Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/29796 E. 2013/25497 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2010/29796
Karar No
2013/25497
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Hırsızlık, Genel güvenliği kasden tehlikeye sokmak 6136 sayılı Kanuna Muhalefet, görevli memura direnme, işyeri dokunulmazlığını bozma, Mala zarar verme HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Sanığın tekerrüre esas hükümlülüklerinin en ağırı olan İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.12.1997 gün 1996/530 Esas, 1997/1389 Karar sayılı ilamının tekerrür uygulamasına esas alınmaması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, I-Katılan vekilinin sanık hakkında 6136 sayılı yasaya muhalefet, genel güvenliği kasten tehlikeye sokma ve görevli memura direnme suçlarına yönelik temyiz isteminin incelemesinde; 6136 sayılı Yasaya aykırılık, genel güvenliği kasten tehlikeye sokma ve görevli memura direnme suçları yönünden, suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen yakınanın kamu davasına katılma hakkı olmadığı, mahkemece katılma kararı verilmesi de yakınanlara temyiz yetkisi vermeyeceğinden, katılan ... vekilinin temyiz istemlerinin, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 317.maddesi gereğince REDDİNE, II-Sanık hakkında 6136 sayılı yasaya muhalefet, genel güvenliği kasten tehlikeye sokma, görevli memura direnme, hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince; Mahkeme tarafından yapılan bu maddi hata neticesinde sanık ve katılan tarafından temyiz edilebilir nitelikte olan bu hüküm temyiz edilemez duruma gelmiştir. Ancak bu durumun kabulü temyiz yolunun amaç ve yapısına ters düşmektedir. Zira temyiz yargılamasının hukukun uygulanmasında doğruluğu ve aynılığı sağlamak görevi vardır. Temyiz yasa yolunun asıl amacı içtihat birliği sağlanırken, somut olay adaletini de gerçekleştirmektir. Ceza Genel Kurulunun 15.02.1965 günlü ve 1974-44 sayılı kararında bu husus "Temyiz edilebilen bir mahkumiyetin temyiz edilemez hale gelmesi ile kamu haklarının çiğneneceği, toplumun dirlikten yoksun kalacağı, yargıç hakkında kötü inançların yerleşmesine bile yol açacağı, bütün bunların önlenmesi gerektiği" şeklinde açıkça belirtilmiştir. Ayrıca yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.03.2009 gün ve 2009/2-43-56 sayılı, 15.11.2005 gün ve 2005/7-105-132 sayılı kararlarında da kesinlik sınırının altında kalsa dahi bazı kararların temyizinin olanaklı olduğu kabul edilmiştir. Somut olayımızda ise mahkemece kesinlik sınırının altında kalan bir ceza verilmesinin açıkça hukuka aykırılık bulunması veya suç vasfında yanılgıya düşülmesinden kaynaklanmadığı, hesap hatasından kaynaklandığı, mahkemenin uygulama yaparken hatalı işlem yapmasının sanığın ve katılanın temyiz hakkını ortadan kaldırdığını kabul etmenin de hak ve nefaset ilkelerine uymayacağı değerlendirildiğinden; Sanık hakkında mala zarar verme suçundan hüküm kurulurken 120 gün adli para cezasının 5237 sayılı Yasanın 52/2. maddesi uyarınca günlüğü 20 TL'den para cezasına çevrilerek 2400 TL yerine maddi hata sonucu 240.-TL olarak yazılması yerinde düzeltilmesi olanaklı olduğundan; tebliğnamede mala zarar verme suçu ile ilgili düşünce benimsenmemiş; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Sanık hakkında 6136 sayılı yasaya muhalefet hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını bozma, görevli memura direnme ve genel güvenliği tehlikeye sokma suçlarından verilen kararların ne olduğu, uygulama maddeleri gibi, hükmolunan hapis cezalarının ve aynı Yasanın 58. maddesinde anlamını bulan bir güvenlik tedbirinin denetime olanak verecek ve infazda duraksamaya yol açmayacak şekilde her bir suç açısından ayrı ayrı denetim ve uygulaması yerine yazılı şekilde uygulama yapılması, suretiyle 5271 sayılı CMK'nun 230-231. maddelerine ve Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkındaki kanuna aykırı davranılması, Kabule göre de; Sanık hakkında mala zarar verme suçundan hükmedilen sonuç cezanın yalnızca adli para cezası olması nedeniyle tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi, 2-5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkındaki Yasanın 108/2. maddesi uyarınca tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamayacağının anlaşılması karşısında; sanık hakkında tekerrüre esas alınan Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 1989/371 Esas -1990/454 Karar sayılı ilamında birden fazla suçtan verilen içtimalı ceza bulunduğundan, içtima çözülüp içtima içinde yer alan hükümlülüklerden en ağırının tekerrüre esas alınmak suretiyle uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi, 3- Kasten işlemiş olduğu suçlardan, hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin “a,b,c,d,e” bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması; Bozmayı gerektirmiş, katılan ... vekilinin ve sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Yasanın 53. ve 58.maddelerinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin tamamen çıkarılarak, 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm yerine, "Sanığın, TCK'nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına" cümlelerinin; TCK'nın 58.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm yerine ise “Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hüküm dışında 6136 sayılı yasaya muhalefet, hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını bozma, görevli memura direnme ve genel güvenliği tehlikeye sokma suçlarından hükmolunan hapis cezalarına ayrı ayrı; Bursa 3 . Asliye Ceza Mahkemesinin 1989/371 Esas - 1990/454 Karar sayılı ilamı ile hırsızlık suçunda 5 yıl hapis cezasının 04.12.2004 tarihinde infaz edilmesinden sonra ve tekerrür süresi içinde yeniden suç işlediği anlaşıldığından, 5237 sayılı Yasanın 58/6-7 maddeleri gereğince sanığa verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, mükerrir sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" cümlelerinin yazılması suretiyle, eleştiriler dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2010/29796, K. 2013/25497, T. 11.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2010-29796-e-2013-25497-k-e048ac4d5d26