Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/5335 E. 2026/3746 K. – Nitelikli Yağma

Konu: Nitelikli Yağma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2024/5335
Karar No
2026/3746
Karar Tarihi
Konu
Nitelikli Yağma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3799 E. 2024/934 .... SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun'un 288 inci maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin temyiz dilekçesinde, anılan sebeplerle yapılan incelemede;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararına göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak; Yağma suçunun gerçekleşmesi için bilerek ve isteyerek başkasına ait taşınır malın Türk Ceza Kanunu'nun 148. maddesinde sayılan değerlere yönelen, cebir veya tehditle alınması şeklindeki genel kastın yanında ayrıca "faydalanmak amacıyla" yani "saik" veya diğer bir deyimle "özel kast" ile alınmasınında istenmesi gerekir. Yağmanın kanuni tanımında, kanun metninde manevi unsur olarak faydalanma maksadına yer verilmemekle birlikte suçla korunan hukuki değerden ve suçun ratio legis’inden hareket edildiğinde, yağma suçunda malın faydalanma maksadıyla alınması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Ayrıca mala zarar verme gibi diğer suçlarda ayrım bakımından da bu maksadın aranması gerekir. Diğer taraftan hırsızlık suçu yağmanın bir unsuru olduğuna göre hırsızlık suçunun haksızlık unsurlarını yağma bakımından da gerçekleşmesi gerekir. Ceza Genel Kurulu'nun 05.02.2013 gün ve 2012/6-1290 E, 2013/35 ...; 12.02.2013 tarihli ve 2012/6–1143 E., 2013/47 ....; 05.07.2013 gün ve 1548-346 E.-.... sayılı; 25.02.2014 gün ve 678-98 E.-.... sayılı; 20.05.2014 gün ve 617-271 E.-.... sayılı; 18.11.2014 gün ve 810-501 E.-.... sayılı; 29.03.2016 tarihli ve 2015/13-280 E., 2016/147 ....; 26.01.2016 tarihli, 2015/6-709 E., 2016/33 .... sayılı, kararları da aynı yöndedir ve özetle yağmada "faydalanma kastının" bir unsur olarak aranması gerektiği sonucuna ulaşmıştır.

Hırsızlık suçu açısından aranan faydalanmak maksadının burada da bulunması gerekir. Hırsızlık suçundan farklı olarak, kast aynı zamanda cebir veya tehdit kullanmaya da yönelik olmalıdır.

Yargıtayın yerleşik içtihatlarıda bu yöndedir. Mesela 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun döneminde 6. Ceza Dairesinin 1982/923 E., 1982/8767 .... sayılı ilamlarında; “...yağma suçunun oluşması için failin zorla aldığı malı sahiplenme veya ondan yararlanma iradesini taşıması gerekir...” şeklinde açıkça göstermiştir.

Ceza Genel Kurulu'nun (CGK) 1999/7 E.,1999/20 .... sayılı ilamında özetle; menkul malın faydalanmak kastı ile cebir, şiddet kullanılıp alınmasıyla bu suç oluşur denmiştir.

CGK 26.11.2002 tarihli ve 2002/271 E., 2002/404 .... sayılı ilamlarında yağma suçunun unsurlarını malın “taşınır mal olması”, “mal sahibinin rızasının bulunmaması (cebir, tehdit)”, “malın alınması “ve “faydalanma kastının varlığını" yağma suçunun ögeleri olarak belirtmiştir.

CGK 2015/709 E., 2016/33;... Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır..."

