Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/1256 E. 2024/1014 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1256
Karar No
2024/1014
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/552 E., 2022/683 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/464 E., 2021/422 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağına ilişkin yapmış olduğu icra takibine davalı tarafından haksız ve kötüniyetli olarak itiraz edildiğini, müvekkili ile davalı şirket arasında 20.10.2013 tarihinde taşeron sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeden doğan tüm edimlerini eksiksiz bir biçimde yerine getirdiğini, ancak iş bedelinin tamamının ödenmediğini beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının haksız ve kötüniyetli itirazın iptaline, takibin devamına, takip konusu alacağın 06.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, davalı tarafından yapılan takibe kötü niyetli olarak itiraz edilmesi sebebiyle %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın müvekkili firmaya değil, ... İnşaat Limited Şirketi ya da kamu kurumuna açılması gerektiği, dava konusu işin götürü bedelle alındığını ve sözleşmeye uygun şekilde müvekkilinden yazılı onay almadan ek işler yapıldığını, bundan dolayı da hukuken bir borçlarının söz konusu olmadığını, davacının ek iş diye tanımladığı işlerin sözleşme konusu götürü bedelli işlere dahil olduğunu, sözleşme bedelini ödediklerini, borçları olmadığını aksine davacıdan alacaklı olduklarını beyan ederek davanın reddine ve davacının takibinin ağır kusur ile başlatıldığı göz önüne alınarak %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet ve ağır kusur tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahallinde talimat yoluyla yapılan keşifte dosyada mevcut olan sözleşme dışı imalatlar ile ilgili fatura ve defterler ve yapılan imalatların konusunda uzman bilirkişiler tarafından yerinde incelendiği ve sözleşme dışı hakedişe konu olan imalatların tamamlandığının anlaşıldığı belirtilerek takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 735.180,63-TL üzerinden devamına, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacağın likit olmadığı gerekçesi ile icra inkar tazminatı isteminin reddinin hatalı olduğu belirterek, kararın kaldırılarak icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip ve dava konusu alacağın bilirkişi raporu ile tespit edildiğinden bahisle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bakiye iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali, takibin devamı ve %20 icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371. maddeleri, aynı kanunun 225-239 maddeleri, 6098 sayılı TBK'nın 470-486. maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.67 3. Değerlendirme 1.Dava, itirazın iptali, takibin devamı ve takibe kötü niyetli olarak itiraz edilmesi sebebiyle %20 icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir. Borçlunun itirazının haksız olup olmadığının tespitinde alacağın likit olup olmadığı esas alınmaktadır. Alacak likit ise, borçlu takibe itirazında haksızdır. Likit bir alacak söz konusu ise takip konusu alacağın miktarı bellidir. Borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda ise, alacak likit alacaktır. Yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarını belirlemek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinebilecek durumdadır. Davada bilirkişi incelemesine gidilmesi de tek başına alacağın likit olup olmadığını göstermeyecektir. 2.Somut olayda; dava konusu takip 25.11.2015 tarihli hak ediş ve nakit teminat kesintisi alacağına dayandırılmaktadır. Dava dışı iş sahibi tarafından davacının yaptığı işin eksiksiz yapıldığına ilişkin 19.08.2015 tarihli yazı ile durum tespiti yapılmış, davalı ise bir üst yükleniciden hak ediş doğrultusunda iş bedelini tahsil etmiştir. Davalı yüklenicinin takibin dayanağı olan davacı alt yüklenicinin hak edişlerini hesaplayabileceği, öte yandan nakit teminat kesintisi rakamının da zaten belirli olduğu göz önünde bulundurulduğunda, takibe konu alacağın tamamının borçlu tarafından hesaplanabilir olduğunun kabulü gerekir. Alacağın borçlu tarafından hesaplanabilecek ve bilinebilecek durumda bulunması karşısında likit olduğu dikkate alınarak davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde bu talebin reddedilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.04.