Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2026/2220 E. 2026/4336 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2026/2220
Karar No
2026/4336
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/5677 E., 2025/902 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, nitelikli yağmaya teşebbüs, dolandırıcılık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

Sanıklar ... ve ....müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I- Sanıklar ... ve .. Hakkında ..., ..., ..., ... ve ...'e Yönelik Eylemleri Sebebiyle Dolandırıcılık/Dolandırıcılığa Teşebbüs Suçundan Ayrı Ayrı Beşer Kez Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerine; Sanıklar ... ve .... Hakkında ...'e Yönelik Eylemleri Sebebiyle Dolandırıcılık Suçundan Ayrı Ayrı Kurulan Mahkumiyet Hükümleri ile ..., ..., ... ve ...'e Yönelik Eylemleri Sebebiyle Dolandırıcılık/Dolandırıcılığa Teşebbüs Suçundan Ayrı Ayrı Dörder Kez Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararlarına Yönelik Temyiz Taleplerinin İncelenmesinde; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanıklar müdafileri ile sanıklar ... ve ...'nın temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

II- Sanıklar Hakkında ..., ... ve ...'e Yönelik Eylemleri Sebebiyle Nitelikli Yağma Suçundan Ayrı Ayrı Üçer Kez Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri ile ... ve ...'e Yönelik Eylemleri Sebebiyle Nitelikli Yağmaya Teşebbüs Suçundan Ayrı Ayrı İkişer Kez Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerine Yönelik Temyiz Taleplerinin İncelenmesinde; Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü;

Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.

Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak; mağdur, müşteki ve katılan beyanları, sanıkların aşamalardaki savunmaları, hükme esas alınan mesaj kayıtlarına ilişkin bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından, sanıkların üzerine atılı katılanlar ..., ..., ..., ... ve ...'e yönelik Sultangazi ilçesinde yer alan bir depoda gerçekleştirilen nitelikli yağma, nitelikli yağmaya teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemlerine iştirak ettiklerine ilişkin, mahkûmiyetlerine yeterli, hukuka uygun, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak, sanıkların nitelikli yağma ve nitelikli yağmaya teşebbüs suçlarından beraatleri yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Açıklanan nedenle sanıklar müdafileri ile sanıklar ... ve ...'nın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Ceza Dairesinin 27.11.2025 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun'un 302 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Nitelikli yağma suçundan tutuklu bulunan sanıklar ..., ..., ...'in tutuklu kaldığı süreler ve bozma sebebi göz önüne alınarak bihakkın TAHLİYELERİNE, başka suçtan hükümlü veya tutuklu değilseler derhal salıverilmeleri için ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarına yazı yazılmasına,

Sanık ... hakkındaki tutuklamaya yönelik YAKALAMA EMRİNİN KALDIRILMASINA, gereği için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına ve İlk Derece Mahkemesine yazı yazılmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,18.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2026/2220, K. 2026/4336, T. 18.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2026-2220-e-2026-4336-k-6c8cd8f0b727