buna rağmen ilk 03.01.2013 tarihinde olmak üzere daha sonra 21.01.2013, 30.01.20 13... .04.2013 tarihinde yapılan başvurularla projenin uygulanabilir olmadığını işin yapımındaki engellerin davalıya bildirildiğini ve 28.05.2013 tarihinde .... Teknik Üniversitesi Öğretim üyesi tarafından hazılarlanan raporun, 19.06.2013 tarihinde de .... Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Öğretim Üyesi tarafından hazırlanan raporun davalı idareye sunulduğunu ve basiretli ve özenli bir yüklenici gibi hareket ederek davacının bu raporlar doğrultusunda projede hazırlatarak işlerin revize edilmesini istediğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 472. maddesi uyarınca, işin gereği gibi yerine getirilmesini tehlikeye düşürecek durumların ortaya çıkması halinde yüklenicinin bu durumu hemen iş sahibine bildireceğinin hüküm altına alındığını, davalının ihale öncesi projelerin hazırlanmasında gerekli özeni göstermediğini, bu sebeple işin bitimine bir ay kala TCDD'den çalışma izni alınabildiğini, alt yapı tesislerinin projede gösterilmemesinin çalışmayı engellediğini, 03.09.2014 tarihli raporun haklılıklarını açık bir şekilde ortaya koyduğunu, hatalı eksik inceleme sonucu hazırlanmış son rapora göre karar verilmesinin doğru olmadığını, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için .... ya da Ankara'da bulunan teknik üniversite öğretim görevlilerinden rapor alınması gerektiğini beyan etmektedir. 2. Davalı vekili birleşen 2013/485 E. sayılı davaya yönelik temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan 06.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda, 03.09.2014 tarihli bilirkşi raporunun esas alınabileceği kabul edilerek davacı alacağı 84.391,50 TL olarak belirlenmiş ise de, 03.09.2014 tarihli raporda davacının alacağının 65.065,12 TL olarak hesaplandığını, raporun bu haliyle çelişkili olduğunu, 03.09.2014 tarihli rapordaki hesaplamanın da hatalı olduğunu, bilirkişinin yüklenicinin imzadan imtina ettiği tek taraflı hazırlanan tespit ve kesin hakedişteki miktarları dikkate almadığını, 2 numaralı ara hakedişe göre hesaplama yaptığını, bazı miktarların 2 numaralı hakedişte bile yer almadığını, ayrıca iş alanında araç ve inşaat ve harita mühendisi bulundurulmamasından dolayı kesilen cezanın da bilirkişi tarafından dikkate alınmamasının doğru olmadığını, davacıya hakediş alacağının ödendiğini, başkaca bir alacağının olmadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Birleşen 2013/485 E. sayılı davada uyuşamazlık; eser sözleşmesine dayalı alacak ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. 1. Davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden, Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması halinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfı ile aynı Kanun'un 352/1-b. maddesi hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre temyize konu birleşen 2013/485 E. sayılı davada davalı aleyhine hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar 84.391,50 TL olup, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'nin karar tarihi olan 2024 tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kaldığından verilen karar kesindir. 2. Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden,

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Taraflar arasında 10.12.2012 tarihinde imzalanan sözleşmeye konu işin projesinde gösterilmeyen ancak işin yapımı sırasında ortaya çıkan alt yapı tesislerinin (elektrik, telefon, internet, temiz ve pis su tesisatlarının ve yüksek ve orta gerilim hatlarının yerlerinin) davalı idare tarafından işin yapımına engel oluşturmayacak şekilde deplase edildiği anlaşılmıştır. Davacının proje değişikliğine ilişkin tüm taleplerinin davalı idare tarafından projeyi çizen firmayla değerlendirdiği, işin projesi çizilmeden önce zemin etüdünün davalı idare tarafından yapıldığı, projeyi çizen firmanın projenin uygulanabilirliği yönünden tehlikeli bir durum bulunmadığı yönünde görüş