Mesela; Dairemizin 2015/1001 E., 2015/40834 .... sayılı kararında, sanık ....'nin işvereni olduğu katılan .... ve onun kardeşi katılan ....'ye, daha önceki bir tarihte 250,00 TL borç para verdiğinin sabit olduğu, ancak belli bir vadeye bağlanmayan borcunu da ödemeyen katılan ....'nin, çevreye olan borçları hususunda doğruyu söylememesi nedeniyle sanık ile arasının açıldığı, olay günü de bir mazeret göstermeden işyerine gelmeyen katılana kendi cep telefonundan ulaşamayan sanık ....'nin, önce katılan .... ile buluştuğu, ....'nin de ağabeyi olan ....'nin evde olabileceğini söylemesi üzerine birlikte katılanların evlerine doğru yürüdükleri sırada, ....'nin cep telefonundan gizlice mesaj çekip katılan ....'yi uyardığını gören sanık ....'nin, katılan ....'nin elinden telefonu çekip aldığı, katılan telefonunu geri istemesine karşın vermediği, sanığın kendi numarasını görüp açmayan ....'yi kardeşi ....'nin telefonundan arayıp ona ulaşmak istediği, ....'e ait olan telefonla arayan sanığın katılan ....'ye ulaştığı, daha sonra şikayet üzerine yakalanan sanığın telefonu çalışanları aracılığıyla kolluk kuvvetlerine teslim ettiği olayda, olay anındaki tüm koşullar ile sanığın sarf ettiği sözcükler ve/veya hareketler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, suç tarihinden önce ekonomik olarak geliri bulunan ve sabıkasız olan sanığın yanında ücretli çalıştırdığı katılan ....'nin kardeşi olan mağduru hiçbir şey söylemeden mesaj çekmesini engellemek ve katılan ....'ye ulaşmak için elindeki telefonu çekip almak eylemlerinin, yağma kastı ile yapıldığını gösteren deliller karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, suçun hukuki vasfında yanılgı ile yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde uygulama yapılması..." nedeniyle bozulmasına karar verilmiş, aynı doğrultuda CGK 2015/6-709 E, 2016/33 ... sayılı kararında ise ".... Sanık .... hakkında yağma ve silahla tehdit suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda silahla tehdit suçundan yağma suçunun unsuru olduğu gerekçesiyle hüküm kurulmasına yer olmadığına, yağma suçundan ise 5237 sayılı TCK'nun 149/1-a-d, 168/1-3, 62. ve 53. maddeleri uyarınca 4 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin, D. Ağır Ceza Mahkemesince verilen.... hükmün Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince ... onanmasına karar verilmiş,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise ...Sanığın telefonunun arama listelerini kontrol ederek mağdurenin telefonda görüştüğü numaraları tespit etmek amacıyla aldığı sabittir. Olayın bu oluş şekline, taraflar arasındaki ilişkiye göre, telefonu satmak ya da kullanmak maksadıyla aldığını kabul etmek mümkün değildir. Dolayısıyla yağma suçunun manevi unsuru oluşmamıştır Sanığın eylemini mevcut haliyle konut dokunulmazlığını ihlal, silahla tehdit ve silahla kasten yaralama suçu olarak değerlendirilmesi yerine yağma suçundan verilen mahkûmiyet hükmü usul ve yasaya aykırıdır" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. ....

19.02.2010 günü mağdurenin evine giden sanığın, mağdurenin kapıyı açması üzerine içeriye girdiği, mağdureye “evde kim var lan orospu, öldüreceğim seni” dedikten sonra silahını çıkarıp mağdureye doğrulttuğu, silahın kabzasıyla vurduğu, mağdurenin elinde bulunan cep telefonunu alarak açmaya çalıştığı sırada mağdurenin evden kaçarak olayı polise bildirdiği ...

GSM şirketleriyle yapılan yazışmalardan, mağdureye ait telefonun olay tarihinden mağdureye iade edildiği tarihe kadar kullanılmadığının anlaşıldığı... ....

Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır.

765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nunda “gasp” olarak adlandırılan yağma, esasında cebir veya tehdit kullanmak suretiyle yapılan hırsızlıktan ibarettir. Hırsızlık ile yağma suçları aynı ortak unsurlara sahip olup, ayrıldıkları tek nokta ya da başka bir deyişle yağmanın, hırsızlığa oranla sahip olduğu ilave unsur, malı almak için cebir veya tehdit kullanılmasıdır...

