Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/30826 E. 2013/21923 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2010/30826
Karar No
2013/21923
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir, Ancak, 1-5320 sayılı yasanın 8/2. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca gerçekleştirilen iade işlemi benimsenerek duruşma açılması halinde anılan işlemin bozma ilamının sonucunu doğuracağı hal böyle olunca, temyiz edilen ilk hükmün ortadan kalktığı ve hukuki geçerliliğini yitirdiği, önceki hükmün geçerliliğini yitirmiş olması nedeniyle yeniden hüküm verme zorunluluğunun bulunduğu, verilen yeni hükmün önceki ile aynı olması veya değişik olmasının da “yeni hüküm”olduğu gerçeğini değiştirmeyeceği, Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nın 34, 230, 232 ve 289. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtay'ın bu işlevini yerine getirebilmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin, sanığın eyleminin ne olduğunun açık olarak gerekçeye yansıtılması gerektiğinden, bu ilkelere uyulmadan gerekçeden yoksun olarak, önceki hükmün gerekçesine gönderme yapan ifadeler kullanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi, 2-Sanıkların giriş kapısının üzerindeki ... alet yardımıyla kırdıktan sonra, giriş kapısının da camını kırmak sureti ile içeri girip hırsızlık eylemini gerçekleştirdikleri olayda, eylemin 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden anılan yasanın 142/2-d maddesi ile uygulama yapılması, 3-Hırsızlığa konu malzemelerin bir kısmının, yol kontrolü yapan jandarma tarafından sanıklardan ...’ün içinde yakalandığı araçta görüldüğü ve hırsızlık olayını bilen kolluk görevlileri tarafından yakınanın dükkanından çalınan malzemeler olduğunun anlaşılması üzerine el konulduğu, bir kısmının ...’nın emaneten bıraktığını söylediği ... ...’in evinde bulunduğu, bir kısmının ise hiç ele geçmediği, ...’nın yer göstermesi ile ...’tan elde edilen eşyaların ise kısmi iadeyi oluşturduğu bu bağlamda öncelikle yakınana kısmi iadeye rıza gösterip göstermediği sorulduktan sonra rıza göstermesi halinde 5237 sayılı Yasanın 168.maddesinin uygulanabileceği gözetilmeden ve aşamalardaki beyanlarında suçu kabul edip sanık ...’nın iadesine karşı duruşu bulunmayan ... hakkında anılan madde yönünden bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması; uygulamaya göre de iade henüz dava açılmadan yapıldığına göre indirim oranının 1/3’den ziyade olması gerektiğinin düşünülmemesi; 4-5237 sayılı TCY’nın 7/3. maddesinin açık hükmü karşısında, suç tarihine göre sanık hakkında aynı Yasanın 58. maddesinde düzenlenen mükerrirlere ilişkin infaz hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi ve uygulamaya göre de 5237 sayılı TCY’nın 58/7.maddesi gereğince "mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" karar verilmesiyle yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi, 5-Sanıkların, TCK’nun 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanıklar hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması, 6-5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, yakınanın işyerine geceleyin birden fazla kişi ile birlikte kepenk demirlerini ve camlarını kırarak giren sanıkların eylemine uyan 765 sayılı TCY’nın 493/1, 522, 81/2. maddeleriyle, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın 142/1-b, 143, (Koşulları bulunması halinde 168.) 53, 151/1, 52, 116/2-4, 119/1-c maddeleri uyarınca, mala zarar verme suçu ile ilgili olarak uzlaşma koşulları da değerlendirilerek, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenerek uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 326/son maddesinin gözetilmesine, 07.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2010/30826, K. 2013/21923, T. 07.11.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2010-30826-e-2013-21923-k-e8564ca4110c