Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/1891 E. 2025/10760 K. – Sair Tehdit
Konu: Sair Tehdit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/1891
- Karar No
- 2025/10760
- Karar Tarihi
- Konu
- Sair Tehdit
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/449 E., 2023/618 K. SUÇ : Sair tehdit HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
21.09.2023 tarihinde 32316 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14 üncü maddesinde düzenlendiği şekliyle 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen vekile bu tarife uyarınca vekalet ücreti ödenip ödenmeyeceğine yönelik istemle ilgili olarak Avukatlık Kanunu’nun ‘‘Avukatlık ücret tarifesinin hazırlanması’’ başlıklı 168 inci maddesi, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un ‘‘müdafii ve vekil ücreti’’ başlıklı 13 üncü maddesi ve ilgili mevzuat birlikte değerlendirildiğinde şu sonuca varılmaktadır.
Avukatlık Kanunu’nun 168 inci maddesinin verdiği yetkiye göre Avukatlık Ücret Tarifesi serbest avukatlık sırasında yargı yerlerindeki işlemlerle diğer işlemlerden alınacak asgari ücreti belirleyen tavsiye niteliğindeki idari bir işlemdir. Ceza ve güvenlik tedbirleri ile ceza usül kuralları anayasa ile teminat altına alınmış hak ve özgürlüklere müdahale teşkil ettiğinden ancak kanunlarla düzenlenebilirler. İdare bu hak ve özgürlüklere müdahale teşkil edecek hususlarda kanuna dayanmayan hiçbir düzenlemede bulunamaz. Baro tarafından görevlendirilmek suretiyle müdafilik ve vekillik ceza usül mevzuatımızda yer alan bir müessese olup Avukatlık Kanunu’nun 168 inci maddesinin düzenleme ya da müdahale yetkisi verdiği serbest avukatlığa ilişkin bir müessese değildir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 150/1, 3, 4 ve 333 üncü maddeleri ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 13 üncü ve 14 üncü maddelerinin verdiği yetkiye göre Adalet Bakanlığının düzenleme yapabilmesine yönetmelik çıkarabilmesine müsaade edilmiştir.
Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince, soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine Baro tarafından görevlendirilen müdafi ve vekile, görevin ifasından ... masraflar hariç avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak ... Birliğinin görüşü alınarak Maliye ve Adalet bakanlığı tarafından birlikte tespit edilip Adalet bakanlığı bütçesinden ödenecektir.
Sonuç olarak Baroca görevlendirilen müdafii ve vekillerin ücretlerini belirleme hak ve yetkisi Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin idareye verdiği yetkiye dayanılarak düzenlenecek bir husus olmayıp 2023-2024 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki Baroca atanan müdafii ve vekillerin ücretlerine müdahale teşkil eden düzenlemenin yasal dayanağı bulunmamaktadır. Ayrıca yargılama giderleri kapsamında bulunan son tarifeye göre belirlenen bu vekalet ücreti sanığın beraati halinde hazineye, sanığın mahkûmiyeti veya hükmün açıklamasının geri bırakılması kararı verilmesi halinde ise katılan lehine sanığa yasal dayanağı olmayan bir vekalet ücretinin yükletilmesine neden olacaktır. Bu hususun kanuni zemini bulunmadığından idarenin işlemi ile de yani Adalet Bakanlığı genelgesi ile de düzeltilmesi mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle 5271 sayılı Kanun gereğince, soruşturma ve kovuşturma aşamasında görevlendirilen müdafiilere 21.09.2023 tarihinde 32316 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14 üncü maddesinde düzenlendiği şekliyle vekalet ücreti takdir edilmesi mümkün bulunmadığından Mahkemece katılan vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde isabetsizlik görülmediğinden, katılan vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddedilmiştir.
Ancak; I. 5271 sayılı Kanun'un 252/3. maddesinde yer alan ''Mahkeme, ikinci fıkra uyarınca hüküm verirken, 251 inci madde kapsamında basit yargılama usulüne göre verilen hükümle bağlı değildir. Ancak, itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından yapıldığı hâllerde 251 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca indirim uygulanır." şeklindeki yasal düzenleme doğrultusunda; basit yargılama usulü uygulanarak verilen 20.07.2023 tarihli ve 2022/439 Esas sayılı karara sanık dışındaki katılan vekilinin itiraz etmiş olması sebebiyle söz konusu itiraz üzerine genel hükümlere göre yapılan yargılama sonucu kurulan hükümde sanığın cezasından aynı Kanun'un 251/1. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde fazla ceza tayini,
II. Daha önce hapis cezasına mahkum edilmeyen sanık hakkında, sair tehdit suçundan kurulan hükümde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 106/1-son cümlesi kapsamında seçenek yaptırımlardan hapis cezası tercih edildikten sonra bu ceza 50/1-a. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmek suretiyle aynı Kanun'un 50/3. ve 50/2. maddelerine aykırı davranılması,
III. Hükmedilen adli para cezasının taksitlendirilmesi sırasında taksit aralığı gösterilmeden "4 eşit taksitte ödenmesine" şeklinde hüküm kurularak 5237 sayılı Kanun'un 52/4. maddesine aykırı davranılması,
IV. 28.06.2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa'nın 81. maddesiyle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu'nun 106. maddesinde yapılan değişiklik uyarınca, sanık hakkında hükmedilen adli para cezasını ödememesi halinde bu cezasının hapse çevrilemeyeceği gözetilmeden ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine dair karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.