Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/1047 E. 2024/3249 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1047
- Karar No
- 2024/3249
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1203 E., 2022/1682 K. KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ: Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/210 E., 2022/210 K. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, Kayseri İcra Müdürlüğü'nün 2019/146221 E. sayılı ilamsız icra takip dosyası ile 227.000,00 Türk Lirası asıl alacak ve 56.149,85 Türk Lirası işlemiş faiz üzerinden takip yaptığını, müvekkili davacının cebri icra tehdidi altında 97.705,21 Türk Lirası ödeme yapmak zorunda kaldığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesi dayanak gösterilerek haksız şekilde işlemiş faiz, masraf ve fer'ilere mahsup edilen bu paradan, işlemiş faize karşılık ödenen 56.149,85 Türk Lirası'nın istirdadı ile davalının bu bedeli zorla tahsil etmiş olmasından dolayı aleyhine %20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, müvekkil tarafından cebri icra tehdidi altında yapılan 97.705,21 Türk Lirası kısmi ödemenin istirdadı talep edilen faiz kısmından kalan 41.555,36 Türk Lirası'nın 227.000,00 Türk Lirası asıl alacaktan mahsubu neticesinde 185.444,64 Türk Lirası asıl alacak yönünden borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyetli olması nedeniyle asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında kalıp, demir ve döşeme işçiliği işi için sözleşme akdedildiğini, müvekkilinin işi yaptığını, davacının iş bedelini ödemediğini ve sözleşmede belirlenen kesin tarihin gelmesiyle temerrüde düştüğünü, belirlenmiş olan vadenin belirsiz bir vade olmadığını, taraflar arasında ek sözleşme düzenlendiğini, müvekkilinin yaptığı iş miktarının tespit edildiğini ve davacının da yapmış olduğu ödemelerin düşülerek ödeyeceği bakiye borç miktarının belirlendiğini, davacı tarafın asıl alacağa ilişkin olarak menfi tespit davası açtığını, faizin asıl alacağa bağlı bir fer'i alacak olduğunu, istirdat davasında hukuki yarar bulunmadığını, istirdat davasında kötü niyet tazminatı talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; ek sözleşme ile tarafların sözleşme kapsamında yapılan işin tasfiyesini yaptıkları, takip tarihi itibariyle davalı alacaklının davacı borçludan talep edebileceği miktarın 227.000,00 Türk Lirası olduğu, davalı alacaklının davacı borçluyu temerrüde düşürmediğinden faiz talep edemeyeceği, icra takip dosyasında davacı borçlu tarafından toplamda 97.705,21 Türk Lirası ödeme yapıldığı, bilirkişi raporuna göre davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine 06/12/2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, davacı borçlunun 1. ödemeye kadar işlemiş avans faizi miktarının 7.696,23 Türk Lirası olduğu, ana para ve işlemiş faiz miktarından yapılan ödemenin mahsubu sonucu 144.696,23Türk Lirası bakiye alacağın kaldığı, daha sonrasında davacı borçlunun 7.705,21 Türk Lirası'nı 20/03/2020 tarihinde icra dosyasına ödediği, bu tarihte ana para ve işlemiş faiz miktarının toplam 150.419,66 Türk Lirası olduğu, yapılan ödemenin mahsubu sonrası bakiye alacak miktarı 142.714,45 Türk Lirası olup davacının 2. ödeme tarihi olan 20/03/2020 tarihi itibariyle davalıya borçlu olmadığı miktarın 140.435,40 Türk Lirası olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabul kısmen reddine; davacı tarafın istirdat talebinin reddine, davacı tarafın menfi tespit talebinin kısmen kabulü ile davacının Kayseri İcra Dairesinin 2019/146221 E. sayılı icra takip dosyasında (icra harçları, takip masrafları ve icra vekalet ücretleri hariç) davalıya 140.435,40 Türk Lirası borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı tarafın takibini haksız ve kötü niyetle yaptığı davacı borçlu tarafından kanıtlanamadığından davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine, davalı alacaklının alacağını geç alma durumunun söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davalı tarafın icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi tarafından taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı taraf vekillerince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. 