Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/26290 E. 2010/6329 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2008/26290
- Karar No
- 2010/6329
- Karar Tarihi
Hırsızlık suçundan sanık ...'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 141/1, 62. maddeleri uyarınca 1 sene 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/04/2007 tarihli ve 2005/614 esas, 2007/230 sayılı kararının infazı sırasında, 08/02/2008 tarihli ve 26781 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi karşısında, hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı yönündeki talep üzerine, müştekinin zararının giderilmediği gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına, önceki hükmün aynen infazına ilişkin, aynı Mahkemenin 12/02/2008 tarihli ve 2005/614 esas, 2007/230 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair İSTANBUL 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/04/2008 tarihli ve 2008/391 müteferrik sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 30/10/2008 gün ve 2008/12715-54041 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 26/11/2008 gün ve KYB.2008/238218 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 15/12/2008 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; 08/02/2008 tarihli ve 26781 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici 1/2. maddesindeki "Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş ve infaz edilmekte olan mahkûmiyet kararları hakkında, lehe kanun hükümleri, hükmü veren mahkemece 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ilâ 101 inci maddeleri dikkate alınmak ve dosya üzerinden incelenmek suretiyle belirlenir. Ancak, hükmün konusunun herhangi bir inceleme, araştırma, delil tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmesi halinde inceleme, duruşma açılmak suretiyle yapılabilir." şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden yazılı şekilde evrak üzerinde karar verildiği nazara alınmaksızın, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A 5271 sayılı CYY’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiş bulunan ve olağan üstü bir yasa yolu olan, yasa yararına bozma kurumu hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlayan istisnai bir yasa yoludur. Bu olağanüstü yasa yoluna başvurulabilmesinin ilk koşulu verilen hüküm veya kararın temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olmasıdır. Karar veya hükümlere karşı başvurulacak olağan yasa yolunun bulunması halinde bu yola başvurulamaz. Olağan yasa yolu denetiminden olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için ise, temyiz yasa yoluna başvuru hakkı olanların tamamının kararı tefhim veya tebliğ yoluyla öğrenmeleri yasal bir zorunluluk olup, bu husus 5271 sayılı CYY’nın “Kararların açıklanması ve tebliği” başlıklı 35. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; “Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.” şeklinde belirtilmiştir. CYY’nın 260/1. maddesinde ise yasa yollarına başvuru hakkı olanlar; “…Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar...” olarak sayılmıştır. İncelenen dosya içeriğine göre; İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.04.2007 tarih ve 2005/614-2007/230 sayılı kararının sanık ... savunmanına tebliğ edildiği halde, temyiz yasa yoluna başvurulmadığı, ancak kısa kararın son bölümünde hükme karşı başvurulacak kanun yolları açıklanırken “ Yedi gün içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere…” dendiği, kararda temyiz süresinin ne zaman başlayacağı hususu belirtilmediği gibi, hükme karşı başvurulacak mercii, şekli ve yöntemi kuşku oluşturmayacak şekilde açıkça belirtilmediği, Ceza Genel Kurulunun 29.05.2007 gün ve 114/113; 01.05.2007 gün ve 93/104; 20.02.2007 gün ve 46/39; 23.12.2008 gün ve 258/240 sayılı ve benzer kararlarında da ayrıntıları açıklandığı üzere, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; Hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunludur. Bunlardan birisinin veya birkaçının kararda gösterilmemiş olması ya da yanlış gösterilmesi; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CYY’nın 34/2, 40/2, 231/2, 232/6. maddelerine açıkça aykırılık oluşturacağından ve yapılan tebliği geçersiz kılacağından hükmün kesinleşmesini önler, kesinleşmeyen hükümler hakkında da yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulamaz. Ancak kanun yararına bozmaya konu edilen İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesinin anılan kararında temyiz süresinin ne zaman başlayacağı konusunda duraksama ve kuşku yaratıldığı ve başvuru şekli ve yöntemi eksik gösterildiği için savunmanın iradesinin yanıltıldığı, gerekçeli kararın da bu açıklamaları içerir biçimde sanık savunmanına yeniden tebliğ edilmediği görüldüğünden, kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle hükmün, temyiz hak ve yetkisi bulunanlara, başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve şeklini gösterir açıklamalı tebligat ile tebliğ edilmesi, açıklamada mutlaka temyiz yasa yoluna başvurma süresinin kendilerine tebligat yapılmasından itibaren başlayacağının bildirilmesi gerekmektedir. Tebligata rağmen temyiz yasa yoluna başvurulmaması durumunda hüküm kesinleşeceğinden, ancak bu ahvalde yasa yararına bozma yasa yoluna başvuru mümkün hale gelecektir. Tüm bu açıklamalar ışığında; kesinleşmeyen hükümlere karşı yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulamayacağından; 1-)İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.04.2007 tarih ve 2005/614-2007/230 sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE, 2-) Sanık ... savunmanına İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.04.2007 tarih ve 2005/614-2007/230 sayılı kararının, başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve şeklini gösterir açıklamalı tebligat ile usulüne uygun olarak tebliğ edilip, buna ilişkin belge ve sunarsa temyiz dilekçesi de eklendikten ve dosyanın esası hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 13.05.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.