Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2013/16924 E. 2013/19647 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2013/16924
Karar No
2013/19647
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Hırsızlık, Konut dokunulmazlığını bozma, Mala zarar verme HÜKÜM : Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

27.09.2012 tarihli iddianame metninde, sanık hakkında dört yakınana karşı işlediği iddia edilen hırsızlık, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını bozma eylemleri anlatılıp, sevk maddesi olarak 5237 sayılı Yasanın 142/1-b, 151/1, 116/1. maddelerinin gösterildiği, 17.01.2013 tarihli karar oturumunda, 5237 sayılı Yasanın 151/1 ve 142/1-b maddelerinin, yakınan sayısınca dört kez uygulanması ihtimaline dayanılarak 5275 sayılı Yasanın 226. maddesi uyarınca sanığa ek savunma hakkı tanındığı,

Dosya içerisinde bulunan sanığa ait nüfus kaydı ve parmak izi sicili, olay yeri inceleme raporları, 21.10.2010 ve 02.05.2012 tarihli biometrik iz mukayese tabloları incelendiğinde; her iki olay yerinde tespit edilen parmak izleri ile 02.09.2008 tarihinde bir başka olay nedeniyle sanıktan alınan parmak izi sicilindeki izlerin tam olarak uyuştuğu, anılan parmak izi sicilinde sanığın 1990 olması gereken doğum yılı hariç tüm kimlik bilgilerinin doğru olduğu, parmak izi raporunun duruşmada kendisine okunması üzerine, sanığın katılan ...'un evine girdiğini, ancak bir şey almadığını beyan ederek tevil yollu ikrarda bulunduğu ve bu durumda parmak izi sicil ve mukayese belgelerinde, sanığın doğum tarihinin sehven 05.05.1990 yerine 05.05.1997 olarak yazıldığının anlaşılmasına göre;

Tebliğnamede bu yönde bozma isteyen (1) ve (2) numaralı görüşler benimsenmemiştir.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-) 5237 sayılı Yasanın 61. maddesiyle cezanın belirlenmesinde, izlenmesi gereken yöntem açık ve denetime imkan tanıyacak bir biçimde ortaya konulmuştur. Buna göre somut olayda, ilgili suç tanımında belirtilen cezanın alt ve üst sınırı arasında ceza tayin edilirken cezanın belirlenmesine ilişkin madde hükmündeki ölçütler dikkate alınacaktır. Bu düzenleme ile soyut gerekçelerle cezanın alt ve üst sınırdan belirlenmesi şeklindeki yanlış uygulamanın önüne geçilmek istenmiştir. Bu açıklamalar ışığında bir suçtan dolayı TCK’nın 61. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar göz önünde bulundurulacak ve somut gerekçeler de belirtilmek suretiyle kanundaki cezanın alt ve üst sınırı arasında takdir hakkı kullanılacaktır. Ayrıca temel ceza belirlenirken aynı Yasanın 3. maddesinin birinci fıkrasındaki, “suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.” şeklindeki hüküm de gözetilmek zorundadır.

Hakimin temel cezayı belirlerken değindiği gerekçesi suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçları, işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksirine dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik ile dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde yerinde ve yeterli olmalıdır. Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan cezanın şahsileştirilmesi kuralının da amacı ceza ve sanık arasında uygun dengeyi sağlamaktır. İki sınır arasında cezayı belirleme hakime ait ise de, bu yetkinin kullanılmasında adalet ve nesafet kurallarına bağlı kalınması bu bağlamda suçun işleniş şekli, önemi, sebepleri, kanun ve nizamlara muhalefet derecesi, kastın yoğunluğu, sanığın sosyal durumu, geçmişi, topluma kazandırılması hususlarının göz önünde tutulmasının yanında bu konudaki gerekçenin dosya ile uyumlu olması zorunludur.

Sanığın gündüz vakti katılan ...'un aracının camını kırarak 700 lira değerindeki oto teybini çaldığı ve yine gündüz vakti diğer katılan ...'ın evine, yatak odası penceresine zarar vererek girip bir bebek künyesi, bir yüzük ve bir cep telefonunu çaldığı somut olaylarda, yerinde olmayan gerekçe ve soyut ifadelerle hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçları yönünden işlenen fiilin ağırlığıyla orantısız şekilde, üst sınıra yakın ceza tayini,

2-) Hakkında çıkartılan yakalama kararı üzerine 31.12.2012 günü yakalanarak tutuklanan sanığın, 17.01.2013 tarihli bir sonraki karar oturumunda esas hakkındaki savunmasında, pişman olduğunu ve zararı karşılamak istediğini beyan etmesi karşısında; öncelikle hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından katılanlarının gerçek zararının tespiti yapılarak ödeme yapabilmesi için sanığa makul bir süre verilmesi, katılanlara ulaşılmadığı takdirde paranın bir yere depo ettirilerek sonucuna göre 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulama olanağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'nin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, 01.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2013/16924, K. 2013/19647, T. 01.10.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2013-16924-e-2013-19647-k-aac9c3be19cc