Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/16194 E. 2013/24441 K. – Yağma
Konu: Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/16194
- Karar No
- 2013/24441
- Karar Tarihi
- Konu
- Yağma
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Gerekçeli karar başlığında adı yazılmayan yakınan ...'nin adının, yerinde Mahkemesince eklenmesi olanaklı görülmüştür. Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 04.05.2006 gün 2006/4804-113 esas- iddia nolu iddianamesi ile sanık ... ve suç arkadaşları hakkında 5237 sayılı TCK'nun 149/1- (c)- (h), 31/3. maddeleri gereği cezalandırılması istemi ile açılan dava sonunda Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 27.06.2006 gün 2006/178 – 2006/ 1813 sayılı kararıyla 5237 sayılı TCK'nun 149/1- (c)- (h) , 150/2, 31/3, 62. maddeleri gereğince “ 1 yıl 1 ay 10 gün” hapis cezası ile hükümlendirildiği ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23/1. maddesi uyarınca sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 23/3. maddesi gereği “5 yıl” süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verilip, 12.07.2006 tarihinde kesinleşip, 14.07.2006 tarihinde infazı yapılmak üzere ... Denetimde Serbestlik Şube Müdürlüğüne verildiği; Sanığın denetimde serbestlik süresi içinde 20.05.2007 tarihinde işlemiş olduğu kasten adam öldürme suçundan Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.11.2007 gün 2007/176-2007/309 sayılı kararı ile 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararın Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 29.01.2009 gün 2008/4918- 2009/255 sayılı kararı ile onandığı; Sanığın, denetimde serbestlik tedbirinin uygulanmakta olduğu süre içerisinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemiş olması sebebiyle ... Denetimde Serbestlik Şube Müdürlüğünün 01.06.2009 günlü talebi üzerine; mahkemece duruşma açılıp yapılan yargılama sonucunda, sanık hakkında 15.09.2009 gün 2009/299-293 sayılı kararı ile “27.06.2006 gün ve 2006/178 Esas- 2006/242 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın Çocuk Koruma Kanununun 23/6. maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına” ve 5237 sayılı TCK'nun 149/1- (c)- (h), 35/2, 31/3, 62/1. maddeleri gereğince “1 yıl 8 ay” hapis cezası ile cezalandırılmasına, uygulama koşulları oluşmadığından 5237 sayılı TCK'nun 150/2. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, 1412 sayılı CMUK'nun 326/son maddesi göz önüne alınarak neticeden “ 1 yıl 1 ay 10 gün” hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedildiği, anlaşılmakla yapılan incelemede; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir Ancak; 1) Olay tarihinde saat 21:00-22:00 sıralarında bisikleti ile konutuna giden yakınan ...'yi sanık ... ve suç arkadaşları ... ve ...'ın ıslık çalıp ve el işaretleri ile dikkatini çekip durmasını sağlayıp, cep telefonuyla bir arkadaşlarına mesaj atmak için istedikleri, mağdurun cep telefonunu vermeyip kendisinden arama yapılması istenen numaraya çağrı attığı, ancak aranan telefonun kapalı olması nedeni ile amacın gerçekleşmediği, sanık ...'in yeni bir telefon numarası vererek mağdurun telefon araması yapmasını isteği üzerine, mağdurun numarayı çevirirken sanığın suç arkadaşı ...'ın mağdura kafa attığı, sanık ...'de tokat vurmak suretiyle yakınanı etkisiz hale getirip, elinde bulunan cep telefonunu zorla alıp kaçmaya başladıkları, mağdurun olay yerinden kaçan sanıkları takip ile yakaladığı, telefonunu geri istediği, ancak sanık ve suç arkadaşlarının mağduru tekrar tekme ve tokat vurmak suretiyle etkisiz kılıp kaçtıkları, mağdurun zor durumda olduğunu gören tanıklar ... ve ... de yardım amacıyla araçlarına alıp kaçan sanık ve suç arkadaşlarını kovalamaya başladıkları, yolda görülmeleri üzerine ayrı istikametlere giden sanık ve suç arkadaşlarının tanık ...'nın koşarak takip ettiği; tanık ...'nın 02.05.2006 günü kollukta alınan ifadesinde sanık ...'in mağdur ...'den yağmaladığı telefon ile birlikte kaçarken peşinden koşarak yaptığı takip sonucu yetişip yakaladığında adı geçen sanığın “beni polise verme, beni sal telefonu ben çalmadım, arkadaşlarım çaldı” dedikten sonra, pantolonunun arka cebinde bulunan suça konu telefonu kendisine verdiğini ifade etmesine karşın; 08.06.2006 günlü oturumda yakınanın ile yolda karşılaştıklarını, eylemin faillerini birlikte araca binerek aramaya başladıklarını, failleri beraber gördüklerinde hepsinin ayrı yöne kaçmaya başladığını, kendisinin sanık ...'in peşinden gittiğini, bir sokak arasında koşmaktan kesildiği ve durduğu anda, kaçan sanığın aniden geri dönüp yanına gelerek, cebinden çıkardığı telefonu kendisine verdiğini, polise