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. - MUHALEFET ŞERHİ - Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağına ilişkin yapmış olduğu icra takibine davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, müvekkili ile davalı şirket arasında 20.10.2013 tarihinde taşeron sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme uyarınca müvekkilinin yaptığı işler, imalat artışı 1, imalat artışı 2 ve buna bağlı ücretler ile idarenin ilave işleri için yaptığı imalat artışı 1, imalat artışı 2 ve mekanik otomasyon kablolama ile toplam bedel KDV dâhil 2.034.589,22 – TL olup, bu miktardan davalı tarafından yapılan 1.198.000,00 – TL ödeme ve müvekkiline ait işçilik ücretleri 101.408,59 – TL düşüldüğünde davalının müvekkiline bakiye borcunun 735.180,63 – TL olduğunu, müvekkilinin icra takibine konu edilen alacağı davalı tarafça ödenmediğini beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, takibin devamına, takip konusu alacağın 06.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, davalı tarafından yapılan takibe kötü niyetli olarak itiraz edilmesi sebebiyle % 20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili davanın reddine ve davacının takibinin ağır kusur ile başlatıldığı göz önüne alınarak %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet ve ağır kusur tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulü ile; İstanbul Anadolu 24. İcra Dairesinin 2015/23534 Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 735.180,63 – TL üzerinden devamına, takip konusu alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1 - b. 1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermiştir. Karar, davacı vekili tarafından icra inkâr tazminatı yönünden temyiz edilmiştir. Yüksek Özel Daire, temyiz incelemesi sonucunda, alacağın hesaplanabilecek ve bilinebilecek durumda olmasından dolayı icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğinden Bölge Adliye Mahkemesin, davacının istinaf başvurusunun reddine dair kararını kaldırarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermiştir. Aşağıda açıklanan nedenlerle Yüksek Özel Daire Sayın Çoğunluğunun, icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, mahkeme kararının bozulması yönündeki kararına katılmıyorum. Uyuşmazlık, somut olayda icra inkâr tazminatına hükmedilip hükmedilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. 2004 sayılı İİK’nın 67. maddesine göre; ‘’Madde 67 – (Değişik madde: 18.02.1965 – 538/37 md.) (Değişik fıkra: 17.07.2003 – 4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09.11.1988 – 3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, ret veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02.07.2012 – 6352 S.K./11. md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.(Mülga fıkra: 17.07.2003 – 4949 S.K./103. md.) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra: 02.07.2012 – 6352 S.K./11. md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkâr tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır’’. İcra inkâr tazminatı, yukarıdaki maddede de belirtildiği gibi İİK’nın 67/II. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, bir itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, ret veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. İcra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, 1 – Geçerli bir ilamsız icra takibi yapılmış olmalıdır. 2 – Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalıdır. 3 – Bir yıl içinde açılmış bir itirazın iptali davası bulunmalıdır. 4 – İcra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, alacaklının bunu dava dilekçesinde açıkça istemiş olması gerekir (Talep şartı). 