Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/18246 E. 2013/11088 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2010/18246
Karar No
2013/11088
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Sanık ...'ın yokluğunda verilen 27.09.2007 günlü kararda, yasa yoluna başvuru şeklinin belirtilmemesi nedeniyle, tebligatın T.C.Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6.maddelerinde öngörülen yöntemlere uygun olarak yapılmadığı kabul edimiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.03.2008 gün ve 2008/6-47 Esas-2008/43 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, önceki yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkan hafif sonuç cezadan, ikinci kez mahkumiyetin sonuçlarını da kapsayacak şekilde yararlandırılmasını sağlamak, sanığa daha önce bir kez tanınmış olan atıfet genişletilmek suretiyle hakkaniyete aykırı sonuçların doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açılmış olacaktır. Bu nedenle sanık ... hakkında 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren, 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükmünün uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;

Sanıklar hakkında hükmolunan uygulama maddesinin, 5237 sayılı TCY'nın 142/1-b maddesi yerine, aynı Yasanın 142/2-e olarak yazılması yerinde düzeltilebilir yazım yanlışı kabul edilmiş; sanıkların yakınanın aracını düz kontak yaparak çalıp 500-600 metre gittikten sonra devriye görevini yapan polislerce tesadüfen görülüp yakalandıkları ve bu şekilde eylemin tamamlandığının anlaşılmasına rağmen, haklarında teşebbüs hükümlerinin uygulanması; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkındaki Yasanın 108/2.maddesi uyarınca tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamayacağının anlaşılması karşısında; sanık ...'ın adli sicil ./..

-2-

kaydında yazılı en ağır mahkumiyetinin Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 23.05.2001 gün ve 2000/926-2001/501 sayılı kararına konu olan yaralama suçundan hükmedilen erteli 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası olduğu ve bu hükümlülüğün tekerrüre esas alınması gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması, karşı temyiz bulunmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108.maddesinin ( 4 ), ( 5 ) ve ( 6 ).fıkralarında ‘‘Hakim, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler. Tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde, koşullu salıvermeye ilişkin hükümler uygulanır. Hâkim, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir’’ denilmiştir. Denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi, hükmü veren mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan mahkemeye aittir. Buna göre hükümlülük kararında mükerrir olan sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/7.maddesi gereğince "mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" karar verilmesiyle yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi,

2-Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanıkların, 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezaların infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,

3-Yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, “eşit” alınmasına karar suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2.maddesine aykırı davranılması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ...'ın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “53.maddenin uygulanmasına, yargılama giderlerine ve denetimli serbestlik tedbiri ./..

-3-

uygulanmasına ilişkin bölümden de "1 yıl süre ile” sözcüklerine” ilişkin bölümler çıkartılarak, yerlerine “Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanıkların, 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezaların infazı tamamlanıncaya kadar, kendi altsoyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmalarına" ve "Yargılama giderlerinin sanıklardan payları oranında ayrı ayrı alınmasına” cümleleri yazılmak suretiyle, eleştiriler dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14.05.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

...

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2010/18246, K. 2013/11088, T. 14.05.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2010-18246-e-2013-11088-k-7079fa402518