Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/7092 E. 2010/10846 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2009/7092
Karar No
2010/10846
Karar Tarihi

Hırsızlık suçundan sanık ...’in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 493/1, 522. maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair DİYARBAKIR 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/12/2007 tarihli ve 2007/454-566 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 09/02/2009 gün ve 2008/1283-6033 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 06/03/2009 gün ve KYB.2009038493 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 27/03/2009 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; (Dosya kapsamına göre sanığın müştekiye ait iş yerinden hırsızlık şeklinde belirlenen eylemini yaptırıma bağlayan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/l-b maddesinde öngörülen hapis cezasının üst sınırının 5 yıl olup, 66/e maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, 765 sayılı Kanun’un 493/1. maddesinde öngörülen hapis cezasının üst sınırının ise 8 yıl olup, 102/3. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu nazara alındığında, suçun işlendiği 07/01/1998 tarihi ile yakalama kararının düzenlendiği 26/03/2007 tarihi arasında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66. maddesinde öngörülen zamanaşımı süresinin gerçekleştiği, dolayısıyla 5237 sayılı Kanun’un sanık lehine bulunduğu ve hırsızlık suçundan açılan davanın zamanaşımı sebebiyle ortadan kaldırılması yerine yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A Sanık ...'in yokluğunda Mahkemesince verilen 04/12/2007 günlü hüküm, sanığa 25.12.2007 günü tebliğ edilmesine karşın, temyiz yasa yoluna başvurmamış ise de; ilkeleri, Ceza Genel Kurulunun 30.01.2007 gün ve 9-18 sayılı kararında açıklandığı üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; mahkeme kararlarında ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını, sürelerini ve şeklini kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiğinin belirtildiği, anılan kararın son bölümünde hükme karşı başvurulacak kanun yolları açıklanırken, “...7 gün içinde mahkemeye verilecek bir dilekçe ile veya zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın hakime onaylatılmak sureti ile, Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere …” biçiminde belirtilmek suretiyle; temyiz süresinin ne zaman başlayacağı gösterilmediği, kararın tebliği sırasında da bu eksikliğin giderilmediği, bu nedenle sanığa yapılan tebliğin kendisine bağlanan sonuçları doğurmayacağı ve kararın kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında; Kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay’dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği gözetilerek; 1- Diyarbakır 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.12.2007 tarih ve 2007/454-566 sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE, 2- Sanık ...'e, anılan karara karşı temyiz yasa yolunun açık olduğu, temyiz incelemesinin Yargıtayın ilgili Ceza Dairesince yapılacağı, başvuru süresinin tebliğden itibaren başlayacağı, başvuru merciini ve şeklini gösterir biçimde açıklamalı olarak yöntemine göre tebliğ edilip, buna ilişkin belge ve sunarsa temyiz dilekçesi de eklendikten ve hükmün temyizi halinde esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 23/06/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2009/7092, K. 2010/10846, T. 23.06.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2009-7092-e-2010-10846-k-631034592518