Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2012/568 E. 2013/25701 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/568
- Karar No
- 2013/25701
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : 765 sayılı Yasanın 493/1-son,522,55/3,59,647 sayılı Yasa 4-6 maddeleri uyarınca verilen 1 yıl 5 ay 23 gün hapis cezasına ilişkin hükmün değiştirilerek 5237 sayılı Yasanın 142/-1b,145,31/3,50,52 maddeleri uyarınca 5000 YTL adli para cezasına dönüştürülmesine ilişkin uyarlama kararı Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.07.2006 tarih, 2006/5-182/182 sayılı kararlarında belirtildiği üzere; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmesi, cezanın tayin ve takdiri ile artırım ve indirim oranlarının belirlenmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihi ve seçenek yaptırımların uygulanmasını ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerde duruşma açılarak karar verilmesi gerekir. İnceleme konusu karara gelince; 1-5237 sayılı TCY’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile, 765 sayılı TCY’nın 493/1-son maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, hırsızlık suçunun gündüzleyin şikayetçi olmayan yakınanın evinin sağlam olan kapısının kırılarak işlenmiş olması nedeniyle, eylemin 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesinde belirtilen hırsızlık suçunun yanı sıra anılan Yasanın 116/1, 119/1-c maddelerindeki konut dokunulmazlığını bozma suçunu da oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması, 2- Soruşturma aşamasında hükümlünün çalınan bakır kazanı sattığı yeri gösterip hasarlı bir şekilde de olsa yakınana iadesini sağladığının anlaşılması karşısında; yakınana kısmi iadeye onay verip vermediği sorularak, sonucuna göre 5237 sayılı TCK'nın 168/1-4.maddesinde tanımlanan etkin pişmanlık hükmünün uygulama olanağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi, 3- 5237 sayılı TCK.nın 145.maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nun 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi ve olayın özelliği de gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması, 4-5252 sayılı Yasanın 9/3.maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından dosya içeriğine göre sanığın eylemine uyan, 765 sayılı TCK’un 493/1-son, 522 (pek fahiş), 55/3, 59/2. maddeleriyle, 5237 sayılı TCY’nın 142/1-b, (koşullarının oluşması halinde 168), 31/3, 62; 116/1, 119/1-c, 31/3, 62. maddeleri uyarınca, uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı, ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenerek uygulama yapılması gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması ve bu işlemlerin tamamının duruşma açılarak yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, 5- Suçun niteliği, cezanın türü ve süresine göre; hükümden sonra 08.02.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun Geçici madde; 1/1. fıkrası yollamasıyla aynı kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231/5-14. madde ve fıkraları gereğince hükümlünün hukuki durumunun değerlendirilmesi zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ...’ın temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, infaz aşamasında hükümlü lehine uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 12.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.