Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/22044 E. 2011/9019 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/22044
- Karar No
- 2011/9019
- Karar Tarihi
İtimadı suistimal suretiyle hırsızlık suçundan sanık ...'ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 491/3, 522, 59, 647 sayılı Cezaların infazı Hakkında Kanun'un 4. maddeleri uyarınca 1.950 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair İSTANBUL 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/11/2008 tarihli ve 2005/307 esas, 2008/973 sayılı kararına yönelik temyiz talebinin reddine ilişkin aynı Mahkemenin 01/04/2009 tarihli ve 2005/307 esas, 2008/973 sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığının 01/10/2009 gün ve 54969 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 19/10/2009 gün ve KYB/2009/231566 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 22/10/2009 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; (Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07/11/2006 tarihli, 2006/6-123 esas-2006/229 sayılı ilâmı ile Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 09/07/2007 tarihli, 2006/6806 esas-2007/5500 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve başvuru şeklinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği, ayrıca sanık hakkında 765 sayılı Kanun hükümleri uyarınca belirlenen hapis cezasının 647 sayılı Kanun'un 4. maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmiş olması sebebiyle hükmün temyiz kanun yoluna tabi bulunduğu cihetle, katılanın yokluğunda, sanık müdafıinin yüzüne karşı verilen kararda, her biri için kanun yolu, süresi, mercii ve başvuru şeklinin tereddüde yer vermeyecek şekilde gösterilmesi yerine, kararın kesin olduğu belirtilmek ve kanun yoluna başvuru usulü gösterilmemek suretiyle kanun yolunda ve başvuru usulünde tereddüt oluşturması sebebiyle kesinleşmemiş bulunduğu, ancak sanıklar müdafii tarafından verilen 24/11/2008 havale tarihli temyiz talebini içeren dilekçenin 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 264. maddesi kapsamında öğrenme üzerine süresinde verilmiş temyiz dilekçesi kabul edilerek dosyanın temyiz incelemesine esas olmak üzere Yargıtay'a gönderilmesi yerine yazılı şekilde temyiz talebinin reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A Sanık ve savunmanının yüzüne karşı tefhim edilen hükümde, sanık hakkında hükmedilen hürriyeti bağlayıcı cezanın 647 sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmiş olmasına göre temyizi kabil bir karar olduğu halde, kesin olarak verildiği belirtilmiş ise de, ceza yargılamasında yasa yolunun, yasa sistematiği ve normları dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği, yasanın öngörmediği bir durumu yargı kararı ile yaratmanın mümkün olmadığı, bu nedenle kararın kesin olmadığı, sanıklar savunmanının temyizinin de süresinde olması sebebiyle Ceza Genel Kurulunun 23.12.2008 gün ve 2008/6-258-240 sayılı kararı uyarınca hükmün kesinleşmediği, kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay’dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği gözetilerek; 1-) İstanbul 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.11.2008 gün ve 2005/307- 2008/973 sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE, 2-) Sanıklar savunmanı Av. ..., anılan kararı yasal süresi içerisinde temyiz ettiğinden, her iki sanık hakkında kurulan hükümle ilgili olarak esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 28.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.