Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2025/4409 E. 2026/1782 K.
Konu: Kamu Malına Zarar Verme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/4409
- Karar No
- 2026/1782
- Karar Tarihi
- Konu
- Kamu Malına Zarar Verme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2610 E., 2024/2218 K. SUÇ : Kamu malına zarar verme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.04.2019 tarihli, 2017/595 Esas, 2019/364 Karar sayılı kararıyla; sanıklar hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve sanık ...'un kamu malına zarar verme suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
B. İstinaf Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi 05.10.2022 tarihli 2022/2636 Esas ve 2022/1963 Karar sayılı ilamı ile Cumhuriyet Savcısının istinaf itirazları yerinde görülerek; duruşmadan usulüne uygun şekilde haberdar edilmeyen kamu malına zarar verme suçunun zarar göreni ...'nın davadan haberdar edilip delillerini sunma ve davaya katılma olanağı sağlanarak sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devamla hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu, bu durumun Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 289/1-e maddesinde öngörülen ''duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda duruşma yapılması'' şeklindeki kesin hukuka aykırılık halini oluşturduğu, sanık ...'un arbede esnasında polis otosunun yanında bulunan ...'nun kafasına vurması sebebiyle polis otosunun camının kırıldığı, ayrıca ...'un polis otosuna bindirildiğinde nezarethane kısmının demirlerine vurarak araca zarar verdiği de anlaşılmakla, kırılan oto camı ve zarar verilen nezarethane kısmından dolayı zarar miktarı hesap ettirilip sanığa ödeme imkanı sağlanmadan eksik araştırma ile karar verilmesi, dosyada delil olarak bulunan CD görüntü kaydı ile sanığa ait fotoğrafların Adli Tıp Kurumu ya da Polis Kriminal Laboratuvarına yollanarak, olayın ne şekilde gerçekleştiği konusunda rapor aldırılmadan eksik araştırma ile hüküm kurulması, sanık ...'in savunması alınmadan karar verilmiş olması ayrı ayrı hukuka aykırı olup bozmayı gerektirdiğinden bahisle bozma kararı vermiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Katılan Kurum Vekilinin Temyiz İstemi Kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, mahkemece cezanın alt sınırdan verilmesi ve sanık lehine cezanın ertelenmesinin hukuka aykırı olduğu, alt sınırdan ceza verilmesi ve cezanın ertelenmesinin toplumun huzur ve düzeninin sağlanmasında zorluk olacağı, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.04.2019 tarihli, 2017/595 Esas, 2019/364 Karar sayılı dosyası görevi yaptırmamak için direnme ve kamu malına zarar verme suçlarına yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi 05/10/2022 tarihli 2022/2636 Esas ve 2022/1963 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, Bölge Adliye Mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak Bölge Adliye Adliye Mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen Adil Yargılanma Hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir (Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:
1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,
2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ..........
Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.
Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197).
Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi 05/10/2022 tarihli 2022/2636 Esas ve 2022/1963 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmuştur.
III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
25.02.2026 tarihinde karar verildi.