Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/5619 E. 2012/17396 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/5619
- Karar No
- 2012/17396
- Karar Tarihi
Yağma suçundan sanık ...’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 148/1. (2 defa) maddesi uyarınca 6 yıl hapis, 168/1-3. (2 defa) maddesi gereğince 1/3 oranında indirim yapılarak 4 yıl hapis, 31/3 (2 defa) maddesi gereğince 1/3 oranında indirim yapılarak 2 yıl 8 ay hapis, 62. (2 defa) maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezalarının 51. maddesi gereğince teciline, ruhsatsız silâh taşımak suçundan 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 13/1, 5237 sayılı Kanun'un 31/3, 62. maddeleri gereğince 6 ay 20 gün hapis ve 16 gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına, gün adlî para cezasının 52. maddesi gereğince 320,00 yeni Türk lirası, kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın 50/3. maddesi gereğince 4.000,00 yeni Türk lirası adlî para cezasına çevrilmesine, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 3 yıl süreyle denetime tâbi tutulmasına dair, Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/10/2008 tarihli ve 2008/289-293 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 27/01/2010 gün ve 2009/589/4258 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/02/2010 gün ve KYB/2010/23294 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 19.02.2010 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; (Tüm dosya kapsamına göre; 1-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Sanığın yokluğunda duruşma" başlıklı 195. maddesinde "Suç yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır." hükmünün yer aldığı, hapis cezasının ise bu kapsamda olmadığı hâlde sanığın savunması alınmadan yağma suçundan 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasıyla mahkûmiyetine karar verilmesinde, 2-Sanık hakkında üzerine atılı yağma suçlarından dolayı verilen 2 yıl 8 ay hapis cezasından 5237 sayılı Kanun'un 62/1. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapıldığında 1 yıl 14 ay 20 gün hapis cezasına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde fazla ceza tayininde, 3-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/7. maddesinde yer alan, açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümdeki mahkûm olunan hapis cezasının ertelenemeyeceği ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemeyeceğine ilişkin düzenleme karşısında, sanık hakkında ruhsatsız silâh taşımak suçundan verilen 6 ay 20 gün hapis cezasının 4.000,00 yeni Türk lirası adlî para cezasına çevrilmesini müteakip hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesinde, isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiştir. TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre: Sanığın duruşmada hazır bulunması ve sorgusunun yapılması yargılamanın yüze karşı olması ve savunma hakkının kısıtlanamayacağı ve cezanın kişileştirilmesinin doğal sonucudur. Eylemin ilk bakışta suç oluşturmayacağının anlaşılması halinde, ve/veya kanun açıkça ayrık tutulan haller saklı kalmak kaydıyla hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamaz. Somut olayımıza gelince, sanık hakkında yağma suçlarından iddianame ile kamu davası açıldığı, yürütülen yargılama faaliyetinin içeriğinde sanığın duruşmada hazır bulundurulup, “iddianame okunmadan üzerine atılı suç anlatılmadan, yargılamaya devamla sanık hakkında yağma suçlarından hükümlülük kararı verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre bu itibarla yerinde görülüp kabulü ile Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.10.2008 gün ve 2008/289 Esas ve 2008/293 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, gereğinin mahallinde yapılmasına, 15.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.