Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/3314 E. 2026/3485 K. – Nitelikli Yağma

Konu: Nitelikli Yağma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2024/3314
Karar No
2026/3485
Karar Tarihi
Konu
Nitelikli Yağma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3843 E., 2024/1332 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama

1. Suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden, hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın niteliği dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun'un 286 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.

2. Suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükmün yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle,

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece İzmir 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.07.2023 tarih, 2021/241 Esas, 2023/485 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-c, 31/3, 62, 63 maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Kanun'un 109/3. b. f, 31/3, 62, 63 maddeleri uyarınca 2 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

B. İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 19.03.2024 tarihli ve 2023/3843 Esas ve 2024/1332 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin istinaf başvurusu üzerine, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz Sebepleri Gerekçesiz hüküm kurulduğu, yağma suçunun unsurlarının oluşmadığı, yağma kastının bulunmadığı, şüpheden sanığın yararlanması gerektiği, güveni kötüye kullanma suçu kabul edildiği takdirde düşme kararı verilmesi gerektiği, suça sürüklenen çocuğun eyleminin haksız tahrik altında kasten yaralama suçunu oluşturduğu, lehe hükümlerin uygulanması, beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) anlaşılmıştır.

Bu bilgiler ışığında somut olayımıza gelince, suça sürüklenen çocuğun istikrarlı beyanı, mağdurun ifadesi ve tanık ifadesine göre; olayın suça sürüklenen çocuğun kendi evinde misafir olarak kalan mağduru uyandırarak telefonunu istediği, mağdurun da şifresini açarak telefonu rızası ile suça sürüklenen çocuğa verdiği ancak sabah telefonu istediğinde vermeyerek mağduru oyaladığı ve bir yere götüreceğim bahanesi ile mağduru bir araca bindirdiği, araçta mağduru basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde darp ettikten sonra bırakması şeklinde gerçekleştiği, suça sürüklenen çocuğun telefonu aldığı ve hakimiyetine geçirdiği sırada tehdit veya cebir kullandığına dair her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak, suça sürüklenen çocuğun eyleminin şikâyete tabi güveni kötüye kullanma ve kasten yaralama suçlarını oluşturduğu gözetilmeden, mağdurun da şikâyetten vazgeçtiği göz önüne alınarak, suça sürüklenen çocuğa şikâyetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR 1. Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Verilen Karar Yönünden; Ön inceleme bölümünün ilk paragrafında açıklanan nedenle suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

2. Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Verilen Karar Yönünden; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a. maddesi uyarınca İzmir 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,22.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2024/3314, K. 2026/3485, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2024-3314-e-2026-3485-k-9e223e416c22