Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/4402 E. 2023/3717 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/4402
Karar No
2023/3717
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1452 E., 2022/1448 K. DAVA TARİHİ : 24.08.2021 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/572 E., 2022/290 K. Taraflar arasında açılan kooperatifler kanunundan kaynaklanan istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı kooperatif hakkında davalı tarafından Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün 2020/70673 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve kooperatife hukuk dışı borç yükletildiğini, kooperatifin eski yöneticileri tarafından davalı ...'ya çek verildiğini, bu çeke istinaden davalı tarafından kooperatif aleyhine icra takibi başlatıldığını ve davacı adına kayıtlı taşınmazlara ve banka hesapları üzerine haciz konulduğunu, hacizler nedeniyle davacının söz konusu borcu ödemek zorunda kaldığını, yeminli mali müşavir tarafından usulsüzlüklerin tespit edilmesi üzerine eski yönetim hakkında güveni kötüye kullanma ve zimmet suçlarından dolayı savcılığa şikayette bulunulduğunu ve eski yöneticiler hakkında Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/301 esas numaralı dosya ile dava açıldığını, incelemede kooperatif üyesi ...’nın 25.02.2014 tarihinde kendine ait olan hissesini bütün haklarıyla birlikte başka bir üyeye devrettiği, ...’nın üyelik hesabında ödediği bir para olmamasına rağmen babası ...’ya kooperatif başkanı tarafından üye çıkışı ödemesi olarak 65.000,00 TL’lik çek verildiğinin tespit edildiğinin tespit edildiğini, kooperatifin ticari defter ve kayıtlarında davalı ...'nın kooperatife herhangi bir para veya takas için bir taşınmaz verdiğine dair hiçbir kayıt ve belge bulunmadığını, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunda da "...'ya neden çek verildiğine veya davalıya herhangi bir borç olduğuna dair sözleşme belge vs tespit edilmemiştir" şeklinde tespit bulunduğunu, davacı kooperatifin borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 119.958,07-TL’nin ödeme tarihi olan 25/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte istirdatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; istirdat davasının koşullarının oluşmadığını, hak düşürücü sürenin 1 yıl olduğunu ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalının kooperatif üyesi olmadığını, davalının alacağını tahsil etmeye çalışan 3. kişi konumunda olduğunu, başlatılan takip sonrası davacı tarafından kısmi ödemeler yapıldığını ve borcun kapandığını, davacı kooperatif başkanı tarafından elden yapılan ödemenin dahil edilmediği iddiası üzerine davalı tarafından bu ödemenin teyit edildiğini ve 10.000,00-TL'nin kooperatifin hesabına gönderilerek dosya borcu konusunda gayrikabili rücu ile ibralaştıklarını, ayrıca dava ve şikayet haklarından vazgeçtikleri hususunda belge imzaladıklarını, öncelikle davanın zaman aşımı ve aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, esasa girilmesi durumunda ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; eldeki davanın 1 yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı, davalı tarafından, 30.07.2014 tarihli 65.000,00 TL bedelli keşidecisi Merve Kimyevi.... Ltd.Şti lehtarı Altunbaşak konut yapı kooperatifi, hamili davalı olan çek vasfındaki kambiyo senedine istinaden Kayseri Kayseri Genel İcra Müdürlüğü 2020/70673 esas (Kapatılan Kayseri 4.İcra Müdürlüğü 2014/14507E) sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığı, 25.08.2020 tarihinde son ödeme yapılarak dosya borcunun kapatıldığı, davacının borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kaldığı yönündeki iddiasını 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 201.maddesi uyarınca yazılı belge ile ispatlaması gerektiği ancak bu iddianın yazılı belge ile ispatlanamadığı, her ne kadar davacı tarafça Kayseri 3. Ağır Ceza mahkemesi 2021/301E.sayılı dava dosyasına dayanılmış ise de bu dava dosyasında dosyamız davalısının taraf olmadığı, kambiyo senedinin mücerretlik ilkesi de gözetilerek ceza davasının bekletici mesele yapılmasına gerek olmadığı anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddi gerektiği gerekçeleriyle davanın reddine karar vermiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; icra konusu çekin kooperatifin eski yöneticileri tarafından verilmiş olup 2017 yılında eski yöneticilerin yönetim kurulunda görev yaptığı yıllara ait hesapları yeminli Mali Müşavir ... tarafından yapılan incelenme sonucunda; ''Kooperatif’in 134 No.lu üyesi ... 25/02/2014 Tarihinde kendi adına ait olan hissesini bütün haklarıyla birlikte bir başka üyeye devretmiştir. ...’nın üyelik hesabında ödediği bir para olmamasına rağmen babası ...’ya Kooperatif Başkanı tarafından üye çıkışı ödemesi olarak 65.000,00 TL’lik çek verilmiştir. Çek zamanında ödenmediği için ... dava açarak alacağını talep etmiş ve böylece kooperatif zarara uğratılmıştır.'' şeklinde tespitte bulunulduğunu, yeminli mali müşavir tarafından bir sürü usulsüzlüklerin tespit edilmesi üzerine eski yönetim hakkında güveni kötüye kullanma ve zimmet suçlarından dolayı savcılığa şikayette bulunulduğunu ve eski yöneticiler hakkında ilgili suçlardan dolayı Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldığını ve halen yargılamanın devam ettiğini, kooperatifin ticari defter ve kayıtlarında davalı ...'nın veya ...'nın kooperatife herhangi bir para veya takas için bir taşınmaz verdiğine dair hiçbir kayıt ve belge bulunmadığını, Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasındaki bilirkişi raporunda (savcılık bilirkişi raporunda da) ...'ya neden çek verildiğine veya davalıya herhangi bir borç olduğuna dair sözleşme belge vs tespit edilmediğini, eski yöneticiler zamanında imza yetkisi olan muasip üye ... ...'nın eşi ... olup ...'nın babası ise davalı ... olduğunu (hem de ... 