Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2011/10702 E. 2013/21263 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2011/10702
- Karar No
- 2013/21263
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Sanıklar hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükmün incelenmesinde:
Hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre; 21/07/2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanunun 3-B maddesiyle değişik 1412 sayılı CMUK’nun 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihine göre temyizi olanaklı olmadığından sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz istemlerinin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nın 317.maddesi gereğince istem gibi REDDİNE;
II-Sanık ... hakkında hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından kurulan hükmün incelenmesinde:
Sanığa yüklenen ve 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b, 31/2; 116/2, 119/1-c, 31/2. maddelerine uyan suçların gerektirdiği cezaların türü ve üst sınırlarına göre aynı Yasanın 66/1-e, 66/2. maddelerinde öngörülen 4 yıllık zamanaşımının, kararın verildiği 11.06.2008 tarihi ile inceleme tarihi arasında geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE;
III-Sanık ... hakkında hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından kurulan hükmün incelenmesinde:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan sanık hakkında, 5395 sayılı Yasa'nın 35/1. maddesi uyarınca sosyal inceleme raporunun aldırılmaması ve aynı Yasa'nın 3. fıkrası uyarınca sosyal inceleme raporu aldırılmama nedeninin gerekçeli kararda gösterilmemesi,
2-Belli süre ile hapis cezasına mahkum olmak, cezanın uyarı gereksinimini ve kişinin etkin pişmanlık duymasını sağlayabildiği gibi kısa süreli hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesi de toplum barışı açısından bir zorunluluk göstermeyebilir; bu durumda da seçenek yaptırımlara hükmedilebilir. Seçenek yaptırımlara uyarak hareket edenin kendisi için yararı ve hukuki sonuçları vardır. Olayda mevcut seçenek yaptırımların belirlenmesinde; kişiselleştirme ve bireyi topluma kazandırma gibi olgular ile cezanın karşılığı yaptırımın infazının da dikkate alınması gerektiği muhakkaktır. Kısa süreli hapis cezalarına karşı seçenek yaptırımlarının uygulanması 5237 sayılı TCK'nın 50. maddesinde yerini bulmuştur.
Bu yasa normunun uygulanması, mahkemenin takdir yetkisindedir. Bu takdir iki hususa ilişkin bulunmaktadır. Bunlardan biri fail için seçenek yaptırıma hükmedilip hükmedilmeyeceği, diğeri de para cezasına mı yoksa güvenlik tedbirine mi hükmedileceği yönündeki takdiri kapsamaktadır.
Mahkeme, bütün bu hususlarda takdir yetkisini kullanırken suçlunun kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecindeki pişmanlığı ve suç işlemesindeki özellikleri göz önünde bulunduracaktır. “Bir yerlere gitmeme ve belirli etkinlikler yapmadan yasaklanma” seçenek tedbiri seçilecekse bu durumda belli yerler ve etkinlikler sanığın suç işlemesine, suça yönelmesine ya da zararlı alışkanlıkları edinmesine veya bağımlılık yapan maddeler kullanmasına, çevresel, psikolojik, sosyal veya ekonomik etkisi bulunuyorsa; sanık veya hükümlünün, yeniden suç işlemesine yol açan bu tür yerler ve etkinliklerden ayrık tutulabileceğinin belirlenmiş olması gerekir. Dolayısıyla belli yere gitme veya etkinliğin yapılmasına ilişkin yasaklamanın, failin suç işlemesi veya zararlı alışkanlıklar edinmesine olumsuz etkileri bulunan konulara ilişkin bulunmalı yani çevrilen seçenek tedbir işlenen suçla bağlantılı olmalıdır. Aksi halde hakim takdirinden bahsedilemez. Ayrıca seçenek tedbirin infazı da duraksama yaratmamalıdır. Hal böyle olunca söz konusu tedbir kararının sanığı suça yönlendiren ortamdan ayrık tutacak bir şekilde ve infazında da duraksama yaratmayacak biçimde verilmesi gerekirken, sanık hakkında belirlenen kısa süreli hapis cezasının yaş küçüklüğü nedeniyle, “hapis cezasının yarısı kadar süre ile internet kafelere gitmekten yasaklanmasına” şeklinde internet kafeye gitmenin sanığı nasıl suça sevk ettiği olgusu açıklanmadan ve hangi yerdeki internet kafelere gitmekten yasaklandığına ilişkin sınırlama getirmeksizin infazda duraksamaya neden olacak biçimde tedbir kararına çevrilmesi,
3-Kabule göre de, 5237 sayılı TCK'nın 51. maddesine göre, sadece hapis cezalarının ertelenmesinin mümkün olduğu gözetilmeden, sanık hakkında verilen seçenek yaptırımın ertelenmesine karar verilmesi,
4-Suç tarihi itibarı ile sabıkasız olan sanığa yüklenen işyeri dokunulmazlığını bozma suçu yönünden ortada ölçülebilir ve giderilebilir maddi bir zararın bulunmadığı da dikkate alınarak; suçun niteliği, cezanın türü ve süresine göre, hükümden önce 08.02.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun Geçici madde; 1/1. fıkrası yollamasıyla aynı kanunun 562. maddesi ve 25.07.2010 tarih ve 27652 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6008 sayılı Kanunun 7. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231/5-14. madde ve fıkraları gereği sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 08.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.