Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/4308 E. 2023/3845 K. – Tapu İptal Ve

Konu: Tapu İptal Ve Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/4308
Karar No
2023/3845
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptal Ve Tescil

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3525 E., 2022/1404 K. DAVALILAR : 1-Arıkan Yapı Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili Avukat ... 2-Emar Libadiye Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. (Eski Ünvanı: Emaar Properties Gayrimenkul Geliştirme A.Ş.) vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 18.04.2019 HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 9. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2021/474 E., 2021/466 K.

Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... Libadiye Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Libadiye Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.11.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... vekili geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “Toskana Vadisi 3. Faz” projesi kapsamında, davalı Arıkan Yapı Sanayi ve Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. ile yaptığı 19.06.2015 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesiyle bir adet villa satın aldığını ve sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, villa fiilen teslim edilmesine rağmen tapusunun henüz devredilmediğini, söz konusu projenin davalı şirketlerin iş birliği ile yapıldığını, davalılar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu, villanın tapuda davalı ... Libadiye Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. adına kayıtlı olduğunu ileri sürerek, bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescline, bu talebin kabul görmemesi halinde, denkleştirici adelet ilkesi gereğince güncellenmiş değeri tespit edilerek davalılardan müştereken ve müteselsiline tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı Arıkan Yapı Sanayi ve Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirdiğini ve villanın kendisine teslim edildiğini, tapu devrinin diğer davalı arsa sahibi şirketten kaynaklanan nedenlerle yapılamadığını, davalı şirketlerin hasılat paylaşımı esasına dayalı olarak bu projeyi yürüttüklerini, bu kapsamda satış ve pazarlama yetkisinin müvekkili şirkete bırakıldığını, projenin tanıtımının birlikte yapıldığını, aralarında adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu, davacıya tapusunun verilmesi gerektiğini savunarak, müvekkili şirket yönünden davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı ... Libadiye Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davanın tüketici mahkemesinin görevine girmediğini, davacı ile müvekkili şirket arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davalı Arıkan Şirketi müvekkiline olan borcunu ödeyerek dava konusu taşınmazın mülkiyetine iktisap etmediğinden, ondan satın alan davacının da talepte bulunamayacağını, davalı şirketler arasında adi ortaklık ilişkisi bulunmadığını, müvekkili şirketin arsa sahibi olduğunu, davalı Arıkan Şirketinin villaları inşaa ederek sözleşmede kararlaştırılan bedeli müvekkiline ödemekle, bunun karşılığında müvekkilinin de villaların tapularını devretmekle yükümlü olduğunu, ayrıca davalı Arıkan Şirketinin öngörülen satış bedelinin üzerinde net bir hasılat elde etmesi durumunda bundan müvekkili şirkete de belirli bir oranda (%40) pay vereceğinin kararlaştırıldığını, bu haliyle davalı şirketler arasındaki ilişkinin taşınmaz satış vaadi ilişkisi olduğunu, davalı Arıkan şirketi ödemesi gereken tutarı müvekkiline ödemediğinden sözleşme ilişkisinin daha sonra müvekkilince feshedildiğini, müvekkilinin Arıkan Şirketinden daire alan tüketicilere karşı bir sorumluluğu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalıya toplam 3.017.082,13 TL ödeme yaptığı, bu ödemenin, denkleştirici adalet ilkesine göre yapılan hesaplama uyarınca dava tarihindeki güncel değerinin 5.416.849,64 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile dava konusu bağımsız bölümün davalı ... Libadiye Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Libadiye Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı ... Libadiye Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkili şirketin, davacının dayandığı sözleşmenin tarafı olmadığını, davacı tarafça müvekkiline hiçbir ödeme yapılmadığını, davacıya taşınmazın müvekkili tarafından teslim edilmediğini, davacının müvekkiline husumet yöneltemeyeceğini, müvekili şirket ile diğer davalı Arıkan şirketi arasında taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ilişkisi bulunduğunu, bu sözleşme ile belirlenen bedel mukabilinde taşınmazların davalı şirkete devrinin taahhüt edildiğini, ortak amaç ve ortak çaba unsurları ile kâra ve zarara katılma iradesinin bu sözleşmede mevcut olmadığını, sözleşmede yer alan hasılat paylaşımına dair hükmün, gelir paylaşımı değil, şarta bağlı ek bir bedel hükmü olduğunu, öte yandan, sözleşmede edimini yerine getirmemesi halinde Arıkan şirketi aleyhine cezai şart hükmüne yer verildiğini ve müvekkiline fesih hakkı tanındığını, sözleşmede tarafların menfaatlerinin birbirine zıt olduğunu, bu itibarla davalı şirketler arasındaki ilişkinin adi ortaklık ilişkisi olarak kabulünün mümkün olmadığını, bir an için adi ortaklık hükümleri uygulanacak olsa dahi davacının tek muhatabının akidi olan davalı Arıkan Şirketi olduğunu, somut uyuşmazlıkta müvekkili şirketin hiçbir sıfat ve sorumluluğu bulunmadığını, bugüne kadar Arıkan Şirketinin hiç bir müşterisine taşınmaz devretmediğini; bunun yanında, tüketici mevzuatından kaynaklanan davalar harçtan muaf olduğundan müvekkili aleyhine nispi harca hükmedilemeyeceğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın müvekkili şirket yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketler arasında hasılat paylaşımı esasına dayalı konut yapımı ve satımı konusunda adi ortaklık ilişkisi bulunduğu, adi ortalıkta iştirak halinde mülkiyet hükümleri söz konusu olmakla ortakların davacıya karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Libadiye Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı ... Libadiye Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. vekili temyiz başvuru dilekçesinde, davada tüketici mahkemesinin görevli olmadığını ifade etmiş ve bunun yanında istinaf başvuru dilekçesinde dile getirdiği diğer tüm hususları temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, temlik alınan taşınmaza ilişkin tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 inci vd, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298 inci maddesi