Sanığın olay tarihinde, iki yıldır birlikte olduğu mağdurenin başka bir kişiyle ilişkisi olduğunu düşünerek evine gidip yanında bulunan silahı mağdureye doğrultarak tehdit ettiği, silahın kabzasıyla mağdureye vurduğu, mağdurenin elinde bulunan telefonu arama kayıtlarına bakmak amacıyla zorla aldıktan yaklaşık 20 gün sonra iade ettiği olayda, olay yerine gelen sanığın mağdureye “evde kim var orospu” demesi, telefonu arama kayıtlarına bakmak için alması, kullanmadan mağdureye iade etmesi gözetildiğinde, ekonomik durumu iyi olan ve yaklaşık bir yıldır mağdureyle birlikte olan sanığın, mağdurenin başka bir kişiyle ilişkisi olup olmadığını öğrenmek için telefonunu aldığı anlaşılmakta olup sanığın faydalanmak amacıyla telefonu aldığı sabit olmadığından, üzerine atılı yağma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı, ancak sanığın mağdura karşı gerçekleştirdiği eylemlerin silahla tehdit ve kasten yaralama suçlarını oluşturabileceğinin kabulü gerekmektedir.... Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE... Yargıtay 6. Ceza Dairesinin... onama kararının KALDIRILMASINA... ....Ağır Ceza Mahkemesinin ... hükmünün, sanığa atılı eylemin nitelendirilmesinde hataya düşülmesi isabetsizliğinden ....BOZULMASINA...” şeklinde karar vermiştir.

Yargıtay Uygulamalarında faydalanma kastını doktrinin kabul ettiği ölçüde geniş olarak kabul etmemekte hatta mümkün olduğu ölçüde dar yorumlamaktadır. Mesela CGK 2015/6-709 E. 2016/33 ...., cgk ve yine CGK 2015/13-280 E., 2016/147 ...., 6. CD 2016/7200 E., 2017/645 .... sayılı dosyalarında faydalanma kastının oldukça dar yorumlamışlardır.

Yine CGK 2015/6-709 E., 2016/33 .... sayılı kararında ''... Sanık .... hakkında yağma ve silahla tehdit suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda silahla tehdit suçundan yağma suçunun unsuru olduğu gerekçesiyle hüküm kurulmasına yer olmadığına, yağma suçundan ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149/1-a-d, 168/1-3, 62... . maddeleri uyarınca 4 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin, D. Ağır Ceza Mahkemesince verilen.... hükmün Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince'' ... onanmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise ''...Sanığın telefonunun arama listelerini kontrol ederek mağdurenin telefonda görüştüğü numaraları tespit etmek amacıyla aldığı sabittir. Olayın bu oluş şekline, taraflar arasındaki ilişkiye göre, telefonu satmak ya da kullanmak maksadıyla aldığını kabul etmek mümkün değildir. Dolayısıyla yağma suçunun manevi unsuru oluşmamıştır Sanığın eylemini mevcut haliyle konut dokunulmazlığını ihlal, silahla tehdit ve silahla kasten yaralama suçu olarak değerlendirilmesi yerine yağma suçundan verilen mahkumiyet hükmü usul ve yasaya aykırıdır" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. 19.02.2010 günü mağdurenin evine giden sanığın, mağdurenin kapıyı açması üzerine içeriye girdiği, mağdureye “evde kim var lan orospu, öldüreceğim seni” dedikten sonra silahını çıkarıp mağdureye doğrulttuğu, silahın kabzasıyla vurduğu, mağdurenin elinde bulunan cep telefonunu alarak açmaya çalıştığı sırada mağdurenin evden kaçarak olayı polise bildirdiği ...GSM şirketleriyle yapılan yazışmalardan, mağdureye ait telefonun olay tarihinden mağdureye iade edildiği tarihe kadar kullanılmadığının anlaşıldığı... Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır. 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nunda “gasp” olarak adlandırılan yağma, esasında cebir veya tehdit kullanmak suretiyle yapılan hırsızlıktan ibarettir. Hırsızlık ile yağma suçları aynı ortak unsurlara sahip olup, ayrıldıkları tek nokta ya da başka bir deyişle yağmanın, hırsızlığa oranla sahip olduğu ilave unsur, malı almak için cebir veya tehdit kullanılmasıdır... Sanığın olay tarihinde, iki yıldır birlikte olduğu mağdurenin başka bir kişiyle ilişkisi olduğunu düşünerek evine gidip yanında bulunan silahı mağdureye doğrultarak tehdit ettiği, silahın kabzasıyla mağdureye vurduğu, mağdurenin elinde bulunan telefonu arama kayıtlarına bakmak amacıyla zorla aldıktan yaklaşık 20 gün sonra iade ettiği olayda, olay yerine gelen sanığın mağdureye “evde kim var orospu” demesi, telefonu arama kayıtlarına bakmak için alması, kullanmadan mağdureye iade etmesi gözetildiğinde, ekonomik durumu iyi olan ve yaklaşık bir yıldır mağdureyle birlikte olan sanığın, mağdurenin başka bir kişiyle ilişkisi olup olmadığını öğrenmek için telefonunu aldığı anlaşılmakta olup sanığın faydalanmak amacıyla telefonu aldığı sabit olmadığından, üzerine atılı yağma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı, ancak sanığın mağdura karşı gerçekleştirdiği eylemlerin silahla tehdit ve kasten yaralama suçlarını oluşturabileceğinin kabulü gerekmektedir.... Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE... Yargıtay 6. Ceza Dairesinin... onama kararının KALDIRILMASINA... D....Ağır Ceza Mahkemesinin ... hükmünün, sanığa atılı eylemin nitelendirilmesinde hataya düşülmesi isabetsizliğinden ....BOZULMASINA...” şeklinde karar verdiği görülmüştür.