'nın dayısıdır.) eski yönetimce neden ... adına çek verildiği ve ne maksatla verildiği bir muamma olduğunu, tüm bu hususların yerel mahkemece dikkate alınmadan hukuka aykırı karar verildiğini, dosya da bulunan ve mahkemece aldırılan 10/02/2022 tarihli bilirkişi raporunda ''dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler ile davacıya ait Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesine sunulan ticari defterlerin incelenmesinden davalı ... ve davalıya üyeliği devrettiği söylenen ...'nın davacı kooperatifte herhangi bir hesabı ve yaptığı ödeme tespit edilememiştir.'' şeklinde tespitte bulunularak davacı kooperatifin ne davalı ...'ya ne de ...'ya herhangi bir borcu olmadığı tespit edilmesine rağmen mahkeme tarafından hakka ve hukuka aykırı karar verildiğini, mahkeme tarafından aldırılan 10/02/2022 tarihli bilirkişi raporunda yeminli Mali Müşavir ...'ın hazırlamış olduğu raporunda 2018/10 Soruşturma numaralı Cumhuriyet Savcılığı dosyasında alınan bilirkişi raporunda Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında alınan bilirkişi raporlarında görüleceği üzere; davacı kooperatifin davalı ...'ya ve ...'ya herhangi bir borcu bulunmadığını, izah edilen nedenler ile davanın red edilmiş olmasının hatalı, hakka ve hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kambiyo senedinin bedelsiz olduğu iddiasıyla açılan menfi tespit ve istirdat davasında ispat külfeti davacı borçluya ait olduğu, HMK'nın 200. maddesine göre senede karşı senetle ispat yükümlülüğü altında bulunan davacının borçlu olmadığını aynı kuvvette delil ile ispat etmesi gerektiği, davacının öncelikle bu iddiasını HMK’nın 201. maddesi uyarınca yazılı delille ispatlaması gerektiği, davacının davalıya borcu olmadığı halde ödemede bulunduğuna dair kanıt olmadığı, işbu davada ispat yükünün davacı borçluda olduğu, davacının ispata ilişkin yeterli delil sunamadığı gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinaf sebepleri ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle BAM kararının bozulmasını talep etniştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kooperatifler kanunundan kaynaklanan istirdat davasıdır. 2. İlgili Hukuk HMK'nın 165. maddesi, TBK'nın 74. maddesi. 3. Değerlendirme Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “bekletici sorun” ve “ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesi için bağlayıcı olup olmadığı” hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Bekletici sorun” başlıklı 165. maddesinde; “ (1) Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir. (2) Bir davanın incelenmesi ve sonuçlandırılması başka bir davanın veya idari makamın çözümüne bağlı ise mahkeme, ilgili tarafa görevli mahkemeye veya idari makama başvurması için uygun bir süre verir. Bu süre içinde görevli mahkemeye veya idari makama başvurulmadığı takdirde, ilgili taraf bu husustaki iddiasından vazgeçmiş sayılarak esas dava hakkında karar verilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenleme gereğince bir davada hüküm verilmesi, başka bir davada incelenmekte ve kesin olarak karara bağlanacak olan bir hukukî ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise, o davanın sonuçlanması beklenmek üzere yargılama ertelenebilir. Hâkim, o davanın sonuçlanmasını kendi bakmakta olduğu dava için bekletici sorun yapabilir. Bilindiği üzere ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesinde görülmekte olan davaya etkisi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 74. maddesinde düzenlenmiş olup; hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını; aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 74. maddesinde; “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz” şeklinde yer almaktadır. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararının, kusur ve derecesinin, zarar tutarının, temyiz gücü ve yükletilme yeterliğinin ve illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hukuk hâkiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusunda kesinleşmiş kabul bulunması hâlinde, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı kooperatifin eski yöneticileri hakkında güveni kötüye kullanma ve zimmet suçlarından Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/301 E. sayılı dosyasında yargılaması devam eden ceza davasında sübuta eren maddi olguların TBK’nın 74. maddesi uyarınca hukuk mahkemesini bağlayıcı mahiyette olduğu ve kooperatif eski yöneticilerinin ilgili ceza dosyasında iş bu hukuk uyuşmazlığına konu eylemleri nedeniyle de yargılanıyor olmaları nedeniyle ceza davasının sonucunun beklenmesinde hukukî yarar bulunduğu gözetilerek mahkemece HMK’nın 165. maddesine göre ceza davası bekletici sorun yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/4402, K. 2023/3717, T. 07.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2022-4402-e-2023-3717-k-26bc9bd285d9