Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/1201 E. 2024/1861 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1201
- Karar No
- 2024/1861
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/395 E., 2023/978 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü Taraflar arasında görülen çekişmeli alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalılar vekilinin temyiz istemi 12.02.2024 tarihili ek kararla reddedilmiştir. Mahkemece verilen ek karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, davacı banka ile davalı şirketler arasından genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacak ilişkisi bulunduğunu, davalı şirketlerin konkordato talebinde bulunduğunu, alacaklarının tahsili amacıyla konkordato yargılamasını yapan mahkemeye başvururarak alacak kaydı talep ettiklerini ancak mahkemece bu talebin reddedilerek çekişmeli hale geldiğini ileri sürerek, kabul edilmeyen alacaklarının konkordato projesine dahil edilerek tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili şirketler lehine konkordato geçici mühleti verildiğini, yargılama sonucunda konkordatonun tasdikine karar verildiğini, geçici mühlet tarihinden sonra davacı banka tarafından ana paranın üstüne eklenecek her bedelin konkordato hükümlerine aykırı olacağını ileri sürerek, davanın reddini dilemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.12.2020 tarih 2020/900 E. 2020/848 K. sayılı kararı ile ; davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu ve arabuluculuk tutanağının sunulmadığından bahisle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 18.03.2021 tarih, 2021/307 E., 2021/336 K. sayılı kararı ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. 2. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 14.03.2022 tarih ve 2021/4402 E., 2022/1359 K. sayılı ilamıyla; çekişmeli alacaklarla ilgili davanın açılmasından önce arabuluculuğa başvurulması zorunluluğu konkordato hukukunun kamusal karakteri, tüm alacaklıları ilgilendirmesi, tarafların iradeleri ile kendi aralarında yapacakları anlaşmanın konkordato alacaklıları arasında eşitsizlik yaratacak nitelikte olması, konkordatoda ödemeler dengesini bozacak olması gerekçeleriyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar 1. İlk Derece Mahkemesinin 01.11.2023 tarih 2022/395 Esas 2023/978 Karar sayılı kararı ile; konkordato projesine dahil edilmesi talep edilen kâr payı alacaklarının aslında finansal kiralama niteliğindeki murabaha işleminden kaynaklandığı, bu tutarın faiz olmadığı, geçici mühlet kararından önce doğduğu gerekçeleriyle davaya konu alacağın konkordato projesine dahil edilerek kararın eki niteliğindeki ödeme takvimi uyarınca davalıdan tahsiline karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin 12.02.2024 tarih 2022/395 E. 2023/978 K. sayılı ek kararı ile davalılar vekilinin muhtıra tebliğine rağmen temyiz harcı yatırmadığından bahisle temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece yargı yolunun istinaf olarak gösterilmiş olması nedeniyle süresinde istinaf harcı yatırıldığını, Bölge Adliye Mahkemesince geri çevirme işleminden haberdar olmadıkları için süresinde temyiz harcı ikmal edilemediğini, bu süreç devam ederken yıl değiştiği için harç eksikliği oluştuğunu bu nedenle ek kararın kaldırılarak temyiz istemlerinin esastan incelenmesi gerektiğini ileri sürmüş; esasa ilişkin olarak konkordato projesine dahil edilen alacağın faizden farkı olmadığını, ana para borcunun fer'isi niteliğinde olduğunu iddia etmiştir. 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, çekişmeli alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 308/b maddesi. 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu 3. Değerlendirme 1. İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ve hükümde istinaf yolu açık gösterilmiştir. Bunun üzerine davalılar vekilince 07.12.2023 tarihinde istinaf dilekçesi verilerek 18.12.2023 tarihinde muhtıranın gereği olarak istinaf harcı yatırılmıştır. Ancak dosyanın daha önce Yargıtay bozmasından geçmiş olması nedeniyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi tarafından temyiz incelemesi için Yargıtaya’a gönderilmesi amacıyla 17.01.2024 tarihinde dosyanın mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi geri çevirme kararını ve eksik kalan harç tutarını davalılar vekiline tebliğ etmiş ancak eksik harcın verilen sürede yatırılmaması üzerime 12.02.2024 tarihli ek kararla temyiz başvurusu yapılmamış sayılmıştır. Ancak İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında kanun yolunun hatalı gösterilmiş olması ve davalılar vekilinin usulüne uygun şekilde istinaf harcı yatırmış olması karşısında eksik kalan harcın süresinde tamamlanmaması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 12.02.2024 tarihli ek karar kaldırılarak temyiz incelemesi yapılmıştır. 