Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/1220 E. 2025/2582 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1220
Karar No
2025/2582
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/387 E., 2023/369 K.

Mahkeme kararı davalı ..., Sitesi Yönetimi, ..., ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü :

I. DAVA Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde özetle; 10.06.2008 tarihli sözleşme ile davalının 7 bloktan oluşan 236 daireli “.... Sitesi”nin dış cephe ve çatı işlerinin yapılması işini üstlendiğini, ödemelerin nakit ve senet ile yapıldığını, ancak davalının işi yapmadığını, bu nedenle sözleşmenin feshedildiğini ve ihtarla davalıya bildirildiğini belirterek, sözleşme konusu iş bedelinin 550.162,00 TL olduğunun tespitine, yapılan iş tutarının 350.000,00 TL olduğunun kabulüne, sözleşmenin feshine, verilen senetlerin iptaline, senetlerin ödenmesi halinde davalıdan istirdadına, oluşan zararın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı yüklenici vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; sözleşme kapsamında ve sözleşme dışı iş yapılmasına rağmen site yönetiminin ve kat maliklerinin borcu ödemediğini belirterek, 50.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili asıl davada cevap dilekçesinde özetle; sözleşmeye konu işin yapılıp teslim edildiğini, davacıların ödemelerini yapmadıklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen davada davalılar davanın reddini talep etmişlerdir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin asıl davaya ilişkin 16.05.2013 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında yapılan 10.06.2008 tarihli taahhüt sözleşmesine istinaden davacıların 49.560,00 TL borçlu olmadığının tespitine, fazla talebin ve sözleşmenin feshi talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 16.05.2013 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesince; İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/376 Esas sayılı dava ile eldeki dava arasında fiilî ve hukuki irtibat olduğu, her iki davanın aynı yargı çerçevesinde aynı mahkemede açıldığı ve bağlantılı davaların birleştirilerek görülmesinde zorunluluk bulunduğundan birleştirme kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu sözleşme ile davacıların davalıya 600.000,00 TL ödeme borcu altına girdiği, davacıların davaya konu sözleşme kapsamında sözleşmedeki 60.000,00 TL peşinata istinaden 50.027,00 TL ödedikleri, sözleşme bedeli olarak verilen senetlerden 5 tanesinin (toplam 135.000,00 TL) bedelinin ödendiği ayrıca davalı tarafından yapılan işlerin ayıplı olduğu ve bunun bedelinin bilirkişi raporunda 45.000,00 TL olarak hesaplandığı, buna göre davacıların toplam 230.027,00 TL ödeme yaptığı, sözleşme bedelinin belirli olması, davalı tarafça sözleşme kapsamında yapılmayan iş tespit edilememesi, ayıplı yapıldığı tespit edilen işlerin bedelinin sözleşme miktarına göre düşük olması ve bu kısmın da davacıların borcundan düşülmesi, davacılarca verilen senetlerin bir kısmı ile ilgili takip dosyalarının derdest olması ayrıca tahsil edilen senetler bedelinin de davacılar tarafından yapılan ödemeler kapsamında değerlendirmesi nedeniyle asıl davada davacıların sözleşmenin iptali, sözleşme bedelinin 550.162,00 TL ve yapılan iş bedelinin 350.000,00 TL olduğunun kabul edilmesi taleplerinin reddine karar verildiği, birleşen davada davacının sözleşme kapsamındaki tahsil edilmeyen alacakları için icra takibi başlattığı ve bu yolla alacağına kavuşma durumu bulunduğu kanaatine varıldığından davacının sözleşme kapsamındaki alacak talebinin reddine, yine birleşen davada ilave iş bedeli talebinde bulunulmuş ise de, taraflar arasında ilave iş bedeline ilişkin imzalanmış sözleşme bulunmadığı, davalıların yapıldığı iddia edilen ilave işleri kabul etmediği, her ne kadar dosyamız arasına alınan Pendik 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/69 Değişik İş sayılı dosyası kapsamında bir kısım hesaplamalar yapılmış ve mahkemece alınan bilirkişi raporlarında bu miktar üzerinden değerlendirme yapılmışsa da, davacının dava değerine göre taraflarla yapılan sözleşme kapsamında bir kısım işleri yaptığı iddiasını yazılı delil ile ispatlayamadığı gerekçesiyle ilave iş bedeli talebinin de reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davada davalı vekili temyiz dilekçesinde;

a. Asıl davada talepten farklı bir şeye karar verildiğini, davacıların icra dosyasına ödenen bedel yönünden borçlu olmadıklarının tespitini talep etmediklerini,

b. Birleşen davada ilave iş bedeline hükmedilmesi ve sözleşme kapsamında yapılan işle ilgili olarak da asıl davayla mükerrer olmayacak şekilde hüküm kurulması gerektiğini beyan etmektedir.

2. Asıl davada davacı ... temyiz dilekçesinde;

a. Sözleşmenin site yönetimi adına imzalandığını,

b. Sonradan düzenlenen bonolara imza attığını beyan etmektedir.

