Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/5339 E. 2025/10027 K. – Eski Yöneticini
Konu: Eski Yöneticinin Zimmetinde Kalan Paranın Tahsili
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5339
- Karar No
- 2025/10027
- Karar Tarihi
- Konu
- Eski Yöneticinin Zimmetinde Kalan Paranın Tahsili
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/450 Esas, 2023/1293 Karar KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki eski yöneticinin zimmetinde kalan paranın tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının yönetim kurulu başkanlığını yürüttüğü 03.09.2000 tarihinden 28.04.2002 tarihine kadar ... 501 ada ... Bloklarının yöneticiliğini yaptığını, usulsüz bir şekilde ada hesaplarından 2.400.000.000 ETL para kullandığını, ayrıca davalının hukuken yönetici olmadığı dönemde (28.04.2002-05.11.2002 arasında) ada hesaplarından 2.400.000.000 ETL para çektiğini, bütün bunların yanı sıra, davalının yöneticilik yaptığı dönemde anlaşmış olduğu vekili aracılığı ile icra takipleri ve davalardan ada adına tahsil ettiği paraların da ada hesabına aktarılmayıp kendi zimmetine geçirdiğini, ada adına alınan bilgisayar vs. demirbaş niteliğindeki eşyaların da halen davacı yönetime teslim edilmediğini belirterek, davalının zimmetine geçirdiği paralardan şimdilik 10.000.000.000 ETL'nin kendisine mal edindiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tazminine, 501 ada yönetimine ve kat maliklerine verdiği zarardan şimdilik 15.000.000.000 ETL''nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 19.04.2007 tarihli ve 2003/785 Esas, 2007/578 Karar sayılı kararı ile davanın kabulü ile 115.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 19.04.2007 tarihli ve 2003/785 Esas, 2007/578 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 08.11.2010 tarihli ve 2010/7552 Esas, 2010/14863 Karar sayılı kararı ile; "Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, özellikle bilirkişi raporundan; uyuşmazlığın davalı eski yöneticinin yasal yönetici seçildiği 03.09.2000 günü ile defter ve belgelerin yeni yönetime devredildiği 03.12.2002 tarihleri arasındaki iş ve işlemlerden kaynaklandığı, dosyaya ibraz edilen 03.12.2002 tarihli sözleşme başlıklı belgeye göre anataşınmaza ilişkin defter ve belgeler ile ortak demirbaşların yeni yönetime teslim edildiği, 10.06.2001 - 26.04.2002 tarihleri arasındaki dönemde davalı eski yöneticinin kat maliklerinden topladığı paradan fazla gider yaptığı, bu farkın yeni yönetim tarafından kendisine ödenmesi ve 18.05.2002 - 04.11.2002 tarihleri arasındaki dönem için hesapların incelenmesinden sonra yeni bir sözleşme yapma hususunda tarafların anlaşma sağladıkları, anataşınmazda yakıt, elektrik, telefon ve asansör bakım onarım masrafları karşılığında yeni yönetim tarafından 115.340.002.292 TL (115.340,00 TL) ödeme yapıldığı anlaşılmakta olup, eski yönetici olan davalının bu paranın ödenmesinden sorumlu olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur. 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Yasasının yöneticinin görevlerini gösteren 35. maddesinin (d) bendine göre yönetici anataşınmazın genel yönetim işlerini görmekle yükümlüdür. Genel yönetim işlerinin başında anataşınmazın gelirlerinin toplanması ve toplanan bu paralarla gerekli harcamaların yapılması gelmektedir. Öte yandan aynı Yasanın 38. maddesine göre de yönetici, kat maliklerine karşı aynen bir vekil gibi sorumludur. Bu saptamalar yapıldıktan sonra somut olaya gelince; mahkemece, davalı eski yöneticinin göreve başladığı 03.09.2000 tarihinde kendisine devredilen ortak para ve ortak borç olup olmadığı ve varsa miktarlarının ne kadar olduğu, davalının görevini yeni yönetime devrettiği 03.12.2002 tarihine kadar olan sürede kat maliklerinden topladığı ve diğer yollarla elde ettiği ortak gelirlerin tutarı, bu dönemde yapılması gereken harcamaların neler olduğu ve bu harcamaların yapılması gereken tarihlerde ortak kasada para bulunup bulunmadığı, ortak giderler için faiz veya ceza ödenmesi gerekmiş ise bundan ve ortak kasada yeterli para bulunmamasından davalı eski yöneticinin sorumlu olup olmadığı hususlarında herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Ortak gelirlerin zamanında toplanması hususunda ihmali bulunduğunun ve bu nedenle gerekli ödemelerin zamanında yapılamadığının saptanması halinde davalı eski yöneticinin bu borçlar için ödenmek zorunda kalınan faiz, ceza ve diğer feri borçlardan (harç, avukatlık ücreti vb.) sorumlu tutulacağı tabii ise de, ortak giderlerin ana paralarından ve kendisinden önceki yönetici tarafından yapılması gereken harcamalarla ilgili borçların asıllarından ve kusurlu olarak artmasına neden olduğu kanıtlanmadıkça feri borçlardan sorumlu tutulması mümkün değildir. Mahkemece tüm bu hususlar dikkate alınarak bilirkişiden yeterli, detaylı ve denetlenebilir nitelikte ek rapor alınmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve incelemeye dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir." denilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 22.10.2020 tarihli ve 2011/111 Esas, 2020/765 Karar sayılı kararı ile davanın kabulü ile 115.