5 – Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi gerekir. Borçlunun itirazın iptali davasını kaybetmesi, her zaman onun itirazının haksızlığına karar verilmiş olması demek değildir. Bazı hallerde, borçlu itirazın iptali davası sonucunda, takip konusu alacağı alacaklıya ödemeye mahkûm edildiği ve borçlunun itirazının iptal edildiği halde, borçlunun icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesi gerekmez. Borçlunun itirazının haksız olup olmadığını tespit edebilme için, takip konusu yapılan ve borçlunun itiraz ettiği alacağın likit (Muayyen, belirli) olup olmadığına bakmak gerekmektedir. Alacak likit ise borçlu itirazında haksızdır. Alacak likit değilse, borçlu itirazında haklıdır. Likit alacaklarda, alacağın miktarı bellidir. Borçlu tarafından alacağın gerçek miktarını belirlemek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinebilecek durumdadır. Alacağın gerçek miktarını tespit etmek için alacaklı ve borçlunun anlaşmalarına veya böyle bir anlaşma olmazsa bir mahkeme kararına gerek yoktur. Borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir, yani bilebilir. Buna karşılık, likit olmayan alacaklarda alacağın miktarı muayyen (Belirli) değildir. Borçlu tarafından alacağın gerçek miktarını tespit edebilmek için bütün unsurlar bilinmemekte veya bilinememektedir. Alacağın gerçek miktarının tespiti için ya alacaklı ve borçlu bir anlaşmaya varacaklar veya alacağın gerçek miktarı bir mahkeme kararı ile tespit olunacaktır. Borçlu, yalnız başına gerçekten ne kadar borçlu olduğunu tespit edememektedir. Böyle likit olmayan bir alacak için yapılan takip talebi ve gönderilen ödeme emri üzerine, borçlu ödeme emrine itiraz ederse, itirazında haklıdır ve bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilemez (Baki KURU – İcra ve İflas Hukuku El Kitabı – İkinci Baskı – Ankara 2013 – Sayfa 262 vd., İlhan E. POSTACIOĞLU – İcra Hukuku Esasları – İstanbul 1982 – Sayfa 183 vd.). Somut olaya gelince, davacı ... A.Ş ile davalı ... arasında 22.10.2013 tarihinde ... Yabancı Diller Fakültesi İnşaat İşleri kapsamında bulunan tüm elektrik ve elektronik proje, şartname, müşavir ve idarenin ön gördüğü tüm elektrik ve elektronik, gerek müşavirliğe ve gerekse idareye teslim etmekle ilgili işlerin tümünün daire bazında malzeme ve işçilik olarak anahtar teslimi götürü bedel olarak yapılmasının kararlaştırıldığı, sözleşme bedelinin sözleşmenin 5. maddesinde 1.400.000,00 – TL + KDV olarak düzenlendiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşme dışı yapılan imalatlara ilişkin hakediş ödemelerinden kaynaklandığı, mahallinde talimat yoluyla yapılan keşifte dosyada mevcut olan sözleşme dışı imalatlar ile ilgili fatura ve defterler ve yapılan imalatların konusunda uzman bilirkişiler tarafından yerinde incelendiği ve sözleşme dışı hakedişe konu olan imalatların tamamlandığı, yaptırılan bilirkişi incelemesinde sözleşme dışı imalatların yapıldığı 2014 yılı birim fiyatlarına göre hesaplama yapıldığı, taraf defterleri ile karşılaştırıldığı, taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmesine göre sözleşme bedelinin KDV hariç olarak kararlaştırıldığından bilirkişi raporunda terditli olarak yapılan hesaplamada sözleşmenin 1.400.000,00 – TL KDV hariç toplam bedel üzerinden imzalandığının kabul edildiği ve götürü iş bedelinin sözleşme dışı yapılan imalatların hesap edilen birim fiyatlarına göre 2.014.091,67 – TL olduğunun kabul edildiği, yapılan defter incelemesinde sözleşme kapsamında toplam ödeme tutarı olan 1.198.000,00 – TL düşüldüğünde alacak miktarının 816.091,67 – TL olarak kabul edildiği, son aldırılan bilirkişi raporuyla davacı ve davalı defterleri arasındaki hesap farkının nereden kaynaklandığının irdelendiği ve son aldırılan bilirkişi raporunun da mahkemece hükme esas alınan 17.02.2019 tarihli rapora atıf yapıldığı, icra takibinin İstanbul Anadolu 24. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyası üzerinden yürütüldüğü, takip çıkış miktarının 735.180,63 – TL olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, davacının alacağının bulunup bulunmadığı ve kapsamı ile miktarının belirlenmesi, yargılama kapsamında, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesiyle mümkün olduğundan, talep edilen alacak miktarının likit (muayyen, belirli) olmadığı anlaşılmakla, davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartları bulunmamaktadır. Açıklanan tüm nedenlerle, İlk Derece Mahkemesince icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmesi doğru olup, kararın onaması gerektiğinden, Yüksek Özel Daire Sayın Çoğunluğunun, kararın icra inkâr tazminatına hükmedilmesi yönündeki bozma kararına katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1256, K. 2024/1014, T. 24.04.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-1256-e-2024-1014-k-0b5bd01f2855