1-Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davacı şirketin 16.10.1019 tarihli ek sözleşmedeki imzasına açıkça itiraz etmeyip, imzasının sahteliğine yönelik yapılmış bir suç duyurusu da olmadığından ek sözleşmenin geçerli olmasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de; Dava; İİK 72. maddesine dayalı menfi tespit, istirdat, icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı talebine ilişkindir. Menfi tesbit davalarında tarafların haklılık durumunun dava tarihi itibariyle belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında Kalıp ve Demir Döşeme İşçiliği İş Sözleşmesi ile bu sözleşmenin tasfiyesine istinaden 16.10.1019 tarihli ek sözleşmedir başlıklı belge imzalanmıştır. Ek sözleşmede; “Taşeronun işverene yaptığı toplam iş ve işverenin yapmış olduğu ödemeler hesaplanmış olup, işverenin taşerona 227.000 TL borcu kalmıştır. Bu hesaplama taraflarca karşılıklı olarak mutabık kalınmıştır. Bu bakiyenin 27.000 Türk Lirası 2019 ekim ayı sonunda ödenecektir. Kalan kısmını işveren aralıklı vadelerle taşerona evrak vererek kapatacaktır. İşveren evrakları 1 ay sonra verecektir.” açıklamaları bulunmaktadır. O halde; taraflarca işin tasfiyesine yönelik imzalanan ek sözleşmede; 27.000 Türk Lirası bedelli kısmi ödeme yönünden kesin vade belirlenmiş, kalan alacak ile ilgili ise davalı alacaklı tarafından davacı borçluya Kayseri 3. Noterliğinin 31/10/2019 tarih ve 16090 yevmiye sayılı ihtarı keşide edilerek sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesi talep edilmiş ise de bu ihtarnamenin davacıya tebliğ edilemediği, celp edilip incelenen noter evrakından anlaşılmıştır. Bu nedenle kalan alacak yönünden davacı borçlunun bu miktar ile ilgili TBK’nın 117. maddesi gereği temerrüde düşürülmediği kabul edilmelidir. Bu durumda, mahkemece, 27.000,00 Türk Lirası'nın kesin vade olarak belirlenen 01.11.2019 tarihinden itibaren takip tarihine kadar avans faiz oranı olan 18,25 oranı üzerinden işlemiş faizi hesaplanarak, takip tarihi itibariyle istenebilecek toplam işlenmiş faiz miktarı bulunularak asıl alacak 227.000,00 Türk Lirası ve işlemiş faiz toplamı üzerinden bulunan toplam alacak miktarı yönünden ise; takip tarihinden sonra ancak dava açılmadan önce yapılan kısmi ödemelerin her bir kısmi ödeme tarihi kadar dikkate alınarak TBK 100. maddesi gözetilerek öncelikle ödeme tarihine kadar işlemiş faizden kalanı da asıl alacaktan mahsup edilmek sureti ile davacının dava tarih itibari ile borçlu olmadığı miktar hakkında gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alınıp, davacının dava tarihinden sonra yaptığı ödemeler ve miktarları var ise bu ödemelerin tarih ve miktarları gösterilerek TBK 100. maddesi gereğince bu ödemelerin icra müdürlüğünce infaz aşamasında nazara alınmasına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile dosya içeriğine uymayan hesaplamaya dayanarak verilen ilk derece mahkemesi kararı ile bu karara karşı davalı vekilinin istinaf isteminin reddi kararı usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz istemlerinin REDDİNE, (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı ile bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle HMK'nın 373/1. maddesi gereğince Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi kararı KALDIRILARAK; Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 09.05.2022 tarih ve 2020/210 E., 2022/220 K. sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, peşin alınan harcın davalıya iadesine, aşağıda yazılı harcın davacıdan alınmasına, 08.10.2024 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.