3. Asıl ve birleşen davada davalı davacı site yönetimi temyiz dilekçesinde;

a. Davalıya borçlarının bulunmadığını, yapılan ödemenin daha fazla olduğunu, bonoların üçüncü kişiye ciro edildiğini,

b. Fazla iş yapılmadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl davada sözleşmenin feshi, sözleşme bedelinin ve yapılan iş tutarının tespiti, senetlerin iptali ve istirdadı; birleşen davada ise sözleşme kapsamında ve sözleşme dışı yapılan iş bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanunun Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Asıl davaya ilişkin temyiz itirazları bakımından;

1. Taraflar arasında 7 bloktan oluşan 236 daireli “... Sitesi”nin dış cephe ve çatı işlerinin yapılması konusunda 10.06.2008 tarihli sözleşme imzalanmıştır. Asıl davada diğer taleplerin yanında sözleşme uyarınca verilen senetlerin iptali ve istirdadı talep edilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda her biri 27.000,00 TL bedelli bonolardan toplam 135.000,00 TL bono bedelinin ödendiği ve iade alındığı, 50.027,00 TL peşin ödeme yapıldığı ve 45.000,00 TL’lik yapılan işte eksik ve ayıplı iş bulunduğu gerekçesiyle toplam 230.027,00 TL davacıların borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.

6100 sayılı HMK’nın “Taleple Bağlılık” başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında; “Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir” hükmüne yer verilmiştir. Taleple bağlılık ilkesi uyarınca, dava konusunu davacı belirler. Mahkeme ancak davacı tarafından belirlenen konuda karar verebilir. Davacının talep etmediği bir şey hakkında karar verilemez. Söz konusu açıklamayı somut uyuşmazlık bakımından değerlendirdiğimizde, asıl davada sözleşme uyarınca verilen senetlerin iptali, ödeme halinde ise istirdadı talep edilmiş ise de, mahkemece davalıya yapılan ödeme ile eksik ve ayıplı iş bedeli toplamı kadar borçlu olmadığının tespitine karar vermek suretiyle talepten farklı şeye karar verildiği anlaşıldığından kararın bozulması gerekmiştir.

Birleşen davaya ilişkin temyiz itirazları bakımından;

1. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasası'nın 35. maddesinde yöneticinin görevleri sayılmış ve aynı Yasanın 38. maddesinde ise, yöneticinin kat maliklerine karşı aynen bir vekil gibi sorumlu bulunduğu belirtilmiştir. Apartman yönetiminin tüzel kişiliği yok ise de; yönetici yasadan ve yönetim plânından kaynaklanan yetkisine dayanarak üçüncü kişilerle borç ve alacak ilişkisi doğuracak sözleşmeler yapabilir. Taşınmaz malın yönetiminin gerektirdiği giderleri yapmak ve buna yönelik sözleşme imzalamak 634 sayılı Yasa'nın 35. maddesi hükmü kapsamındaki yönetici görevlerindendir. Apartman yönetimi ile kat malikleri arasındaki ilişkide temsil ve vekalet hükümleri uygulanacak ise de, bu maddi hukuk anlamındadır. Yani yönetim ile kat malikleri arasındaki iç ilişkide temsil ve vekalete ilişkin maddi hukuk kuralları uygulanacaktır. Usul hukuku anlamında ise doğrudan temsil ve vekalet hükümlerine gidilemeyecek dava ve taraf ehliyeti bakımından muhatabın kim olduğuna bakılacaktır. Usul hukuku anlamında yönetim görevine giren konularda apartman yönetiminin dava ve taraf ehliyeti var ise artık usul hukuku anlamında muhatap da apartman yönetimi olup, kat maliklerinin temsil ve vekalet hükümleri uygulanır diye aleyhlerine ayrı davalar açılabileceğinden söz edilemeyecektir. Yönetimin görevine giren konularda kat maliklerine de dava ve taraf olma ehliyeti tanınırsa bir dava ile çözülecek konuda her kat maliki için ayrı dava açılabileceği sonucu ortaya çıkar ki bu usul ekonomisi ilkesine de uygun düşmeyecektir. Temsil ve vekalet ilişkisi bulunan hallerde usul hukuku bakımından muhatap vekil veya temsilci değildir. Vekil veya temsilciye dava açılamaz. Bu genel kuraldır. Ancak kat mülkiyetiyle ilgili olarak muhatap açıkça apartman yönetimi olarak belirlendiğinden artık temsil ve vekalete dayanarak kat malikine gidilebileceği sonucuna varılamaz. Açıklamalar uyarınca somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, davaya konu sözleşme site yönetimi ile imzalandığından birleşen davada davacı yüklenicinin davalı kat maliklerine karşı temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2. Birleşen davada davacının sözleşme dışı iş yaptığı yazılı delille kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, işin yapılıp teslim edildiği maddi vakıa olduğundan sözleşme dışı yapılan işlerin teslim edildiği HMK’nın kabul ettiği her türlü delille ispat edilebileceğinden, mahkemece bu şekilde değerlendirme yapılması gerektiği gibi, gerçekleştirilen sözleşme dışı işin, iş sahibinin yararına olması halinde sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 410 ve devamı maddeleri uyarınca bedelinin vekaletsiz iş görme hükümleri uyarınca yapıldığı tarih itibariyle mahalli piyasa rayiçlerine göre hesaplanması gerekirken, mahkemece davalıların sözleşme dışı iş yapılması konusunda talimatları olmadığı gerekçesiyle de birleşen davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,

26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1220, K. 2025/2582, T. 26.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-1220-e-2025-2582-k-616f16a5147c