Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2011/7136 E. 2013/23061 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2011/7136
- Karar No
- 2013/23061
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Hırsızlık, Konut dokunulmazlığını bozma HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: 18.05.2010 tarihinde, sanığın, yokluğunda verilen kararın mahkemeye bildirdiği adrese tebliğe çıkarıldığı ve tebligatın 29/07/2010 tarihinde “muhatabın çalışmaya gittiği” belirtilerek aynı konutta annesine tebliğ edildiği, mahkemece kararın 13.09.2010 tarihinde kesinleştirildikten sonra, 15/10/2010 tarih ve 2010/210 sayılı Değişik İş Kararı ile verilen cezaların içtimasına karar verildiği, bu kararın da, sanığın hükümlü olarak bulunduğu Adana E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda iken 21/10/2010 tarihinde kendisine tebliğ edilmesi ile hakkındaki mahkumiyet kararından haberdar olduğu ve 22/10/2010 havale tarihli dilekçesi ile “hakkındaki mahkumiyet kararının kendisine tebliğ edilmediğini, bu kararı yeni öğrendiğini, kararı temyiz ettiğini” belirtmesi üzerine, mahkemece 27/10/2010 tarih ve 2010/295 Esas 2010/650 sayılı ek karar ile temyiz talebinin süresinden sonra yapıldığından bahisle reddine karar verildiği, ancak dosya arasında bulunan infaz kurumu müdürlüğünden gönderilen 01/11/2010 tarihli müzekkere cevabı ile UYAP’tan kontrol edilen kayıt ve bilgilere göre; sanığın 21/07/2010 tarihinde Adana E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna hükümlü olarak girişinin yapıldığı ve ev adresindeki annesine tebligatın yapıldığı 29/07/2010 tarihi itibariyle ceza infaz kurumunda olduğunun anlaşılması karşısında; sanığa yapılan ve iade edilen tebligat tarihinde sanığın, cezaevinde olması nedeniyle usulüne uygun olmadığı ve kararı öğrenmesinden itibaren süresi içerisinde temyiz talebinde bulunduğundan hukuki dayanaktan yoksun olan Adana 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/10/2010 tarih ve 2010/295 Esas 2010/650 Karar sayılı temyiz isteminin reddi kararı kaldırılarak yapılan incelemede; Oluş ve dosya kapsamına göre; sanık ... ile temyize gelmeyen diğer sanık ... ...’nın, önceden fikir ve eylem birliği içinde, gündüzleyin saat 14:30 sıralarında, sanık ...'nin, aynı apartmanda, üst katında oturan yakınanın kapı zilini çalarak önce evde olup olmadığını kontrol ettiği ve evde olmadığını anlayınca bu durumu haber verdiği sanık ...’ın, yakınanın evinin güney tarafındaki oturma odasının, pimapen penceresini tornavida ile zorlayarak açıp, içeri girerek bir adet ... televizyon, ... marka cep telefonu, 20 TL para ve makyaj malzemelerini almak suretiyle hırsızlık suçunu işlediklerinin anlaşılması karşısında; Sanık hakkında, suç tarihi itibariyle şikayet ve uzlaşmaya tabi olmayan mala zarar verme suçundan zamanaşımı içerisinde işlem yapılması olanaklı görülmüş; Sanığın yakınanın konutuna diğer suç arkadaşı ...ile birlikte girerek hırsızlık suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 116/1. maddesinin yanı sıra aynı Yasanın 119/1-c maddesiyle de uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi ve adli sicil kaydında yer alan, Adana 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 17/01/2008 tarih ve 2007/305 E., 2008/21 K. Sayılı, 09/12/2009 kesinleşme tarihli kararına konu mahkumiyet hükmü esas alınarak hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6-7. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz sisteminin ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması gerektiği halde hakkında 5237 sayılı Yasanın 58/6-7. maddesi ile uygulama yapılmaması karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanığın TCK’nın 53. maddesinin 2.fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ...’nın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımlar çıkarılarak, yerine “Sanığın, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına” cümlesi yazılmak suretiyle, eleştiriler dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.