Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2012/15800 E. 2013/2484 K. – Yağma
Konu: Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/15800
- Karar No
- 2013/2484
- Karar Tarihi
- Konu
- Yağma
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık ...'in adli sicil kaydında yazılı olan Mersin 2.Çocuk Mahkemesinin 02.03.2009 gün 2008/128 Esas 2009/101 sayılı ve Mersin 2.Çocuk Mahkemesinin 15.09.2010 gün 2010/179 Esas 2010/373 sayılı kararlarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmedildiği ve sanığın denetim süreleri içinde yeniden temyiz incelemesine konu olan suçu işlediğinin anlaşılması karşısında; Mahkemece yerinde 5271 sayılı CMK.nın 231/11.maddesi gereğince ihbarda bulunması olanaklı kabul edilmiştir.
Kişi suç işledikten sonra pişmanlık gösterebilir ve suçun işlenmesinden önceki hale döndüremez. Ancak gerçekleştirdiği haksızlığı mümkün oldukça ortadan kaldırabilir. Kanun koyucu bu hali öngörüp TCK.nın 168. maddesindeki yasa normuna yer vermiştir.
Bu bağlamda;
Suç tamamlandıktan sonra failin pişman olması durumunda suç sonunda elde edilen eşyanın iade edilerek veya tazmin suretiyle mağdurun zararının giderilmesi halinde şahsi bir hal olan etkin pişmanlıktan söz edilecektir. Anılan koşul yerine getirilirken duyulan pişmanlığın mutlaka sözle ifadesi zorunluluğu bulunmayıp söz ve/veya davranışlar yoluyla ifade edilmesi olayın özelliğine göre olanaklı olabilecektir. Burada suçun fail tarafından ikrarı değil, suç sonunda elde olunanın serbest iradesi ile iadesidir. Fail veya ortağının iade veya tazmini doğrudan mağdura yapacakları gibi mağdura ulaşması muhtemel kişiler aracılığı ile de mağdur veya mağdura ulaşması muhtemel kişilere de yapılması olanaklı olduğu, iadenin kabul edilmemesinin düşünülemeyeceği yasa normu olup yakınanın değişik nedenlerle zararının karşılanmasını istememesi yeterli olmayıp, iadenin, sanığın pişmanlığının etkin bir yansıması olarak ortaya çıkmış olmasını aranmaktadır.
Somut olayımızda, katılan ...'a sanık ...'in annesi tarafından zararın giderilmesi amacıyla nisan ayı içerisinde para ödemesinin yapıldığını yakınanın 17.05.2012 günlü oturumda ifade ettiğinin anlaşılması karşısında anılan sanık yönünden TCY.nın 168. maddesinin uygulama koşulları oluşmasına karşın, sanık ...'nin yakınanın zararının tazminine yönelik olumlu bir girişimde bulunmadığı ve katkı sağlamadığı, bu nedenle anılan sanık yönünden etkin pişmanlığın uygulanma koşularının oluşmadığı gözetilmeden, sadece yakınanın zararını giderilmesine dayanılarak, yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması karşı temyiz olmadığından, sanıklardan ...'in cezası tayin edilirken 5237 sayılı TCK'nun 61.maddesi uyarınca öncelikle 168.madde sebebiyle indirim yapıldıktan sonra 31/3.maddesi gereği indirim yapılması gerekirken tam tersi şekilde uygulama yapılması sonuca etkili olmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-) Sanık ...'nin, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması;
2-) Suçu birlikte işleyen sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları yerine 5271 sayılı CMK.nın 326/2. maddesine aykırı biçimde “müteselsilen” tahsiline biçiminde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “yargılama giderinin sanıklardan müteselsilen alınmasına” ve ‘‘53. maddenin uygulanmasına’’ ilişkin bölümler çıkarılarak, yerlerine “Sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderinin ayrı ayrı yükletilmesine” ve ‘‘Sanık ...'nin, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına’’ cümlelerinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.