Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/3534 E. 2026/3500 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2024/3534
Karar No
2026/3500
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3102 E., 2024/667 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, hakaret HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma

Sanık hakkında, hakaret suçundan verilen hükmün kesin nitelikte bulunduğu belirlenmiştir.

Yapılan ön inceleme neticesinde, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükmün, temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk derece Denizli 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2022/218 Esas, 2023/277 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-f, 53... . maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

B. İstinaf Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 28.02.2024 tarihli ve 2023/3102 Esas, 2024/667 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Kararın hukuka ve kanuna aykırı olduğuna, takdirde hataya düşüldüğüne, sanığın üzerine atılı suçları işlemediğine, yalnızca diğer sanık ...'un alacağı için katılanı aradığına, kararın usul, yasa ve dosya kapsamına aykırı kararın ortadan kaldırılmasına ve sanığın tüm suçlardan beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

Ancak; Kural olarak 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesinin uygulanabilmesi için, borç ilişkisi doğduğu anda alacaklı veya borçlu sıfatı taşımayan kimselerin bu maddeden istifade edemeyeceği kabul edilmektedir. Ancak bu kural sıkı sıkıya uygulandığında ciddi sakıncaları olduğu görülebilmektedir. Çek senet tahsilatçısı veya mafya bağlantı olmadan hatta çoğu zaman hiçbir maddi veya manevi çıkarı olmadan bazen zorunluluk bazen dayanışma adı altında olaya katılan kişilere rastlanılmaktadır. Mesela; yakın akrabalardan biri alacağını almak için borçlu olan kişiye giderken birlikte gitmenin çoğu zaman aile bağları gereği zorunlu olduğu açıktır. Bunun gibi işçi veya ortağı olarak çalıştığı birinin alacağını almaya giderken yanında bulunmama halinde çoğu zaman işten çıkarılma veya ortaklığın bitirilmesi durumları yaşanabilmektedir. Ortaklığın maddi zarara uğraması yani kendi zararları da söz konusu olmaktadır. Ayrıca alacak miktarından çalışan veya ortak doğrudan da etkilenmektedir. Ayrıca hem yakın akrabalar hemde ortak ya da çalışan ile patron arasında ekonomik bağlantı olduğu veya olabileceği de açıktır. Yakın arkadaşlar da dayanışma duygusu ve yakın ilişki nedeniyle çoğu zaman hatıra binaen borçluya birlikte gitmektedirler. Bu nedenlerle bu tür durumlarda birlikte hareket etmek zorunluluk arz etmektedir. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararları bu doğrultudadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.05.2025 tarihli ve 2024/6-528 Esas, 2025/200 Karar sayılı kararında "...yakın arkadaşlık ilişkisi nedeniyle herhangi bir kişisel menfaati olmaksızın iştirak eden sanık hakkında TCK'nın 150.maddesinin birinci fıkrasının uygulama şartlarının oluştuğu..." şeklinde vurgulanmıştır.

Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, diğer sanık ... ile katılan arasında alacak ilişkisinin bulunduğu, sanık ...'nun, diğer sanık ...'un köylüsü olduğu, ...'un alacağı nedeniyle, katılanı tehdit ve hakaret ederek, zorla sanık ... ile birlikte katılandan para tahsil ettikleri, yerel mahkemece sanık ...'un eyleminin hukuki alacağın tahsili amacıyla tehdit olarak kabul edilerek, sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesi delaletiyle 106/2-d maddesinden mahkûmiyet hükmü kurulduğu, ancak sanık ... hakkında aynı eyleme ilişkin olarak nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulduğunun anlaşılması karşısında, sanık ...'nunn eyleminin, yağma suçunda daha az cezayı gerektiren hal başlıklı 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesi delaletiyle 106/2-c-d maddesine uyan nitelikli tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR A. Sanık Hakkında Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Hükmolunan cezanın miktarı itibarıyla 5271 sayılı Kanun'un 286/2. maddesi uyarınca temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi gereğince REDDİNE,

B. Sanık Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye gerekçe yönünden farklı şekilde uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Denizli 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,22.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2024/3534, K. 2026/3500, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2024-3534-e-2026-3500-k-80c2ee31f40d