Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/3612 E. 2013/9584 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/3612
- Karar No
- 2013/9584
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Gerekçeli karar başlığında suç yerinin yazılmaması yerinde eklenmesi olanaklı kabul edilmiştir. I-Hükümlü ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; Hükümlü ... hakkında kurulan Kocaeli Asliye Ceza Mahkemesinin 31.03.2005 gün ve 2005/28 Esas, 2005/144 Karar sayılı mahkumiyete ilişkin önceki hükmünün temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşılması karşısında; Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 tarih ve 2007/125-186 sayılı kararında açıklandığı gibi, adı geçen hükümlü hakkındaki temyiz edilmeden kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez. Hükümlü hakkındaki kararın kesinleşmesinden sonra, aynı dosyadaki sanıklar ..., ... ... ve ... tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, 5320 sayılı Kanunun 8/2. maddesinin verdiği yetki çerçevesinde iadesi üzerine, hakkında hüküm kesinleşmiş olan ... ’ın tekrar yargılanma sürecine dahil edilerek, 2. hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm, hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün değildir. Bu nedenlerle; ... Turan hakkında yeniden kurulan 2. hükme yönelik, konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollaması ile CMUK’nın 317. maddesi uyarınca, istem gibi REDDİNE; 5252 sayılı Kanun’un 9/3. maddesine göre, gereğinin taktiri yönünden, mahkemesine gönderilmesi için dosyanın incelenmeden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, II-Sanıklar ..., .. ve ... ... hakkında hırsızlık suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde; Hırsızlık suçunu işlemek için yakınana ait işyerine giren sanıklar hakkında işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan zamanaşımı içinde işlem yapılması olanaklı kabul edilmiştir. Sanıkların sabit kabul edilen eylemi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamı dışında kalan bir cezanın hükmolunması gerekirken, yanılgılı uygulama sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanabilme sınırı içerisine giren bir cezanın verilmesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Aksi halin, sanıkların önceki yanılgılı uygulama sebebiyle ortaya çıkacak sonuçtan ikinci kez yararlandırılmasının sağlanmasına, hakkaniyete aykırı sonuçlar doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açacağını belirten Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.03.2008 gün ve 2008/6-47 esas-2008/43 sayılı kararı gereğince, sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede; Yakınanın tüm aşamalarda 8 çuval fındığının çalındığını bildirmiş olması ve çalınan fındık çuvallarından 4 adedinin yakınana ait depoya 25 metre mesafede bulunan inşaat halindeki tuvalet içerisinde bulunması nedeniyle suçun tamamlandığı gözetilmeden yazılı şekilde sanıklar hakkında teşebbüs hükümlerinin uygulanması, soruşturma sırasında hükümlü ... 'ın yakınanın deposundan hırsızlık yaptığını beyan ederek ve 4 adet fındık çuvalını sakladığı yeri göstererek fındık çuvallarının bir kısmının yakınana iadesini sağladığı, geri kalan fındık çuvallarının ise iadesinin sağlanmadığının anlaşılması karşısında; yakınanın zararının sanık tarafından soruşturma aşamasında kısmen karşılanmış olması nedeniyle, yakınana kısmi iadeye onay verip vermediği sorularak, sonucuna göre 5237 sayılı TCK'nın 168/1-4. maddesinde tanımlanan etkin pişmanlık hükmünün uygulama olanağının tartışılması gerekirken, yazılı şekilde anılan yasanın 168/1. maddesi ile uygulama yapılması, karşı temyiz olmadığından, kabule görede; teşebbüs aşamasında kalan suçlarda 5237 sayılı TCK'nın etkin pişmanlığı düzenleyen 168/1. maddesinin uygulanmayacağı gözetilmeden, sanıklar hakkında TCK'nın 168/1. maddesinin uygulanması ve yazılı şekilde cezaya hükmedilmesi sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, “müştereken ve müteselsilen” alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nun 326/2. maddesine aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ... ve ... ile sanıklar ... ... ve ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “yargılama giderinin sanıklardan müştereken ve müteselsilen tahsiline” ilişkin bölüm çıkarılarak yerine “sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderinin ayrı ayrı yükletilmesine” cümlesinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.