Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/2314 E. 2013/2636 K.
Konu: Hırsızlık, İşyeri Dokunulmazlığını Bozma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/2314
- Karar No
- 2013/2636
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık, İşyeri Dokunulmazlığını Bozma
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozma HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Sanık hakkında işyeri dokunulmazlığını bozma suçu nedeniyle verilen hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın adli sicil kaydındaki Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilmiş cezanın infaz edilip edilmediği, yerine getirilmiş ise, infaz tarihi araştırılıp, denetime olanak sağlanması bakımından bu ilamın onaylı örneği dosyaya getirtilerek sonucuna göre; 5237 sayılı yasanın 58/6-7. maddesinin değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısım çıkarılarak, yerine “Sanığın, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına” cümlesi yazılmak suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-Sanık hakkında hırsızlık suçları nedeniyle verilen hükümlere yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Sanığın adli sicil kaydındaki hırsızlık suçundan verilen cezanın infaz edilip edilmediği; yerine getirilmiş ise, infaz tarihi araştırılıp, denetime olanak sağlaması bakımından bu ilamın onaylı örneği dosyaya getirilerek sonucuna göre 5237 sayılı Yasanın 58/6-7.maddesinin değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış;
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanığın ortak olan yakınanların ekmek fabrikasının büro kısmından 2 adet bilgisayar kasası, yakınan ...'ya ait cüzdan ve cüzdan içindeki kredi kartı, şirkete ait 30.000 TL meblağ yazılı çeki aldıktan sonra, iş yeri önündeki kapılarının kilitli olduğuna dair kanıt bulunmayan kamyonetten teyp çaldığının anlaşılması karşısında; sanık hakkında iki kez hırsızlık suçundan hükümlülük yerine, aynı yer ve zaman diliminde suç işleyen sanığın eyleminin tek suç oluşturduğu gözetilmeden yazılı biçimde karar verilmesi,
2-Sanığın TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması, Bozmayı gerektirmiş,sanık ... ve savunmanının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 18.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.