Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/21574 E. 2012/18108 K.
Konu: Hırsızlık, Mala Zarar Vermek
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2008/21574
- Karar No
- 2012/18108
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık, Mala Zarar Vermek
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık, mala zarar vermek HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I- Sanık ... hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde; 5275 sayılı Yasanın 122. maddesi ile 647 sayılı Yasanın yürürlükten kaldırılmış olması ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCY’nın 50/5. maddesinde öngörülen düzenlemeye göre, hükmolunan cezanın tür ve miktarı bakımından, 5219 sayılı Yasa ile değişik 1412 sayılı CMUK’nın 305/1. maddesi gereğince hükmün temyizi olanaklı bulunmayıp kesin nitelikte olduğundan, sanık savunmanının temyiz isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE, II- Sanık ... hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Birlikte suç işleyen sanıkların neden oldukları ortak yargılama giderlerinden eşit olarak, diğer yargılama giderlerinden ise ayrı ayrı sorumlu tutulmaları yerine yazılı biçimde uygulama yapılarak 5271 sayılı CMK’nın 326/2.maddesine aykırı davranılması, 2-5320 sayılı Yasanın 13/1. maddesinde, Ceza Muhakemeleri Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafii ve vekile ücret ödeneceği, bu ücretin yargılama giderlerinden sayılacağı, 5271 sayılı CMK.nun 324. maddesinde yargılama giderlerinin neleri kapsayacağı ve aynı Yasanın 325 maddesinde de, bütün yargılama giderlerinin cezaya ya da güvenlik tedbirine mahkum edilen sanığa yükleneceğinin düzenlenmiş olmasına karşın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/3-c maddesinde, her sanığın kendi kendini savunmaktan başka, kendisinin seçeceği ya da mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından, yararlanma hakkına da sahip olduğu belirtilmiş ve TC. Anayasa'sının 90. Maddesinin son fıkrasında usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmelerin yasa gücünde olduğu, anayasaya aykırılıklarının ileri sürülemeyeceği ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası sözleşmelerle yasaların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda uluslararası sözleşme hükümlerinin esas alınacağı belirtilmiştir. Anılan maddeye göre, hakim uyuşmazlıklarda, temel hak ve özgürlükleri düzenleyen ulusal yasalarla, uluslararası sözleşmelerin çelişmesi durumunda şüphesiz ki uluslararası sözleşme hükümlerine göre hareket etme durumundadır. Bu açıklamalar ışığında; Mahkemece 5271 sayılı Yasası'nın 150/3. maddesi uyarınca 18 yaşından küçük sanıkların savunmasını yapmak üzere zorunlu savunmanın görevlendirilmesi nedeniyle, savunmana ödenen avukatlık ücretinin sanıklara yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olduğundan, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla CMUK'nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “her bir sanık yönünden ayrı ayrı 225,00 YTL ücreti vekaletin sanıklardan hazine adına tahsiline” ilişkin bölümün; 55 TL bilirkişi ücretinden ibaret yargılama giderine ilişkin diğer bölümün de çıkartılıp, yerine "55 TL bilirkişi ücretinden ibaret yargılama giderinin sanıklardan eşit olarak alınmasına" cümlesi eklenmek suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA; III- Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde; 5237 sayılı TCK’nun 66/1-e maddesinde, anılan Yasanın 141/1. maddesine uyan suçun gerektirdiği ceza için 8 yıllık süre belirlenmesi ve aynı maddenin 2. fıkrasına göre 12-15 yaş grubunda bulunan sanıklar için bu sürenin yarısının geçmesiyle kamu davasının düşeceği de gözetildiğinde 4 yıllık asli dava zamanaşımı süresinin karar tarihi olan 14.03.2008 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması ve bu süre içinde zamanaşımını kesen herhangi bir işlem yapılmamış olması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkındaki açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, IV- Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesine gelince; Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Suç tarihinde sanık ve suç ortağının, yakınanın park halinde bıraktığı kamyonunun brandasını kesip, kamyon üzerindeki 11 çift ayakkabıyı bir çuval içerisine koyarak çaldıkları, 15.01.2008 tarihli kolluk tutanaklarına göre; sanıkların yapılan araştırma sonucu yakalandıkları, çalınan ayakkabıların ''...5.sokak üzerindeki Cumhuriyet İlköğretim Okulunun arkasında bulunan inşaatta olduğu...'' yönündeki sanıkların beyanları doğrultusunda eşyaların inşaatın 2. katında bulunarak müştekiye teslim edildiğinin anlaşılması karşısında; sanık hakkında TCY'nın etkin pişmanlık hükmünü düzenleyen 168/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı BOZULMASINA, 16.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.