Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2026/1809 E. 2026/3203 K. – Nitelikli Yağma

Konu: Nitelikli Yağma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2026/1809
Karar No
2026/3203
Karar Tarihi
Konu
Nitelikli Yağma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2571 E., 2026/165 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan ve düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün onanması

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk derece Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.11.2025 tarihli ve 2024/371 Esas, 2025/487 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında mağdur ...'e yönelik nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-c-d, 62, 53... . maddeleri uyarınca 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; sanıkların mağdur ...'a yönelik nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 149/1-c-d, 168, 62, 53... . maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

B. İstinaf Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 14.01.2026 tarihli ve 2025/2571 Esas, 2026/165 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık ve sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. ve 280/1-d maddeleri uyarınca esastan ve tekerrür hükmü yönünden düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, mağdurların kolluk yönlendirmesi ile şikâyetçi olduklarına, daha sonra şikâyetlerinden vazgeçtiklerine, mağdur ... ile diğer sanık arasında alacak ilişkisi bulunduğuna, diğer sanık yönünden olayın hukuki alacak olarak değerlendirilmesine karşın sanık hakkında yağmadan mahkûmiyet hükmü kurulmasının hakkaniyete aykırı olduğuna, sanığın alacakla ilgisi ve yağma iradesinin bulunmadığına, mağdur ...'a yönelik olarak ise, sanığın olayla ilgisi bulunmadığına, tanık beyanı ile bu hususun doğrulandığına, sanık hakkında mağdurun soyut beyanı dışında, yağma eylemine dair somut delil bulunmadığına, mahkemece re'sen nazara alınacak sebeplerle birlikte, kararın bozularak, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, sanık ile mağdur ... arasında ticari ilişki kaynaklı hukuki alacak mevcut olduğuna, bu hususun tanık beyanları ile doğrulandığına, sözleşmenin mahkemeye sunulduğuna, şikâyetin sebebinin taraflar arasındaki husumet olduğuna, mağdurun beyanlarının çelişkili ve hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, mağdurun psikolojisinin bozuk olduğuna, mağdurun beyanında sanığın arabulucu olduğunu belirttiğine, olaydan 8 ay sonra şikâyetçi olduğuna, eksik inceleme yapıldığına, dosya kapsamında atılı suçlamaya yönelik mağdurun soyut ve sürekli olarak değişen beyanları dışında hiçbir delil bulunmadığına, Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesi tartışılmaksızın eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, dosya kapsamındaki delillerin usulsüz olduğuna, hukuka aykırı dinleme tutanaklarının delil olarak kullanılamayacağına, mahkemece re'sen nazara alınacak sebeplerle birlikte, kararın bozularak, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Sanıklar hakkında mağdur ...'a yönelik nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri yönünden, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanık ... müdafinin 10.02.2025 tarihli duruşma celsesinde, tarafların aralarındaki masa ve sandalye alışverişine yönelik mağdur ...'un borçlu, sanık ...'in alacaklı olduğuna ilişkin sözleşme sunduğu, yerel mahkemece, sözleşmeye ilişkin araştırma yapılmadığı, sözleşmenin varlığına ve düzenlenme tarihine ilişkin mağdur ...'un ve sözleşmede imzası bulunan tanık ...'nün beyanı alınmadığı gibi, karar gerekçesinde de bu hususa değinilmediği göz önüne alındığında, tarafların aralarında bulunduğu iddia edilen alacak ilişkisine yönelik gerekli araştırmanın yapılarak, yağma suçunda daha az cezayı gerektiren hal başlıklı 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesinin uygulanma koşulları tartışılmadan, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile sanıklar hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Sanık ... hakkında mağdur ...'e yönelik nitelikli yağma suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Kural olarak 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesinin uygulanabilmesi için, borç ilişkisi doğduğu anda alacaklı veya borçlu sıfatı taşımayan kimselerin bu maddeden istifade edemeyeceği kabul edilmektedir. Ancak bu kural sıkı sıkıya uygulandığında ciddi sakıncaları olduğu görülebilmektedir. Çek senet tahsilatçısı veya mafya bağlantı olmadan hatta çoğu zaman hiçbir maddi veya manevi çıkarı olmadan bazen zorunluluk bazen dayanışma adı altında olaya katılan kişilere rastlanılmaktadır. Mesela; yakın akrabalardan biri alacağını almak için borçlu olan kişiye giderken birlikte gitmenin çoğu zaman aile bağları gereği zorunlu olduğu açıktır. Bunun gibi işçi veya ortağı olarak çalıştığı birinin alacağını almaya giderken yanında bulunmama halinde çoğu zaman işten çıkarılma veya ortaklığın bitirilmesi durumları yaşanabilmektedir. Ortaklığın maddi zarara uğraması yani kendi zararları da söz konusu olmaktadır. Ayrıca alacak miktarından çalışan veya ortak doğrudan da etkilenmektedir. Ayrıca hem yakın akrabalar hemde ortak ya da çalışan ile patron arasında ekonomik bağlantı olduğu veya olabileceği de açıktır. Yakın arkadaşlar da dayanışma duygusu ve yakın ilişki nedeniyle çoğu zaman hatıra binaen borçluya birlikte gitmektedirler. Bu nedenlerle bu tür durumlarda birlikte hareket etmek zorunluluk arz etmektedir. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kararları bu doğrultudadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 14.05.2025 tarihli ve 2024/6-528 Esas, 2025/200 Karar sayılı kararında "...yakın arkadaşlık ilişkisi nedeniyle herhangi bir kişisel menfaati olmaksızın iştirak eden sanık hakkında TCK'nın 150.maddesinin birinci fıkrasının uygulama şartlarının oluştuğu..." şeklinde vurgulanmıştır.

Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, diğer sanık ... ile mağdur ... arasında alacak ilişkisinin bulunduğu, sanık ...'in, sanık ...'in arkadaşı olduğu, ...'in alacağı nedeniyle, mağduru tehdit ederek ve zorla sanık ... ile birlikte para tahsil ettikleri, yerel mahkemece sanık ...'in eyleminin hukuki alacağın tahsili amacıyla tehdit olarak kabul edilerek, sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesi delaletiyle 106/2-c den mahkûmiyet hükmü kurulduğu, ancak sanık ... hakkında aynı eyleme ilişkin olarak nitelikli yağmadan mahkûmiyet hükmü kurulduğunun anlaşılması karşısında, sanık ...'in eyleminin, yağma suçunda daha az cezayı gerektiren hal başlıklı 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesi delaletiyle 106/2-c maddesine uyan nitelikli tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanunun 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,14.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2026/1809, K. 2026/3203, T. 14.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2026-1809-e-2026-3203-k-e07419219423