3. Değerlendirme 3.1Adil yargılanma hakkı Anayasamızın 36/1 inci maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin kararları ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya ilişkin kararlarında, gerekçeli karar hakkının adil yargılanma ilkesinin somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasanın 141/3 üncü maddesine göre, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur.

3.2 Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK’da da yer verilmiştir. HMK‘nın 297 nci maddesine göre, hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler yer almalı, sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK’nın 298/2 nci maddesinde ise “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz” hükmü düzenlemiştir.

3.3 Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2010 tarihli, 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; yasanın anladığı anlamda oluşturulacak hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların bu dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.

3.4 Kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olması halinde yasaya uygun biçimde, gerekçeyi içeren bir hüküm olduğundan söz edilemez. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası ve kısa karar arasında çelişki yaratılması; Anayasa ile teminat altına alınan adil yargılanma hakkı ilkesine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine açıkça aykırıdır.

3.5 Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı ve 10.04.1992 tarihli Kararı gereğince kısa kararla gerekçeli kararın çelişik bulunması bozma nedenidir.

3.6 Bu anlatımlar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesince verilen hükmün gerekçe kısmında, davacının terditli istemi olan bedel talebi hakkında değerlendirme yapılıp denkleştirici adalet ilkesi gereğince talep edebileceği toplam tutar da belirtilerek sanki bu tutarın tahsiline hükmedildiği yönünde açıklamalar yapıldığı halde, hüküm fıkrasında tapu iptal ve tescile karar verildiği, böylelikle kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratıldığı anlaşılmıştır.

3.7 Açıklanan tüm bu nedenlerle, başka bir incelemeye gerek görülmeksizin, tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın ve anılan karara karşı davalı ... A.Ş vekili tarafından ileri sürülen temyiz itirazları incelenmeksizin kararın sadece bu nedenle bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA,

3. Bozma nedenine göre, davalı ... A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/4308, K. 2023/3845, T. 14.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2022-4308-e-2023-3845-k-dd40cb504ab3