Dairemiz uygulamalarında da Yargıtay Ceza Genel Kurul Kararlarına uygun olarak bahse konu faydalanma kastının son derece dar yorumlandığı, "mal edinme" veya "sahiplenme yani "kullanma" yada "ekonomik yarar sağlama" şartlarını aramış onun haricindeki saikleri "faydalanma olarak" kabul edilmediği anlaşılmıştır. (Faydalanma kastının varlığının zorunluluğuna ilişkin örnek kararlar için bkz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 05.02.2013 gün ve 2012/6-1290 E., 2013/35 .... Yargıtay 6.C.D. 2005/10644 E. 2005/9164 .... Yargıtay 6.C.D. 2015/8292 E. 2017/4019 .... sayılı ilamları)

Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak,

Bu bilgiler ışığında somut olayımıza gelince; şikayetçinin sanık ...'e geçici bir süre için bıraktığı asfalt kesme makinesini, sanık ...'in şikayetçiden habersiz bir şekilde satması hususunu konuşmak için sanıkların olay günü şikayetçinin evine gittikleri, sanık ... ile şikayetçinin bu nedenle tartıştıkları, diğer sanıkların olaya dahil olduğu, sanık ...'ın yerde duran şikayetçinin telefonunu annesini rahatsız etmemesi için aldığı, şikayetçinin sanıklar gittikten sonra cep telefonunun, iki adet pense, iki tane çakmak, yatağın üzerinde bulunan pantolonunun cebinden 8.000,00 TL parasının alındığını belirterek şikayetçi olduğu olayda, sanıkların aksi ispatlanamayan aşamalarda savunmalarına göre üzerine atılı yağma suçuna ilişkin suçlamayı ısrarla kabul etmemesi, dosya içerisinde şikâyetçinin beyanlarını destekleyen başkaca delil ve emare bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanıkların telefonu mal edinme yahut faydalanma kastının bulunmadığı gözetildiğinde, eylemin yaralama suçunu oluşturduğu düşünülmeden, delillerin takdirinde ve suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet kararı verilen hükümde, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuştur.

Kabule göre de;

Sanıkların, malı almaya yönelik cebir veya tehdit eyleminin olmadığı anlaşılmakla sanıkların eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

Açıklanan nedenle, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 30.04.2024 tarihli kararına yönelik sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarına yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2024/5335, K. 2026/3746, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2024-5335-e-2026-3746-k-24bcaec21356