Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/2144 E. 2024/2710 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2144
Karar No
2024/2710
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/937 E., 2023/595 K. DAVA TARİHİ : 09.03.2018 HÜKÜM/KARAR : Usulden Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/194 E., 2018/751 K. Taraflar arasındaki, tespit ve terditli uyarlama davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle ; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.09.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı vekili Avukat Erdem Yiğit ile davalı vekili Avukat Niyazi Seydel'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında, davalının mülkiyetinde bulunan iletim trafo merkezlerinin ve entegre tesislerinin işletilmesine ilişkin hizmet alım sözleşmesi bulunduğunu, bu kapsamda istihdam edilen işçiler adına dava dışı TES-İŞ Sendikasına, 6552 sayılı Yasa'ya dayalı olarak, ilgili bakanlık tarafından toplu iş sözleşmesi yapmak üzere yetki verildiğini, yapılan tüm itirazlara rağmen, nihayetinde Yüksek Hakem Kurulu kararlarıyla, müvekkilinin toplu iş sözleşmesinin tarafı haline getirildiğini, toplu iş sözleşmeleriyle ortaya çıkan ağır maliyetlerin müvekkili şirkete ödettirilmeye çalışıldığını, işçiler tarafından müvekkili şirkete ve davalıya toplu iş sözleşmesine dayalı olarak davalar açılmaya başlandığını, davalı şirketin bu işçi alacakları için müvekkiline fiyat farkı da ödemeye yanaşmadığını, ilgili mevzuat uyarınca, işçilerin toplu iş sözleşmeleri ile elde ettikleri sendikal haklarından, alt yüklenici konumundaki müvekkili firmanın bir sorumluluğunun bulunmadığını, söz konusu haklara ve SGK nezdinde ortaya çıkacak ödemelere ilişkin oluşacak fiyat farklarının yasa gereği davalı TEİAŞ tarafından ödenmesi gerektiğini, öte yandan, bu hususların, davalı ile yapılan ihale sonrası ortaya çıktığını, ortaya çıkan bu yeni durum karşısında, ihale sözleşmelerinde yer alan fiyat farkı ödenmeyeceğine dair hükmün uyarlanması gerektiğini, aynen asgari ücrette olduğu gibi işçilerin toplu iş sözleşmesinden kaynaklı ücret artışlarına da fiyat farkı uygulanması gerektiğini ileri sürerek, davalının ihalelerinin 4734 sayılı Kanunu'nun 62/e bendine tabi olduğunun tespitine, işçilerin toplu iş sözleşmesiyle elde ettikleri aidat, ücret yardım vb. haklar ile bu bağlı olarak SGK'ya yapılmak zorunda kalınacak ödemelere ilişkin, davalı tarafın müvekkiline fiyat farkı ödemesi gerektiğinin tespitine, 6552 sayılı Yasa ile ilgili iddiaların reddi halinde TBK'nın 138 inci maddesi uyarınca, ihale sözleşmesindeki "fiyat farkı ödenmez" hükmünün uyarlanmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, işçilere karşı davalı firma ile birlikte müşterek ve müteselsilen sorumlu olduklarından, çeşitli mahkemelerce hüküm altına alınmış alacakların müvekkil firma tarafından ifa edilmesi halinde, bu bedellerin fiyat farkı olarak davalı tarafından müvekkili firmaya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşme hükümleri uyarınca, davacının fiyat farkı talep edemeyeceğini, davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, taleplerinin sözleşmeye ve ilgili mevzuata aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu hususlara ilişkin olarak, dava tarihi itibariyle, henüz davacının maddi anlamda sorumluluğunu doğuracak bir alacak davası ya da takip bulunmadığı, davalı iş sahibine yönelik bir eda talebi de ileri sürmediği, sonuç olarak taraflar arasında ihale tarihi itibariyle yürürlükte bulunan yasa hükümlerine göre ihale ve sözleşme yapıldığı, yapılan bu ihale ve sözleşmenin sonradan yürürlüğe giren yasa kapsamında yapıldığının tespiti istemenin maddi vakıa olarak nitelendirilebileceği, salt yasa değişikliğinin davalıya husumet yöneltilecek bir sonuç doğurmayacağı, davacının mevcut tespit davasını açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine; bunun yanında, HMK'nın 115/(2). maddesi uyarınca dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği, İlk derece mahkemesince davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı tespit edildiğine göre, bu tespite uygun olarak 114/(1)-h ve 115/(2). madde hükümleri uyarınca, davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı belirtilerek, ilk derece mahkemesi kararını düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesine; hukuki yarara ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; istinaf dairesi kararının gerekçesiz olduğunu, davanın bir tespit davası değil eda davası olduğunu, fiyat farklarının ödenmesinin talep edildiğini, dava dilekçesinde mahkeme numaraları verilerek, işçilere ödenmek zorunda kalınacak bedellerin fiyat farkı olarak ödenmesinin talep edildiğini, toplu iş sözleşmesiyle işçilere ödenecek tutarların belirli olduğunu, yüksek hakem kurulu kararıyla artık müvekkilinin toplu iş sözleşmesinin tarafı haline geldiğini, toplu iş sözleşmesinde belirtilen hakların işçilere ödenmesinin zorunlu olduğunu, işçilerin dava açmalarına beklemeye gerek bulunmadığını, açacakları davaların işçiler lehine sonuçlanacağının kesin olduğunu, işbu davadan önce müvekkili firma aleyhine Ankara İş Mahkemesi nezdinde 23 adet alacak davası açıldığını, sözleşmenin uyarlanması talebi hakkında ise hiçbir hüküm tesis edilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki hizmet alım ihalelerinin, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 62/1-e bendine tâbi olduğunun ve bu ihale kapsamında çalıştırılan işçilerin toplu iş sözleşmelerinden kaynaklanan haklarından, davacının bir sorumluluğu bulunmadığının, bu nedenle davacıya fiyat farkı ödenmesi gerektiğinin tespiti ile işçilere yapılacak muhtemel ödemelerin davalıdan tahsili, bu taleplerin kabul edilmemesi halinde, sözleşmenin fiyat farkına ilişkin hükümlerin uyarlanması istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesi 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacı tarafından, dava dışı işçilere toplu iş sözleşmesi kapsamında, dava tarihi itibariyle, herhangi bir ödeme yapılmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 6100 sayılı HMK'nın 297/2. maddesinde; "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir" düzenlemesine yer verilmiştir. Az yukarıda dava dilekçesinde de özetlendiği üzere, davacı taraf, tespit isteminin kabul edilmemesi halinde, terditli olarak, sözleşmenin fiyat farkına ilişkin hükümlerinin uyarlanmasını da talep ve dava etmiştir. Mahkemece, kararın gerekçesinde söz konusu talep hakkında herhangi bir değerlendirme ve tartışma yapılmamış, bu hususta olumlu ya da olumsuz bir hüküm tesis edilmemiştir. Bu nedenle, anılan yasa hükmüne aykırı olan kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. VI. SONUÇ Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekilin hazır bulunan davacı yararına takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/2144, K. 2024/2710, T. 17.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2023-2144-e-2024-2710-k-fe801be85732