Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2023/16850 E. 2025/9342 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/16850
- Karar No
- 2025/9342
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2022/112 E., 2023/41 K. SUÇLAR: Hukuki alacağın tahsili amacıyla tehdit , hakaret HÜKÜMLER: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I- Sanıklar Hakkında Tehdit Suçundan Kurulan Hükümlerin İncelemesinde; Sanık ... hakkında uygulanan tekerrür hükmünün karar numarasının “2013/732” olması gerekirken “2013/372” olarak yazılması yerinde düzeltilmesi olanaklı maddi hata olarak görülmüştür.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz istemleri de yerinde görülmemiştir.
Ancak; Bozma öncesi sanıklar hakkındaki sonuç ceza miktarı ile ilgili kazanılmış hakkının korunmasına karar verilmesi gerekirken "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 307'nci maddesinin 5'inci fıkrası uyarınca, hükmolunan 6 Ay Süreli Hürriyeti Bağlayıcı Cezanın, 3 ay 22 gün hapis cezası üzerinden infazına," karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenle Çorum 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.02.2023 tarihli ve 2022/112 Esas, 2023/41 Karar sayılı kararına yönelik sanık ... ve sanıkların müdafiilerinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkralarından her bir sanık için uygulanan "5271 Sayılı Yasa'nın 307'nci maddesinin 5'inci fıkrası uyarınca, hükmolunan 6 Ay Süreli Hürriyeti Bağlayıcı Cezanın, 3 ay 22 gün hapis cezası üzerinden infazına," bentlerinin çıkarılması ve her bir sanık için ayrı ayrı hüküm fıkralarına "Sanığın önceki hükümlerden kaynaklanan kazanılmış hakkı nedeniyle, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 326/son maddesi uyarınca sanığın 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına" cümlelerinin eklenmesi suretiyle eleştiri nedeni dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II- Sanıklar Hakkında Hakaret Suçundan Kurulan Hükümlerin İncelemesine gelince; Sanıkların , katılanı telefon ile arayarak hakaret ettiği halde, sanıklar hakkında temel ceza belirlenirken yasa maddesinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125/2 maddesi delaletiyle 125/1 olarak belirtilmesi yerine sadece 125/1 maddesi olarak yazılması yerinde düzeltilmesi olanaklı maddi hata olarak değerlendirilmiştir.
07.11.2024 gün ve 7531 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle değişik 5237 sayılı Kanun'un 75/6. maddesinin (a) bendinin (1) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere aynı Kanun'un 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçunun ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (c) bentleri ile dördüncü fıkrasının önödeme kapsamına alınması ve bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak 5271 sayılı Kanunu'na 7531 sayılı Kanun'la eklenen geçici 7/2. maddesinde yer alan “soruşturma veya kovuşturma evresinde bulunan dosyalar bakımından” ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 27.03.2025 tarih ve 2024/197 Esas, 2025/86 Karar sayılı kararıyla Anayasanın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi ve bu düzenlenmenin 29.05.2025 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanması karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve suç tarihi itibariyle 5237 sayılı Kanun'un 75. maddesi kapsamına giren hakaret suçu yönünden Anayasanın 38. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesi gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
Bu nedenle, bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve sanıkların müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 04.11.2025 tarihinde karar verildi.