Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4425 E. 2024/6208 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4425
- Karar No
- 2024/6208
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/305 Esas, 2023/578 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/836 E., 2022/986 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde;müvekkilinin, aralarındaki 18.10.2021 tarihli sözleşme uyarınca 07 SEY 40 plakalı BMW marka, 07 APP 246 plakalı Range Rover marka ve 34 KA 980 plakalı Mercedes marka araçları 1.085.000,00 TL bedelle davalı tarafından mülkiyeti 20.10.2021 tarihinde devredilmek üzere davalı şirketten satın aldığını, 5.000,00 TL'sinin peşin ödenerek bakiyesinin 10.11.2021 tarihinde ödenmesinin kararlaştırıldığını, 10.11.2021 tarihinde ödenecek 1.080.000,00 TL için tanzim edilen bononun davalı tarafa verildiğini, davalının ise sözleşmeden caydığını, bir kısım aracı satıp bir kısmını da satılığa çıkardığını, davalı tarafın müvekkilinin peşin olarak ödediği 5.000,00 TL'yi iade etmediği gibi verdiği 1.080.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak da Antalya Genel İcra Dairesi 2021/169809 E. sayılı dosyası üzerinden müvekkili hakkında takibe giriştiğini, takibe dayanak bononun bedelsiz kalmış bir bono olduğunu, aralarındaki tek ticari ilişkinin 18.10.2021 tarihli sözleşmeye konu ilişki olduğunu, takibe dayanak bononun belirtilen ticari ilişki sebebiyle düzenlendiğini, yine müvekkilinden hile ile alınan 18.10.2021 keşide 13.11.2021 vade tarihli 120.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak da Antalya Genel İcra Dairesi 2021/169811 E. sayılı dosyası üzerinden takibe girişildiğini, bu bononun müvekkilinin yaşının ileri olması ve ticari tecrübesizliğinden faydalanılarak imzalatılmak suretiyle alınmış bir bono olduğunu, bu yüzden Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığına da şikayette bulunduklarını ileri sürerek müvekkilinin her iki takip sebebiyle borçlu olmadığının tespitine, tazminata ve takiplerin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı hakkındaki davaya konu takiplerin alacaklısı sıfatıyla takip başlatan kişi olmadığından husumet yönünden davanın reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin davaya konu icra takiplerinin ve dayanak bonoların alacaklısı olmadığı gibi sözleşmenin de tarafı olmadığı, sözleşmede müvekkili adına atılı bir imza bulunmadığı gerekçesi ile pasif husumete ilişkin dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalı şirkete 18.10.2021 tanzim tarihli araç satış sözleşmesi sebebiyle borçlu olunmadığı iddiasıyla işbu davanın açıldığını, zira bu sözleşmenin satıcı tarafında taraflarının ... ... ile birlikte davalı şirket olduğunu, davalı şirketin bu sözleşmeye dayalı alacak talebinde bulunmasının mümkün olması karşısında kendisine menfi tespit davası açmakta müvekkilinin hukuki menfaatinin olduğunun kabulü gerektiği, 18.10.2021 tarihli sözleşmede imzası bulunmasa bile satıcı sıfatıyla adı geçen davalı şirket ile diğer davalı ... ... arasında olası bir bağın varlığı halinde bu sözleşmeye dayalı olarak müvekkilinden alacak talebinde bulunabilecek olması karşısında müvekkilinin kendisine dava açmakta hukuki yararı olduğunun kabulü gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu Antalya Genel İcra Dairesi 2021/169809E. ve 2021/169811 E. sayılı icra dosyalarında alacaklısının ... ... olduğu, ilkinde 1.080.000,00 TL bedelli bonoya, ikincisinde 120.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe girişildiği, davacının sunduğu sözleşme incelendiğinde satıcısının “... ..., ... inş.” ve ... ... ait T.C. numarası ile davalı şirkete ait vergi kimlik numarasının yazılı olduğu, sözleşmenin ... ... tarafından imzalandığı, dava dilekçesinde davacının hem belirtilen takiplerden dolayı hem de bu takibe dayanak bonolardan dolayı borçlu olmadığının tespitinin istendiği, ayrıca ve açıkça dava dilekçesi ekinde sunduğu sözleşmeye dayalı olarak borçlu olmadığını iddia etmediği, bu sözleşmeyi, hakkındaki takibe dayanak bonoların düzenlenme gerekçesini ve bedelsizliğinin sebebini açıklamak üzere sunduğu, davacının cevaba cevap dilekçesi ile ve duruşmadaki beyanıyla da sözleşme sebebiyle de borçlu olmadığının tespitini istediğinin görülmediği, davacının dava dilekçesinde hem belirtilen takiplerden dolayı hem de bu takiplere dayanak bonolardan dolayı borçlu olmadığının tespitinin istendiği, cevaba cevap dilekçesi ve duruşmadaki beyanında da bu sözleşme sebebiyle de borçlu olmadığının tespitini istemediğinden davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, menfi tespit davasının davalı şirkete karşı açılmasında davacının hukuki bir yararının olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.