bildirmemesini istediğini ifade ettikten sonra huzurdaki beyanları ile çelişki oluşturan soruşturma aşamasındaki beyanınında okunması üzerine doğruladığının anlaşılması karşısında; tanığın aşamalardaki beyanları arasındaki çelişkiler duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilip sonucuna göre 5237 sayılı Yasanın 168. maddesiyle uygulama yapılıp yapılmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması, 2) Oluş ve dosya içeriğine göre yağma eyleminin tamamlandığı gözetilmeden kalkışma aşamasında kaldığı kabul edilmesi, 3) Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmemesi, yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak CMK.nın 223.maddesi uyarınca düşme sonucunu doğurur. Ancak süresi içinde yeni suç işlenmesi halinde, sanık hakkında mahkumiyet hükmü açıklanacaktır. Bu açıklamalar ışığında; sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün hukuki sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması, esas itibariyle bünyesinde iki karar barındıran bir kurumdur. İlk hüküm teknik anlamda hüküm sayılan ancak açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanamayan, bu nedenle hüküm ifade etmeyen koşullara uygun davranılması halinde düşme hükmüne dönüşecek, aykırı halde varlık kazanacak mahkumiyet kararı, ikinci karar ise, bu ön hüküm üzerine inşa edilen ve önceki hükmün varlık kazanmasını engelleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Bu ikinci kararın en temel ve belirgin özelliği, varlığı devam ettiği sürece ön hükmün hukuken sonuç doğurma özelliği kazanamamasıdır. Anılan süreç tamamlanmadan, temyiz merciince denetleme olanağı bulunmamaktadır. Yasa yararına bozma yolu ise, temyiz ve istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşen karar veya hükümlere karşı başvurulacak bir yasa yoludur. Bu yasa yoluna başvurabilmenin ilk ve temel koşulu verilen hüküm veya kararın istinaf ve temyizden geçmeden kesinleşmesidir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması itiraz yasa yoluna tabi olup, hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar ancak hüküm hukuken varlık kazanması halinde olağan ve/veya olağanüstü yasa yollarının denetimine tabi olabileceğinden hukuken varlık kazanmayan bir hükmün olağan ve/veya olağanüstü yasa yolu ile denetlenmesi mümkün değildir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı itiraz yasa yoluna tabidir. Burada unutulmaması gereken hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karşı itirazı inceleyen makamın denetlediği hüküm olmayıp, hükmün üzerine inşa edilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olduğudur. Hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar ancak hükmün varlık kazanması halinde olağan ve olağanüstü yasa yolu ile denetime konu olabileceğinden, itiraz makamının hukuken varlık kazanmayan bir hükmü denetleme olanağı da bulunmamaktadır. Hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan sanığın, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde, CMK’nın 231/11. maddesi uyarınca, hakkındaki hüküm ilk şekliyle açıklanır. Açıklanan bu hükümdeki hukuka aykırılıklar, temyiz veya kanun yararına bozma yoluyla Yargıtay’ca yapılacak inceleme sonucunda giderilir. Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işleyen veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmeyen sanıklar hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükümde prensip olarak mahkemece bir değişiklik yapma imkanı bulunmamaktadır. Hükmün açıklanması geri bırakılan ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getiremeyen sanık bakımından istisnası ise, yerine getiremeyiş sebebi başta olmak üzere durumu değerlendirilip, cezanın bir kısmının infaz edilmemesine, hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine ilişkin yeni bir hüküm kurulabilmesidir. Hükmün Açıklanması normu uygulaması ile ilgili bu açıklamalar ışığında; a) Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.06.2006 gün 2006/178- 2006/242 sayılı kararıyla hükmün açıklanması geri bırakılan sanığın, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle CMK’nın 231/11. maddesi uyarınca, hakkındaki hükmün ilk şekliyle açıklanacağının gözetilmemesi, b )Açıklanmayan hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıkların ancak hükmün varlık kazanması halinde söz konusu olabileceği, 1412 sayılı CMUK'nun 326/son maddesindeki yazılı normun bu durumda da uygulama olanağı bulunmadığı düşünülmeden yazılı şekilde değerlendirmeye gidilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca hükmolunan cezanın süresi bakımından kazanılmış hakkın korunmasına, 04.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.