Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/14560 E. 2010/14263 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/14560
- Karar No
- 2010/14263
- Karar Tarihi
Gündüzleyin bina dahilinden hırsızlık suçundan sanık ...’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın aynı Kanun’un 58. maddesine göre mükerrirlere özgü ceza rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin ANTALYA 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/04/2008 tarihli ve 2008/242 esas, 2008/397 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 29.05.2009 gün ve 29526 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 23.06.2009 gün ve KYB.2009/153811 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 29.06.2009 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; (Tüm dosya kapsamına göre, sanığın sabıkasında bulanan ve tekerrüre esas alınan Mersin 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 08/02/2007 tarihli ve 2006/23 esas, 2007/55 sayılı 200 yeni Türk lirası adli para cezası ilamının infazı sırasında, 08/02/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması talebi üzerine aynı Mahkemenin 05/05/2008 tarihli ve 2006/23 eşas, 2007/55 sayılı ek kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş bu1unduğunun anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Kanun’un 231/5. maddesinde yer alan “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder.” biçimindeki düzenleme gereği, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 58. maddesi anlamında tekerrüre esas alınacak sabıkası kalmadığından yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre; Antalya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.04.2008 tarih ve 2008/242-397 sayılı sanık ...’ın yüzüne karşı verilen hükmü hakkında temyiz yasa yoluna başvurulmadığı, ancak kısa kararın son bölümünde hükme karşı başvurulacak kanun yolları açıklanırken “7 gün içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere” dendiği, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; mahkeme kararlarında ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını, sürelerini ve şeklini kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiğinin açık ve buyurucu şekilde belirtildiği, ancak Antalya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin anılan kararında hükme karşı başvurulacak kanun yolları, süresi mercii ve şekli ve yöntemi açıkça belirtilmediği gibi, sürenin tefhimden mi yoksa tebliğ tarihinden itibaren mi başlayacağı hususunda duraksama ve kuşku yaratıldığı, kanun yollarına başvuru süresinin ne şekilde başlayacağının yöntemine uygun ve kuşku oluşturmayacak şekilde açıklanmadığı, sanığın iradesinin yanıltıldığı, ayrıca sanığa gerekçeli kararın bu açıklamaları içerir biçimde yeniden tebliğ de edilmediği görüldüğünden açıklanan nedenlerle kararın kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında; 1-) Antalya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.04.2008 tarih ve 2008/242-397 sayılı hükmü kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE, 2-) Sanığa anılan kararın, yasa yollarına başvuru süresini, merciini, yöntem ve şeklini gösterir biçimde açıklamalı olarak usulüne uygun olarak tebliğ edilip, buna ilişkin belge ve sunarsa temyiz dilekçesi de eklendikten ve esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına İADESİNE, 23.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.