Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/3412 E. 2025/11053 K. – Silahla Tehdit
Konu: Silahla Tehdit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/3412
- Karar No
- 2025/11053
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahla Tehdit
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/650 E., 2024/501 K. SUÇ : Silahla tehdit HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A.1 İlk Derece Karacabey 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.07.2021 tarihli ve 2020/435 Esas, 2020/340, 2021/874 Karar sayılı kararıyla; sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi gereği silahla tehdit suçundan beraatine karar verilmiştir.
B.1 İstinaf Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi 09.05.2023 tarihli ve 2022/70 Esas, 2023/1201 Karar sayılı ilamı ile katılanların aşamalarda alınan istikrarlı ifadelerinde, sanığın olay tarihinde eve gelerek zile bastığını, kapıyı açmadıklarını, bunun üzerine sanığın elindeki bıçağı göstererek katılanlara hitaben "sizi öldürürüm, keserim" şeklinde sözlerle tehdit ettiğini beyan etmeleri, 02.05.2020 tarihli kolluk tutanaklarına göre katılanların kolluk görevlilerine ihbarda bulunarak sanığın elinde bıçakla kapıya dayandığını belirtmeleri ve yine Olay Yakalama ve Elkoyma tutanağı başlıklı belgeye göre, olaydan bir süre sonra kolluk görevlilerince yakalanan sanığın yapılan kaba üst yoklamasında pantolonunun arka cebinde olayda kullanılan ekmek bıçağının tespit edilerek rızaen muhafaza altına alınması gözönüne alındığında, yargılama sırasında, sanığın oğlu olması nedeniyle tanıklıktan çekinen ...'ın soruşturma safahatındaki ifadeleri hükme esas alınmayacak olup, bu delil dışlansa bile yukarıda belirtilen diğer deliller ve oluş kapsamında sanığın üzerine atılı suçun sübut bulduğu ve hakkında atılı suçtan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği anlaşılmasına rağmen mahkemesince yanılgılı delil değerlendirmesi ve yetersiz gerekçe ile yazılı olduğu şekilde silahla tehdit suçundan beraat kararı verilmesi, bozmayı gerektirdiğinden bahisle bozma kararı vermiştir.
A.2 İlk Derece Karacabey 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.12.2023 tarih ve 2023/877 Esas, 2023/1568 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahla tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/2-a, 43, 53, 58... . maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmiştir.
B.2. İstinaf Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 05.03.2024 tarihli ve 2024/650 Esas, 2024/501 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanığın Temyiz İstemi Kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, lehe takdiri indirim nedenlerinin uygulanmadığına, suç işleme kastı ile hareket etmediğine ve kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Karacabey 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/07/2021 tarihli, 2020/435 esas, 2020/340 2021/874 karar sayılı dosyası silahla tehdit suçuna yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi 09/05/2023 tarihli 2022/70 Esas ve 20232/1201 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, Bölge Adliye Mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak Bölge Adliye Adliye Mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen Adil Yargılanma Hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir (Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. .......... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197).
Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi 09/05/2023 tarihli 2022/70 Esas ve 2023/1201 sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Karacabey 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/12/2023 tarih, 2023/877 (E) ve 2023/1568 (K) sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmuştur.
III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 10.12.2025 tarihinde karar verildi.