Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/20124 E. 2012/24696 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/20124
- Karar No
- 2012/24696
- Karar Tarihi
Geceleyin bina içinde hırsızlık suçundan sanık ... , 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b, 143, 145, 31/3, 62. maddeleri uyarınca 2 ay 17 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, kısa süreli hapis cezasının aynı Kanun'un 50/1-b maddesi uyarınca şikayetçinin uğradığı 285 milyon liralık zararın tazmin edilmesi tedbirine çevrilmesine dair, ANKARA 2. Çocuk Mahkemesinin 06/07/2005 tarihli ve 2004/239 esas, 2005/270 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 12/06/2010 gün ve 2010/7150/38377 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/06/2010 gün ve KYB/2010/153265 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 05/07/2010 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; (1-Mahkemece 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerinin daha lehe olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 03/12/2007 tarihli ve 2005/15962 esas, 2007/13432 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 492/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, eylemin hırsızlık fiili yanında 5237 sayılı Kanun'un 116. maddesine uyan konut dokunulmazlığını bozma suçunu da oluşturduğu, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, 5237 sayılı Kanun'a göre hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozmak suçlarını oluşturan eylem nedeniyle uygulama yapılıp sonucuna göre lehe olan kanunun belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesinde, 2-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 145. maddesindeki "malın değerinin azlığı" kavramı ile, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleri arasında, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerlik bulunmadığı, "değer azlığının" 5237 sayılı Kanun'a özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da az olan şeyi alma hâlinde, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği, sanığın müştekinin giriş katta bulunan evinin açık olan balkon kapısından geceleyin girerek, muhtelif banka kartlarını, 10 milyon lira ile 275 milyon Türk lirası değerindeki cep telefonunu çalması şeklinde gelişen somut olayda, bu maddeye sevk amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılmasında, isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A I-) 2 numaralı kanun yararına bozma isteminin incelemesinde; 5237 sayılı TCY’nın 145. maddesinde düzenlenen “malın değerinin azlığı” kavramı, olayın özelliği, sanığın kişiliği ve mağdurun konumu da değerlendirilerek, hakime cezada indirim yapabilme konusunda takdir hakkı tanıyan yeni bir kurumdur. Öncelikle belirtilen ölçütleri dikkate alarak, malın değerinin az olup olmadığını değerlendirme, ikinci aşamada da, değer azlığı nedeniyle indirim yapıp yapmama takdire dayalı bir konudur. Hakime tanınan bu yetki keyfi ve sınırsız değil ise de, bu yetkinin kullanılmasındaki takdir yanılgısının olağanüstü bir yasa yolu olan, yasa yararına bozma konusu yapılması olanaklı değildir; Bu itibarla, takdir hakkına giren konularda kanun yararına bozma istenemeyeceğinden, Kanun Yararına Bozma isteminin (2) numaralı bölümünün REDDİNE, II-) 1 numaralı kanun yararına bozma isteminin incelemesine gelince; Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden kabulü ile hırsızlık suçundan hükümlü ... hakkında Ankara 2. Çocuk Mahkemesinden verilip kesinleşen 06.07.2005 tarih ve 2004/239 Esas, 2005/270 Karar sayılı kararın CMK.nın 309.maddesi gereğince aleyhe sonuç doğurmamak üzere BOZULMASINA, devam eden işlemlerin anılan mahkeme tarafından yerine getirilmesine, 19/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.