2. Konkordato, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için başvurabileceği kendine özgü bir cebri icra kurumudur. Konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran, daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. Bu amaçla borçlu veya iflâs talebinde bulunabilecek her alacaklı, gerekçeli bir dilekçeyle, borçlu hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteyebilir. Bunun üzerine mahkeme kanun gereği aranan belgelerin eksiksiz olması halinde derhal geçici mühlet kararı verir ve borçlunun malvarlığının korunması için gerekli tedbirleri alır. 3. Geçici mühlet kararıyla birlikte mahkeme konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının yakından incelenmesi amacıyla bir geçici konkordato komiseri görevlendirir. Geçici konkordato komiseri borçlunun malvarlığının azaltması ve gerek alacaklıların gerekse bizatihi borçlunun zarara uğramasının engellenmesi açısından mahkemenin verdiği görevleri yerine getirir ve tedbirleri alır. 4. Konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması hâlinde borçluya bir yıllık kesin mühlet verilir. İcra ve İflas Kanununun 294. maddesi uyarınca, tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur. Kanunun 288/1 maddesi geçici mühletin, kesin mühletin sonuçlarını doğuracağı hususunu düzenlediğine göre geçici mühlet tarihinden itibaren adi alacaklara faiz işletilmesi durur. Zira Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 16.02.2021 tarih, 2021/1389 E. 2021/275 K. sayılı ilamında da bu husus vurgulanmıştır. 5. Bu itibarla, geçici mühletten itibaren adi alacaklara faiz işlemeyeceği hükmü de nazara alındığında bu tarihten sonra borçlunun komiser izni ve mahkeme kararı olmaksızın malvarlığında eksilmeye yol açacak tasarruf yapamayacağı açıktır. 6.1. Davacı Katılım Bankası tarafından borçluya herhangi bir kredi açılmamış olup Katılım Bankalarındaki yöntemlerden biri olan ve murabaha işlemi olarak atlandırılan işlemle bankanın bir müşterenin satın almak istediği malın peşin olarak satın alıp, vadeli olarak müşterisine satması nedeniyle peşin satımla vadeli satım veya bir başka deyişle alış fiyatıyla satış fiyatı arasındaki oluşan farktan kaynaklı kar payı alacağıdır. Dolayısıyla borçluya satılan malın bedeli bu kar payı da eklenmek suretiyle oluşan toplam bedel üzerinden belirlenmekte bu bedel ise katılım bankasının sağladığı finans ile karşılanmaktadır. 6.2. Bu şekilde oluşan kar payı alacağının ödenmesinde satım bedelinin ödenmesinde olduğu gibi kar payı alacağı da asıl alacağı dahil edilmekte olup borçlunun bu borcu taksitlerle ödemiş olması niteliği itibari ile gecikme faizi veya temerrüt faizi olarak sayılamayacaktır. 6.3. Asıl borcun taksitlendirilmesi ve taksitlendirilme ile alım satım bedeli arasındaki farkdan kaynaklanan kar payının da taksitlere dahil edilmesi bir başka deyişle kâr payının borçlu lehine taksitle ödenmesinin kabul edilmesi faiz olarak nitelendirilemeyecektir. Bu durumda kar payı da anaparaya dahil olup finansmanın sağlandığı tarih itibariyle doğmaktadır. 6.4.Taraflar arasındaki sözleşmede belirtildiği üzere mahrum kalınan kar payı ise müşterinin vadesinden ödemesi gereken borcu ödemede gecikmesi ‘’Temerrüdü durumunda’’ ödenmeyen borç için en yüksek oranda alınan kar payı ise niteliği itibari ile ödemede temerrüt ve gecikmeye bağlı bir alacak kalemi olup yukarıda açıklandığ üzere bu alacak kaleminin gecici mühlet tarihinden itibaren borçlunun serbestçe mal varlığı üzerinde tasarruf edemeyeceği gözetildiğinde geçici mühlet kararından sonra işlemesi mümkün olmayan ve konvansiyonel bankaların temerrüt faizi ile benzer nitelikte olan bir alacak kalemidir. 7. Somut uyuşmazlık yukarıda yer verilen ilkeler gözetilerek değerlendirildiğinde; bilirkişi 2. ek raporundan anlaşılacağı üzere mahkemece kabul edilen alacağa sadece murabaha işleminden kaynaklanan kar payı alacağının dahil edildiği, taksitlerin ödenmesinde bir gecikme ve temerrüt nedeniyle sözleşmede ‘’mahrum kalınan kar payı‘’ olarak nitelendirilen gecikme veya temerrüde bağlı bir alacak payının dahil edilmediği anlaşılmakla mahkemece en son alınan 22.09.2023 tarihli bililrkişi raporuna değer verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir. 8.Ancak dosyada iki davalı bulunduğu, her iki davalı yönünden konkordato isteminin tasdikine karar verildiği, genel kredi sözleşmesinden sorumluluk noktasında davalılar arasındaki ödemeye ilişkin hükmün herhangi bir kuşku ve duraksamaya yol açmayacak şekilde taraflara yüklenecek hak ve borçların açık bir şekilde gösterilmediği, talep edilen alacağın “konkordato projesine dahil edilerek kararın eki niteliğindeki ödeme takvimi uyarınca davalıdan tahsili davacıya verilmesine” şeklinde hüküm kurulduğu gözetildiğinde verilen karar HMK'nın 297. maddesine uygun ve infazı mümkün bir karar değildir. Karar bu yönüyle usul ve yasaya uygun görülmemiştir. KARAR Açıklanan sebeple; Mahkemece verilen 12.02.2024 tarihli ek kararın KALDIRILMASINA, Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.