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 22.10.2020 tarihli ve 2011/111 Esas, 2020/765 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 22.03.2021 tarihli ve 2021/1026 Esas, 2021/3852 Karar sayılı kararı ile; "Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de, gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; Davacının uhdesinde kalan paranın iadesi yönünde hüküm tesis edilmesi yerindedir. Ancak, davacının sitenin uğradığı zararların tazimini istemi yönünden ise Mahkemece uyulmasına karar verilen Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2010/7552 Esas, 2010/14863 Karar sayılı ilamında açıkça ortak giderlerin zamanında toplanmaması ve ödemelerin zamanında yapılmaması nedeniyle davalının bu borçların asıllarından değil, bu borçlar nedeniyle ödenmek zorunda kalınan ceza, faiz ve diğer feri borçlardan sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir. O halde mahkemece bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmek sureti ile ödenen borç asıllarının ferilerinden ayrılarak davalının mesul tutulması gereken bedelin tespiti ile davalının bu kısımlara ilişkin sorumlu tutulması gerekirken aksi düşünce ile tüm kat maliklerinin ödemekle yükümlü olduğu borç asıllarını kapsar şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir." denilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile 232.957,23 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı temyiz dilekçesinde özetle; müvekkil site yönetiminden davalı tarafın yönetici olduğu dönemle ilgili olarak alacaklı olduğunu iddia eden kişi ve şirketlerce yapılmış olan herhangi bir sözleşmenin davalı tarafça site yönetimine teslim edilmediği, bu durumda davalı tarafın bilirkişi raporlarında tespit edilen ve müvekkil site yönetimince ödenmek zorunda kalınan borçların anapara ve faiz miktarından da sorumlu tutulması gerektiği, yargılama safhasında müvekil sitenin anapara alacağı olarak 115.000,00 TL bulunduğu sabit olduğu halde yerel mahkemece sadece faiz alacağının kabulüne karar verilmesi hukuka uygun olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ortak kasada para olmaması nedeni ile davalının eski yöneticilerden gelen borçları ödeyememiş olması nedeni ile sorumlu tutulamayacağı, mahkemece bu husus hiç dikkate alınmaksızın hüküm kurulması nedeni ile hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiği, ortak kasada herhangi bir para olmaması nedeni ile kendisinden önceki yönetici tarafından yapılması gereken harcamalarla ilgili borçların asıllarından ve kusurlu olarak artmasına neden olduğu kanıtlanmadıkça feri borçlardan sorumlu tutulmasının mümkün olamayacağı, mahkemece yaptırılan incelemede böyle bir faiz, ceza ve diğer feri borçların tespit edilemediği, alınan raporda davalı döneminde kasada borçları ödeyecek yeterli paranın olmadığı tespit edilerek davalının kusur ve sorumluluğunun olmadığı tespit edildiği, davalı müvekkilin yönetici olduğu dönem içinde açılan ve yöneticilik adına temsil yetkisi bulunmayan davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmamasına rağmen Davacıya verilmiş yetkinin olup olmadığı hususları incelenmeden davacı lehine karar verilmesinin usuli bir hata olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, eski yöneticinin zimmetinde kalan paranın tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Davacı vekilinin tüm temyiz itirazları, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazı yerinde değildir.
2. Mahkemece bozma kararına uyulmuşsa da gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; Uyulmasına karar verilen Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 08.11.2010 tarihli ve 2010/7552 Esas, 2010/14863 Karar sayılı ilamında ve Dairemizin 22.03.2021 tarihli ve 2021/1026 Esas, 2021/3852 Karar sayılı ilamında bahsedildiği üzere, ortak gelirlerin zamanında toplanması hususunda ihmali bulunduğunun ve bu nedenle gerekli ödemelerin zamanında yapılamadığının saptanması halinde davalı eski yöneticinin bu borçlar için ödenmek zorunda kalınan faiz, ceza ve diğer feri borçlardan (harç, avukatlık ücreti vb.) sorumlu tutulacağı, ortak giderlerin ana paralarından ve kendisinden önceki yönetici tarafından yapılması gereken harcamalarla ilgili borçların asıllarından ve kusurlu olarak artmasına neden olduğu kanıtlanmadıkça feri borçlardan sorumlu tutulması mümkün değildir.
3. Yukarıda bahsi geçen bozma ilamlarında davalı eski yönetici zamanında ödenmesi gerekip de ödenmeyen 115.000,00 TL'nin, vadesinde ifa edilmemesinden dolayı ödenmek zorunda kalınan ceza, faiz ve diğer feri borçların miktarı, ödeme zamanında kasada para bulunup bulunmadığı ve kasada para yoksa aidatların geç toplanmasında, davalı eski yöneticinin ihmalinin bulunup bulunmadığının bilirkişi raporu vasıtasıyla saptanılmasının istenilmesine rağmen alınan raporda bu hususların bahsedilen şekilde değerlendirilmemiş olmasına rağmen yerel mahkemece söz konusu raporun karara esas alınması doğru görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.