bildirdiği, ancak askı mesafelerinin kısaltılması ve yer altı suyu pompa odasının yerinin değiştirilmesi suretiyle projenin revize edilmesinin uygun görüldüğü ve revize edilen proje kapsamında TCDD tarafından da çalışma izni verildiği, yargılama sırasında alınan tüm bilirkişi raporlarında da davalı idare tarafından hazırlanan projenin uygulanmasında teknik olarak sakıncalı biri durum bulunmadığının belirtildiği ve projenin uygulanmasında sakıncalı biri durum olmadığı anlaşılmakla birlikte, davacı yüklenicinin Türk Borçlar Kanunu'nun 472/3. maddesi kapsamında yükümlülüğünü yerine getirdiği dikkate alındığında artık projeyi uygulamamakta ısrarcı olması kabul edilemez. Her ne kadar TCDD'den sözleşmenin bitimine bir ay kala çalışma izni alınabilmiş ise de davalının fesih öncesi davacıya bu gecikmeden dolayı 75 günlük süre verdiği ve 10 gün içinde çalışmalarının başlamasını istediği, davacının bu ihtara rağmen proje değişikliğindeki ısrarı nedeniyle çalışmaya başlamadığı dosya kapsamından anlaşılmakla davalı idare fesih işleminde haklı olup, tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğrudur. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kararın miktar itibariyle kesin olması nedeniyle REDDİNE, 2.Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. hükmü uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Temyiz dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, vereceği cevap dilekçesi ile temyiz yoluna başvurabilir. Temyiz yoluna asıl başvuran taraf, buna karşı iki hafta içinde cevap verebilir. (HMK 366/1 ve 348/1) Temyiz yoluna başvuran, bu talebinden feragat eder veya talebi Yargıtay tarafından esasa girilmeden reddedilirse, katılma yolu ile başvuranın talebi de reddedilir. (HMK 366/1 ve 348/2) Temyiz dilekçesine cevap süresi HMK 366/1. madde yollamasıyla uygulanan HMK 347/2. madde gereğince iki hafta olduğundan katılmalı temyiz süresi de iki haftadır. HMK 366/1. madde yollamasıyla uygulanan HMK 348. madde katılmalı temyizde başvurma hakkı yanında başvurunun sonuçlandırılmasını da temyiz başvurusuna bağlı tutmuştur. Temyize başvurma hakkı bulunmasa bile ibaresinden anlaşılması gereken kararın diğer taraf yönünden kesin olmasıdır. Bu ise miktar itibarıyla kesinliği ifade etmektedir. İçerik itibarıyla kesin olması halinde zaten iki taraf için de kesin olduğundan temyiz yoluna başvurulamayacaktır. Bu kesinlik sınırı HMK 362. maddedeki parasal sınır ile bu miktarın yeniden değerlendirme oranında artışına ilişkin HMK ek 1. maddeye göre belirlenecektir. Katılma yoluyla temyiz, temyiz başvurusu yapmış olan taraf yönünden kullanılabilir. Temyize başvuran tarafla ilgili olmayan yani başvurmayan tarafla hususlar, katılmalı istinafa konu edilemez. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davalı yönünden temyiz kesinlik sınırı nedeniyle verilen karar kesin ise de diğer tarafın kararı temyizi halinde davalının katılmalı temyiz hakkı doğmaktadır. Davalı kendisi için kesin olan kararı, karşı tarafın temyiz dilekçesi kendisine tebliğ edilmeden önce temyiz etmiş ise de bu durum davalının katılma yoluyla temyiz hakkını ortadan kaldırmamaktadır. Davalı karşı tarafın temyizi üzerine katılma yoluyla temyiz hakkı elde ettiğine göre aynı dilekçeyi yeniden vermesini aramaya gerek olmaksızın öncesinde verilen temyiz dilekçesinin katılma yoluyla temyiz dilekçesi olarak incelenmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu uygulama adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını mümkün kılan bir sonuç ortaya koyacağından temel hak ve hürriyetlere de uygun bir yorum ve uygulama olacaktır. Belirtilen nedenlerle davalı tarafın temyiz talebinin incelenmesi gerektiği görüşünde olduğumdan diğer yönlerden katılmakla birlikte kesinlik sınırı nedeniyle davacının temyiz dilekçesinin reddi yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/2758, K. 2025/3562, T. 23.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-2758-e-2025-3562-k-54b7d9a4a849